Bilim, sanat ve felsefe; insanı bilgilendirmekle birlikte düşündürür, empati kurdurur ve hayata yepyeni pencerelerden bakma cesareti verir.
Dünyayı tek bir açıyla değil, çok boyutlu okumak için bu üçlü olmazsa olmazımızdır...
1/ Geçenlerde bir meslektaşım, "Hocam, paylaşımlarınızı takip ediyorum; ama bir psikolog olarak ben politikayla ilgilenmem, çünkü politika politikacıların işidir," dedi.Bu sığ yaklaşım, eğitimli kesimin içine düştüğü en büyük yanılsamayı özetliyor. +
2/ Ekonomi, tarih, psikoloji ve felsefe gibi sosyal bilimler birbirinden bağımsız adacıklar değildir.Bireyin ruhsal dinamiklerini; onu kuşatan ekonomik şartlardan ve politik kararlardan bağımsız ele almak, insanı ve toplumu anlamayı imkansızlaştırır.
3/ Hayatın her alanını kökten etkileyen politikanın uzağında durduğunu sanmak, aslında kendi yaşamının direksiyonunu başkalarına devretmektir.Madalyonun diğer yüzünde ise çok daha yapısal ve tehlikeli bir sorun var: "Meslek robotu" haline getirilmiş kitleler.
4/ Bugün en okumuş, alanında "uzman" ya da "akademisyen" sıfatı almış kişilerin bile bu apolitik dili içselleştirmesi tesadüf değil.Bu tablo, antidemokratik ve otoriter yönetim anlayışlarının bilinçli olarak inşa ettiği bir toplumsal çıktıdır.
5/ İstenen şey nettir: Herkes kendi dar uzmanlık alanında kalsın, teknik olarak işini yapsın ama sistemin ahlaki ve toplumsal sonuçlarını asla sorgulamasın.Çünkü sorgulama başladığı an; şeffaflık, demokrasi ve hesap verilebilirlik talebi doğar.
6/ (Son) Oysa entelektüel olmak, sadece bir mesleğin teknik detaylarına hakim olmak https://t.co/Bs4TWQjm8sıl entelektüellik; o mesleğin toplumsal kaderle, hakla ve adaletle olan sarsılmaz bağını görebilme, bunu dile getirebilme cesaretidir.
Büyükelçiliğimize Montrö Boğazlar Sözleşmesi ile ilgili gelen sorulara cevaben, aşağıdaki hususları bildirmek isteriz.
Rusya, Montrö Sözleşmesi'ne büyük önem vererek uluslararası ilişkilerde yer alan tüm taraflarca uygulanmasını kararlılıkla desteklemektedir.
Sözleşmenin, özellikle Akdeniz ve Orta Doğu'daki son olaylardan dolayı meydana gelen dramatik dönemde, tüm ülke ve devletlerin çıkarlarına hizmet ettiğine inanıyoruz.
Bu bağlamda, Türkiye'nin dengeli ve sorumlu tutumunu takdirle karşıl��yoruz.
Çocuklarımız daha bodur, zihinsel gelişimleri geri kalmış durumda.
Sebep belli:
Tarım çökertildi, gıda enflasyonu dünyada zirvede.
Birileri şatafatla, hamasetle, yalanlarla yaşıyor.
Bedelini çocuklar ödüyor.
Ve bu vahim tablonun vebali size aittir.
Herkesin hayata dair kendi anlamlandırma sistemi vardır: teistin Tanrıya, ateistin bilime olan inancı gibi. Bunlar farklı yollardır, biri diğerinden ne eksik ne de fazladır.
Aynı şeye inananlar bile farklı anlamlar yüklerken, neden farklı inançlara tahammül etmeyelim?
CHP’deki tartışmalar sadece koltuk yarışı mı? Yoksa muhalefeti etkisizleştirmenin bir yöntemi mi?
İktidar, artık sadece devleti değil, muhalefeti de kontrol etmek istiyor.
Ama unuttukları bir şey var: Bu ülkede Atatürk'ün mirası hâlâ yaşıyor.