Siyasal kutuplaşma, ekonomi ve toplumsal refah için de tehdit oluşturuyor. Toplumun farkına varmadan düştüğü tuzaklardan biri de enflasyon beklentilerinde ortaya çıkıyor
Sosyal medya üzerinden toplumu kutuplaştırmaya çalışanların neye yol açtığını bir bilseniz?
Koç Üniversitesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Selva Demiralp’in, yaklaşık 2.500 kişinin katılımıyla gerçekleştirilen Koç Üniversitesi Hanehalkı Enflasyon Beklenti Anketi sonuçlarını değerlendirdiği ve Bloomberg HT’de Ağustos 2025’te paylaştığı analizler, bu konuda son derece dikkat çekici bulgular ortaya koyuyor.
Anket sonuçlarına göre, AK Parti’ye oy veren seçmenlerle ana muhalefet partisine oy veren seçmenlerin enflasyon beklentileri arasında belirgin farklılıklar saptanmış. Özellikle, Merkez Bankası’nın enflasyon hedeflerine “güveniyorum” diyenlerle “güvenmiyorum” diyenler arasındaki ayrışmada siyasi tercihlerin önemli rol oynadığı ortaya çıkmış.
Bu durum, Merkez Bankası’nın yürüttüğü enflasyonla mücadelede beklentilerin oluşturduğu olumsuz etkiyi artırıyor, enflasyonun yapışkanlığını güçlendiriyor. Sonuç olarak ülkemiz, enflasyonu kontrol altına alabilmek için daha uzun süre yüksek faiz ödemek zorunda kalıyor ve bunun büyük toplumsal maliyetine katlanıyor. Böylece, ulaşabileceğimiz refah düzeyinden bilerek ve isteyerek yoksun kalıyoruz.
Siyasal kutuplaşmayı körükleyen simsarlar, sırf iktidarın zarar görmesi için ülkenin ve toplumun kaderiyle oynuyor.
Bir öğretim üyesinin, geniş katılımlı bilimsel bir anketle bu gerçeği ortaya koymuş olması gerçekten üzerinde ciddiyetle durulması gereken önemli bir durum.
@Akparti@RTErdogan #enflasyon
Sayın Cumhurbaşkanımız @RTErdogan yaptığı konuşmada “kutuplaşmadan beslenerek halkı istismar edenlere fırsat vermeyeceklerini” ifade ettiler.
Bence bu mesaj, Türkiye’nin en önemli sorunlarından birine işaret etmesi nedeniyle büyük önem taşıyor. Zira kutuplaşmaya çok eğilim gösteren ve bu nedenle istismara açık bir toplumuz. Her türlü sahtekar bu zaafı değerlendirerek soygun yapabiliyor. Hatta sadece mala değil cana da kast edebiliyor. İşte #ahbapderneği bunun örneği.
Şu hale bakar mısınız? Herhalde dünyada bu kadar sahtekar bir araya gelmemiştir. @haluklevent diye biri çıkıyor, iktidara muhalif ne kadar kanaat önderi vs varsa bu sahtekara çoğu bilerek alet oluyor ve toplumun en hassas noktasından yakalayıp milyarlarca liralık vurgun yapıyorlar. Pes doğrusu.
Demek ki, ülkemizde etnik, mezhepsel, siyasi görüş ve yaşam tarzındaki farklılıklar sosyolojik olarak bize kimlik kazandırırken aynı zamanda zaafa dönüşebiliyor.
Elbette kendi irademizi kullanarak siyasi tercihlerimizi belirleyeceğiz. Ancak burada bazı uyanıkların bunu fırsata dönüştürmesine ve maddi çıkarları için kullanmasına izin vermemeliyiz. Yoksa dünya tarihine geçecek sahtekarlara daha çok fırsat veririz.
15 Temmuz hain darbe teşebbüsünün 10’uncu yılında, vatanı, bayrağı, ezanı ve millî iradeyi müdafaa ederken şehadet şerbeti içen 253 kahramanımızı rahmetle, minnetle yâd ediyorum.
Darbecilerin ölüm kusan silahlarına göğsünü siper eden gazilerimize Cenab-ı Allah’tan sağlık, afiyet ve hayırlı ömürler diliyorum.
15 Temmuz destanını iftiharla selamladığımız bu önemli yıl dönümünde, kahraman şehitlerimizin aziz ruhlarını hatmişeriflerle, dualarla, Kur’an-ı Kerim tilavetleriyle şad eyleyen tüm vatandaşlarıma teşekkür ediyorum.
Rabb’im cümle şühedanın mekânını inşallah cennet eylesin.
O karanlık gece boyunca istiklal ve istikbaline sahip çıkan…
Okunan salaları manevi bir zırh gibi kuşanıp şanlı bir direnişe imza atan…
Esarete boyun eğmeyeceğini, zulme rıza göstermeyeceğini dünyaya ilan eden her bir vatandaşıma, her bir kardeşime şükranlarımı sunuyorum.
Milletimizin istiklali, devletimizin bekası, demokrasimizin geleceği uğruna baş verse dahi baş eğmeyen yiğitleri daima şükranla anacak, destanlaşan mücadelelerini her zaman gururla hatırlayacağız.
15 Temmuz şehitlerimizi rahmetle minnetle anıyor, gazilerimize şifalar diliyoruz.
Allah bir daha böyle bir gece yaşatmasın.
Hain FETÖ ve benzerleri milletimizin feraset ve dirayetini asla unutmasın.
#15TemmuzDestanı
Vizyon başka bir şey…
NATO’ya üye ülkelere güvenmem. Türk ordusu kendi gücüne güvenir. Ama Türkiye’nin askeri gücünü, organizasyon kabiliyetini ve geldiği noktayı tanıtması bakımından zirve çok iyi değerlendirildi.
Yıllar önce Külliye için 1100 odalı “Saray” muhabbeti yapıldığı dönemde TBMM Genel Kurulu’nda savunma yapmak nasip olmuştu. Şimdi o gün yapılan eleştirilerin ne kadar sığ ve gereksiz olduğu ortaya çıktı.
Halen CHP Genel Başkanı Sn. Kılıçdaroğlu da Külliyeyi ODTÜ’ye vereceğini falan söylüyordu.
Zaman bizi haklı çıkardı çok şükür.
TBMM KİT Komisyonu Başkanı Hasan Fehmi Kinay'ın 27.11.2014 tarihli Genel... https://t.co/n1v6ia6w5t @YouTube aracılığıyla
Ben de oğlumla birlikte AK Parti Genel Merkezi önündeydik. Aynen milletimizin tüm fertleri hiçbir ayırım yapmadan oradaydı. Linç edilen falan olmadı ve selalar eşliğinde milletimizin cesur direnişi vardı.
Biz böyle alçak bir illegal suç örgütünün uydurma iddialarını 15 temmuz gecesi onlarla birlikte yokluğa mahkum ettik. Allah’ın izniyle de bu vb ajanlara göz açtırmayacağız.
Ben Şamil beyi bir minibüsün üzerinde hitap ederken gördüm.
24.25.26. Dönem Kütahya Milletvekilimiz Prof Dr. Vural Kavuncu’nun değerli validelerinin vefat haberini üzüntüyle öğrendim.
Allah merhametiyle muamele eylesin. Mekanı cennet olsun.
Annesine büyük bir özveriyle refakat eden ve özverili bir evlat olarak annesinin son nefesine kadar evlatlık görevini hakkıyla yerine getiren değerli Vural Kavuncu bey ve ailesine başsağlığı diliyorum. Allah ecrini mükafatını dünya ve ahirette versin.
@drvural_kavuncu
Dikkat çektiğiniz için tebrik ediyorum.
Aslında benim en çok tuhafıma giden basının kendisine gösterdiği ilgi.
Altın fiyatları üzerine bu kadar spekülasyon yapıp kehanet gösteren birine muhtemelen zarara uğramış kesimler sert tepki gösteriyordur. Buna rağmen neden hala yorumlarına başvuruluyor? Açıkcası anlamadım.
Normal olan sesini kesip köşede oturmasıdır. Popülaritesinden yararlanıyorlar diye düşünüyorum. Ama ters etki yaratıyor.
Dün 6 beldede yapılan seçimin 4’ünü AK Parti 1’ini MHP diğer birini CHP kazandı. Parça bütünün habercisidir. Bu kez seçmen muhalefete ders verecek gibi görünüyor. Ne dersiniz? Bence yeni bir seçim zaferine doğru ilerliyoruz. Türkiye’de eser ve hizmet siyaseti kazanmaya devam ediyor.
@RTErdogan@Akparti@AKGenclikGM
Açık yüreklilikle hayatınızı paylaştığınız için çok teşekkür ediyorum. Asıl önemli olan aile kurumunun önemi üzerinde durmanız. Bence verdiğiniz tüm mesajlar çok değerli. Sizinle Elazığ’da tanışmıştık. Samimi ve mütevazı kişiliğinizi takdir ediyorum. Selam ve sevgilerimi sunuyorum. Allah’a emanet olun güzel insan.
Adnan Menderes söz konusu olduğunda biz Kütahyalıların da söyleyecek birkaç sözü vardır.
Merhum Adnan Menderes, DP’nin girdiği ilk genel seçim olan 1946 seçimlerinde memleketi Aydın’dan aday olmuşsa da burada seçilememiş; ancak Kütahya’dan milletvekili seçilmiştir. Bu durum, onun siyasi yaşamında Kütahya’yı müstesna bir yere taşımıştır.
Her vesileyle Kütahya’ya gelmiş, ilçeleri dâhil olmak üzere şehrin hemen her köşesini ziyaret etmiştir. Kütahya, onun için siyaseten doğduğu yerdir.
Ne yazık ki 27 Mayıs 1960 Darbesi sonrasında yine çok sevdiği Kütahya’ya gelmiş ve siyasi mücadelesini başlattığı bu şehirde tutuklanmıştır.
Kütahya ise Adnan Menderes’in temsil ettiği siyasi geleneğe bağlı kalmış; bu tutumunu da 2002 sonrasındaki tüm seçimlerde AK Parti’ye ve Cumhurbaşkanımız Sayın Recep Tayyip Erdoğan’a destek vererek sürdürmüştür.
Merhum Süleyman Demirel’in ifadesiyle Kütahya, “demokrasi güneşinin doğduğu yer”dir.
Kütahya, kadim bir Osmanlı şehri olmasının yanı sıra, Cumhuriyet sonrası Türkiye’nin siyasal kimliğinin inşasında da önemli roller üstlenmiş illerimizden biridir. Nitekim Necip Fazıl’ın Büyük Doğu hareketinin ikinci şubesinin açıldığı şehirlerden biri olmuş, Refah Partisi için ise Ege’deki ilk fetih kapısı olarak anılmıştır.
Ancak ne yazık ki bu siyasi miras ve gelenek bugün aynı şekilde korunamamaktadır. Bir şeyler ters gitmiş, Kütahya’da yerel yönetim CHP’ye geçmiştir.
Aydın’ın yaptığı transferle Ege’de yeni bir toparlanma ve yeniden yükseliş sürecinin başlayacağını ümit ediyoruz.
Aşağıda, bir tarih hocamızın derlediği bilgileri bulabilirsiniz.
Dumlupınar Üniversitesi Fen-Edebiyat Fakültesi Tarih Bölümü Öğretim Üyesi Prof. Dr. Esra Sarıkoyuncu Değerli, AA muhabirine yaptığı açıklamada, Menderes’in aradan geçen yıllara rağmen Türk siyasetinin unutulmayan önemli isimlerinden biri olduğunu vurguladı.
Türkiye’de çok partili hayata geçilmesinin ardından Adnan Menderes’in arkadaşlarıyla birlikte 7 Ocak 1946 tarihinde Demokrat Parti’yi kurduğunu hatırlatan Değerli, şu bilgileri verdi:
“21 Temmuz 1946 seçimleri gündeme geldiğinde, o dönemde yürürlükte bulunan seçim kanunu birden fazla ilden aday olmaya izin veriyordu. Bu nedenle Adnan Menderes hem memleketi Aydın’dan hem de Manisa ve Kütahya’dan milletvekili adayı olmuştur. Merhum Menderes, memleketi Aydın’da seçimleri kazanamamış; ancak Kütahya’da milletvekili seçilmiştir. Böylece Adnan Menderes, 1946-1950 döneminde TBMM’de Kütahya milletvekili olarak görev yapmıştır.
Bu nedenle Adnan Menderes’in Kütahya’ya ayrı bir sevgisi ve ilgisi vardır. Kendisi, yaptığı konuşmalarda Kütahya’ya çok şey borçlu olduğunu sık sık ifade etmiştir.”