Binali Yıldırımın seneler önce yapt��ğı Meclis konuşmasında anlattığı bir fıkra geldi aklıma. Bu söylediklerinin neresini düzelteceğimi şaşırdım doğrusu.
Öncelikle anketlere bakacak olsaydık bu ülkede birkaç sene önce “anket sonuçları ortada biz kazanıyoruz” diyen bir muhalefet vardı ve sonuç hiç bekledikleri gibi olmadı.
Yanlış anlaşılmasın suriyeli meraklısı değilim ama salladığın bir mesele olduğu için buna da değineceğim. Suriyeliler düşük ücretli ve zor işlerde çalışır o yüzden işten çıkarılmaları genelde karşılaşılan bir durum değil. Bizim halkımızın içinde bulunduğumuz ekonomik iklimden dolayı haklı olarak daha fazla maaş ister karşılayabilen karşılar karşılayamayan gidin der. Giden de ekmeğe muhtaç kalmaz zira Trabzon’un aksine her yerde istihdam mevcut ve söz konusu vatandaş daha iyi şartlarda kısa sürede iş bulabilir örnek verecek olursak Trabzon’un gençlerinin istihdam için ya da daha iyi şartlar için şehrini terk edip İstanbul gibi şehirlere gitmesini gösterebilirim. Ayrıca bu durum (işçilerin eylem ve zam taleplerinden kaynaklı işten çıkarmalar) Gaziantep özelinde değil maalesef Türkiye’nin her yerinde karşılaşabileceğin bir manzara.
Sosyal ve kültürel açıdan yarışmam demişsin. Nedeni ise yarışamayacak olmandır. Trabzon’un doğa güzelliğine asla lafım yoktur hatta öyle ki sümela manastırı dahi önem açısından Trabzon’un doğasını gezmeye gidenlerin gelmişken burayı da görelim dediği yer haline gelmiş. Ancak bu bile Gaziantep’in medeniyet ve kültür geçmişinin yanına yaklaşamaz. Bütün özellikleri karşılaştıracak olursak Trabzon doğasıyla güçlü olabilir, buna itiraz yok. Ama tarih, ekonomi, üretim, ihracat ve gastronomi konuşuyorsak Gaziantep açık ara önde; üstelik UNESCO tarafından tescillenmiş bir mutfak kültürüne sahip. Bu şekilde bakınca neden yarışmak istemeyeceğini çok iyi anlayabiliriz. Trabzon’a ekonomik büyüklükle ayrı medeniyet ve kültür büyüklüğüyle ayrı üstünlük kuruyor Gaziantep. Bunları birbirine karıştırmadım merak etme.
Kerpiç evler ve Hindistan benzetmesi kullandın açıkçası Türkiye’nin en büyük sanayi ve ihracat merkezlerinden birine ‘kerpiç şehir’ demek gerçeklikle ve mantıklı bir bakış açısıyla bağdaşmaz.
Şok içinde okuduğum hastahane meselesinde ise şunları söyleyeyim. Herkes bilir ki ülkedeki bütün hastaneler bakanlık denetimindedir hayatında kaç ölü gördün bilmiyorum da herhangi hastahanede pislikten ölen birisini gördüğünü sanmıyorum. Yani bu mesele de YİNE gerçeklik, akıl ve mantıkla bağdaşmayacak bir meseleydi.
Güvenlik konusu da her büyük şehirde olduğu gibi olay bazlıdır, genellenemez. Bireysel sorunlar olabilir ama bunu genellemek doğru değil, böyle bir sistematik veri yoktur. Bu da maalesef YİNE abartılı bir iddia ve yaklaşım.
Senin söylediklerine bakınca çürüme var zannedilebilir neyseki biraz okuyunca yazdıklarının kolpaya kaçtığı hemen anlaşılıyor.
Senin sorunun sosyal medya zihniyeti ve sosyal medya ağızı. Bu kadar kasma kendini tartışma sırasında duygusallığı bırak ve abartıdan uzak dur.
Sözde sosyal çürümüşlüğü görmedim diye “sende akıl yok” demişsin. Peki öyle olsun o halde senin bunca şeyi bu kadar hatalı görmenden dolayı senin aklın için ne söylenebilir bunu biraz düşün.
Suriyeliler üzerinden nüfus ve yatırım olmak üzere 2 alanda sallamışsın. Nüfus kısmına hiçbir doğruluğu olmayan bir veri sunup %50 diyerek aklınca karalama yapmışsın. Sanayi kısmında da sadece suriyeli değil bir çok yabancı yatırımcı görebilirsin. Araştır diyeceğim de araştırmak gibi bir huyun olmadığı aşikar.
Turist karalamıyorum da aramızdaki fark ne biliyor musun ? Aklınca şehrime salladığın, küçümsediğin o suriyeliler bu şehirde genel olarak işçi ve bir kısmı yatırımcı olarak hizmet ediyorlarken sizden birçoğunuz şehirinize gelen Arap turistlerin etrafında onlara hizmet edip para koparma derdindesiniz…
Büyük karekter farkı var. Dediğim gibi tartışmaya bile değmez.
👨🚒🐈 Ankara’da bir evde çıkan yangında dumandan etkilenen 'Paytak' ve 'Şanslı' isimli iki kedi, sağlık ekiplerinin müdahalesiyle hayata döndürüldü
İtfaiye ekipleri tarafından kurtarılan kedilere kalp masajı yapıldı ve oksijen verildi
İtfaiyecilik ülkemizde bir meslek statüsünde değil. İtfaiyeciliğin "MESLEK" olarak kabul edilerek özlük haklarının iyileştirilmesi için istiyoruz. #destekolunmeslekolalım
@hakerg15@darmody2021 Yine dediğim gibi. Sabah abdesti evde, ikindi abdesti ise mesai çıkışında alınabilir. Öğle vakti için ise zaten herkes öğle arasında olduğundan kaytarma söz konusu olamaz. Her iki taraf için de suistimal edenlere bir şey diyemem bir sürü kişinin hakkına giriyorlar.
@bizsiz10lar@bosunatiklama Her nöbet günü evden çıkarken ertesi gün eve dönememe ihtimalinin bilinciyle çalışıyoruz. Bu psikolojiyle başa çıkamayacak olanlar buradan istediğini istediği şekilde bilinçsizce yazıp komik olmaya çalışıyorlar. Şunu bilin komik olan yazdıklarınız değil, komik olan sizsiniz.
@ProfDemirtas Biz polis, jandarma, afad vs gibi herhangi bir bakanlığa bağlı değiliz hatta biz meslek bile değiliz. Biz belediyelerin “Genel İdari Hizmetler” kapsamı altında faaliyet gösteriyoruz anlayacağınız bırakın maaş artırımını bir adımız bile yok. Bunun mücadelesini veriyoruz.
@ProfDemirtas Hocam paylaşımınız biz İtfaiyecilerin dikkat çekmesi adına çok önemli bunun için en azından kendi adıma çok teşekkür ederim. Biz itfaiyecilerin hiç bilinmeyen çok trajikomik bir problemimiz var. +++
Polis Memurları ve İtfaiye Erleri…
Alım güçlerinin arttırılması şart. Alım gücünün, iş sırasında alınan HAYATİ risk ile orantılı artması lazım.
Amerika Birleşik Devletlerinde 50. Katın camlarını silen kişi bile tonlarca para alır, hayatını riske attığı için.
Polislerin ve İtfaiye erlerinin alım gücünü düzeltin…
İtfaiyeciler Yurt dışında el üstünde tutuluyor. Bizde de öyle olmalı.
Alevlerin arasına dalarken bir saniye düşünmüyorlarsa eğer, biz de onların ALIM GÜCÜNÜ arttırırken bir saniye düşünmemeliyiz.