Karşınızdaki insanın hoşuna gitmeyen bir şey yaptığınızda, yaptığınız tüm iyi ve hoşuna giden şeyleri unutup aklına ilk gelen kırıcı cümleleri sarfediyorsa oradan kaçarak uzaklaşmak lazım.
Millet olarak meslektaşını öteki görüp yerden yere vurma noktasında üstümüze yok galiba. Herkes eleştirisini kendisine yapsa ve elinden geleni yapsa gerçekten başkasının ne yapıp yapmadığını göremeyecek kadar meşgul olacak halbuki.
Sene boyunca derse giriyorum. Meslektaşlarıma bir şey anlatırken her zaman anlatacağım şeyleri bildiklerini varsayarak ve haddim olmadan anlattığımı ifade ederek anlatırım seminerlerde özellikle. Öğrencilerimin okulda gelmeyi en sevdiği yerlerden biri rehberlik servisi. Okulda tanımadığım öğrenci neredeyse yok denecek kadar az ve neredeyse çoğunun ailesine kadar tanırım ve devamlı görüşürüm.
Tüm evrak işlerinde ve işim olmayan işlerde bile kim olsa fark etmez yardımcı olmaya çalışırım.
Sınıf,branş fark etmez herkes kendi işinin ustasıdır kimsenin işine karışmak kimsenin haddine değil.
Bu düsturu edinirseniz kimseye akıl vermeye kalkmazsınız. Çok şey bilmenize gerek yok bir şey yazarken haddinizi bilseniz halbuki hiç bunlar olmayacak.
Yani ortaya bir suç atıp ama hocam biz şunu kast etmedik, işini iyi yapanlar üstüne alınmasın vesaire ne kadar irrite edici.
İnsanları bu şekilde gönderilerle bi mesleğe karşı önyargılı hale getiriyorsunuz. 1-2 derken 1000lerce post çıkıyor böyle böyle.
Her öğretmen kıymetli, herkes kendince elinden geleni yapıyor. Yapmayanın da vicdanı ile kendisi arasında.
İstemeyerek, mesaisi veya parası için yahut mecburiyetten öğretmenlik mesleğini seçmiş birçok insan var. Kimse kimseden sorumlu değil o yüzden hedef göstermeyi bırakıp kendiniz neler yapabileceğinize odaklanın.
Ve en önemlisi, HADDİNİZ OLMADAN KİMSENİN İŞİNE KARIŞMAYIN.
Şu rehber öğretmenlerin kendini psikolog sanıp odalarından çıkmamaları, diğer meslektaşlarına yukarıdan bakmalari ve bazılarının okul dedikodulariyla ilgilenmeleri sorunu çözülmeli ve rehberlik dersi getirilerek rehber öğretmenler derse sokulmalıdır.
Vertigo, reflü, panik atak olarak bedelini ödedik. Bunlardan kurtulmuş olsam da gerçekten aşırı empatiden uzak durulmalı. Her şeyde olduğu gibi ortayı bulmak çok zor ama önemli yoksa sonuçlarını beden ödüyor. Sonuna kadar katılıyorum.
Anlamıyor musun? Aşırı empati ve tepkisizlik seni hasta eder. Yaşadıklarını taş yaşasa çoktan çatlamıştı. Sense hâlâ “onu mu kırarım, bunu mu üzerim?” diye düşünüp duruyorsun. Neyse, beni dinlemezsen bedenin birgün sana anlatır.
Bizler hayatımızın her anında en ufak meselelerde bile en doğru kararları alabilmek için istişare yaparken, “Ben yaptım oldu.” anlayışının eğitim camiasına ve özellikle meslektaşlarıma yapılan bu kötülüğün izahı dahi olamaz…
“Dün kaldır,bugün getir.” anlayışı ile MEB ve ÖSYM sınıfta kalmıştır.Sınava 6 ay kala ders sayılarında ve soru dağılımında artış ve azalma yapılması ve bazı branşlara Alan Sınavı getirilmesi kabul edilemez.
Bu serzenişimin Tarih branş sorularının azaltılması ile yakından uzaktan ilgisi yoktur ki bana göre 6 sorunun kapsamı tüm müfredatı kapsayacaksa Tarih ve Coğrafya derslerinin sınavdan tamamen kaldırılması ve soru sorulmaması meslektaşlarım için daha iyi olacaktır. En azından buraya harcayacakları zaman ve enerjiyi başka derslere vermeleri bilgi eksikliklerini kapatmaları açısından önemli hale gelecektir.
Ancak müfredatta tarih sorularını azaltsanızda bu gelişmeler karşısında bilim dünyası başta olmak üzere, eğitim paydaşlarının sessiz kalması, statülerini koruma güdülerine karşı haksızlıklara ses çıkarmayıp sinmelerini de ilerde okutulacak tarih kitaplarında yerini alacaktır.
Son 3 yılda öğretmen atamaları sayılarındaki inanılmaz düşüş, branş dağılımı ve mülakat adaletsizliği, ataması yapılmayan öğretmenlerimiz ve Milli Eğitim Akademisi kurulacak derken 2026 oldu ya…Beklettiğiniz yüz binler için en kısa zamanda atama yapmanız dileğiyle…
#CBÖgretmenlerAtamaBekliyor