LÂİLÂHE İLLÂLLÂH diyen ve bu ikrar üzerine ölen hiçbir kul yokturki,cennete girmesin.hadis
İSMİ“Allah”olanın tarifi
“İHLÂS”Suresidir,bu tanımı kavramayanın“ALLAH”imanından sözedilemez
Herkes Heran Rabbiyle(sonsuz potansiyelli KUANTUM BEYİN)bağlantı halinde,farketsede etmesede!AH
Rasûlullah ﷺ şöyle buyurdu:
“Bir kimse geceleyin kalkıp ibadet etmek niyetiyle yatar da sabaha kadar uyanamazsa, ona niyet ettiği şeyin sevabı yazılır; uykusu da ona Rabbinin bir sadakası olur.” (Nesâî, Kıyâmü’l-Leyl, 61)
“OKUYUN” ki yanmayasınız,
Beşeriyet dünyasına ait ne varsa, SÜNNETULLAH dünyasında hiç bir anlam ve değer taşımaz!
Tüm yaşadıkların, beşeriyet dünyanın getirisi sonucudur!
KURÂN “BEYİN” demiyor ama…
Biz tutturmuşuz, BEYİN DE BEYİN, diyoruz!
Eleştiriyorlar bu yüzden.
“HALA AKLINIZI KULLANMAYACAK MISINIZ” derken Kurân, akıl kelimesiyle “BEYİN”e işaret etmiyor da başka bir organdan mı sözediyor?
Yaşamınıza yön veren her düşünce ve davranışınız “BEYİNinizden başka bir organdan mı açığa çıkıyor?
Kesin olarak bilin ki, KENDİNİ TANI cümlesindeki KENDİN, BEYNİNDİR!
“BEN” sözüyle aklından geçen HER ŞEY BEYNİNİN YARATISIDIR! ÇÜNKÜ BEYNİN BARINDIRDIĞI ÖZELLİKLER İTİBARİYLE RABBİN OLARAK BİLDİĞİN ALLAH ESMASINDAN BAŞKA BİR ŞEY DEĞİLDİR!
BEYİN YARATIYOR DEDİĞİMİZ ZAMAN, BU RABBİN YARATIYOR CÜMLESİYLE AYNI ŞEYİ ANLATIR.
Ne var ki, beyin kelimesini İLİM boyutundan değil, GÖZ sınırlarında değerlendirenler BEYİNİN HAKİKATİNİ KAVRAYAMAZLAR!
“BANA HER ŞEYİN HAKİKATİNİ GÖSTER” duasına devam eden Resûlullah, yaşamdakileri göz boyutundan değil, ilim boyutundan değerlendirmeyi taleb etmiştir.
KUANTUM BEYİN, dedik; gözün algılama sınırlarına GÖRE tanımlamalarının ötesine geçirebilmek için. Maddenin yalnızca göz sınırlamasından kaynaklanan ALGI olup, GERÇEKTE 2D DALGABOYU EVRENDE VAR OLAN BEYİNİN DE BİR DALGABOYU/BİLGİ KOMPOZİSYONU OLDUĞUNU ANLATMAK İÇİN KUANTUM BEYİN TANIMINI KULLANDIK!
Yaşam, her an yeni bir şan alan bilgi kompozisyonundan ibarettir beyin için!
Bilinen BEYİNİN ORİJİNİ OLAN KUANTUM BEYİN, HER AN KENDİNE ULAŞAN BİLGİLERE GÖRE (ister evrenden ister zerrenden) yeni şanını yaratır!
“O HER AN YENİ ŞANDADIR” âyeti ötendeki tanrıdan değil, her an yeni şanda/kompozisyonda olan KUANTUM BEYNİNİN POZİSYONUNDAN sözeder.
Kurân’ ın, geldiği günün sosyal şartlarına göre olan önerilerini bir yana koyarsak, ana işlevi İNSANA HAKİKATİNİ/ORİJİNİNİ HATIRLATMAKTIR!
Bu hatırlamanın sonucu ise “Kaldır kendini aradan, ortaya çıksın Yaradan” işaretine çıkar!
İşte İHLÂS SURESİ de bunu anlatır ki, o yüzden Kurân’ın üçte biri olarak tanımlanmıştır.
İHLÂS SÛRESİ SENİN HAKİKATİNİ SANA FARK ETTİRMEK, KENDİNİ TANIMAN İÇİN BİLDİRİLMİŞTİR!
İster, her an kendine ulaşana/duaya göre yeni bir şan alan, yanısıra “BEN”inin olmayışına bilimsellik açısından bak; ister de, “KUL (anla ve de ki) HU VALLAHU AHAD, ALLAH US SAMED, LEM YELİD VE LEM YULED” de; ulaşacağın son nokta, YALNIZCA VAR OLAN TEK’dir ki, ONDAN GAYRI HİÇ BİR ŞEY YOKTUR!
Gerisi, HER AN YENİ BİR ŞAN DA OLAN TEK’TİR!
HER AN HER NOKTADA ALGILAYAN, ALGILANAN, KEND��Nİ SEYREDEN TEK’TİR Kİ; SEN DE O SEYR İÇİNDE SEYRETTİĞİSİN!
İSTEYEBİLİYORSAN, İSTE KENDİNİ TANIMAYI, DUAN OLSUN!
BU BÖYLECEDİR Kİ, SENDEN AÇIĞA ÇIKAN HER ŞEY DUAN OLARAK KUANTUM BEYNİNE/ RABBİNE ULAŞIR VE O DA İCABET EDİP GETİRİSİNİ YAŞATIR.
Rabbim niye vermiyor deme, duan olan düşünce ve davranışlarına bak! GÜNÜN NE KADARINDA BEYNİNDE NELER VAR, NE KADARINA RABBİN
TANIMAYLA MEŞGUL!
“RABBİNE FİRAR ET” uyarısını iyi düşün!
28.6.2026
Estas no son imágenes de Hiroshima del siglo pasado, es el sur del Líbano, donde el ejército genocida de "Israel" está haciendo desaparecer pueblos enteros, llenándolos de explosivos y volándolos por los aires.
No hay escándalo mediático en la prensa, "Israel" puede destruir pueblos enteros y ni siquiera lo hacen noticia.
DUA NİÇİN YAŞAMDAKİ EN ÖNEMLİ ŞEY?
“DUA VE ZİKİR” isimli kitabımızda bu konuya biraz değinmiştim. Burada o konuya önemli bir açıklama yapmak istiyorum.
DİNDE, “RAB” ismiyle işaret edilenin, holografik sistem sonucu, kuantum potansiyelin tüm özelliklerini barındıran KUANTUM BEYİN olduğunu önceki mesajlarımda yazmıştım.
Metaforik DİNSEL anlatımda, beyindeki bu potansiyeldeki özelliklere de “ALLAH ESMÂSI” denildiğine işaret etmiştim.
Dolayısıyla, her insan denilen beyinde bu özellikler tümüyle potansiyel olarak vardır.
“ALLAHA İMAN” denildiğinde, ÖTEDEKİ VEYA İÇİNDEKİ BİR VARLIKTAN DEĞİL; varlığının TÜMÜYLE kendisi olan KUANTUM BEYİN dediğimiz “POTANSİYELİNE İMAN”dan söz edilmektedir!
Sonsuz sınırsız özellikleri barındıran KUANTUM BEYİN/RABBIN, her an, kendisine ulaşan bilgilere GÖRE, O bilgilerin gereğine/icabına/farkındalıklı ya da farkındalıksız DUANA GÖRE, bir an sonranı YARATMAKTADIR!
İşte konunun en incelikli alanı burasıdır…
Oluşmuş bilgi tabanına GÖRE, sonsuz özellikler barındıran kuantum beyinin, AN içinde tüm verileri analiz edip, sonraki ANINI yaratır!
Bu hususa Resulullah, “TAKUNYANIZIN TASMASI DAHİ KOPSA ONUN İÇİN DUA EDİN” diyerek konunun önemine müthiş bir dikkat çekmiştir!
Çünkü yaşadığın her an, önceki andaki farkındalığın kadarıyla yönelişinin/DUANIN sonucu olarak açığa çıkacaktır!
“İLİM ÇİN’DE BİLE OLSA GİDİP ALIN” işareti Resûlullah’ın, her anki açığa çıkışının, İLMİNE GÖRE DUANA dayalı olarak meydana gelmekte olduğu esasına dayanır.
“RABBİM İLMİMİ ARTTIR” âyetiyle işaret edilen de; DUAN İLMİNE GÖRE/KADARDIR, SİSTEMİNE dayalı olan uyarıdır!
Eğer buraya kadar yazdıklarımla muradımı anlatabilmişsem…
ÖNCELİKLE GEREKLİ OLAN, ister RABBIM diye anla ister sonsuz potansiyelli olan KUANTUM BEYNİN diye anla; bu anladığına İMAN ETMEKTİR!
İMAN ETMEKTİR, çünkü akılla bu sistemi zihninde bir tür somutlaştırman mümkün değildir; ancak İMAN EDİLESİ bir konudur. BU YÜZDENDİR Kİ, DİN, AKIL DEĞİL, İMAN ESASINA DAYALI OLARAK ANLATIMIŞ VE ANLATIMLAR METAFOR ÜZERİNE GELİŞMİŞTİR!
İşte eğer sende böyle bir İMAN HALİ/İLMİ açığa çıkıyorsa, bu farkındalıkla ihtiyaç duyduğun her konuda, anında DUA EDERSİN! DUAN OLMAYAN HER ANIN DA İSRAFTIR, BİR BİLEBİLSEN!
YAŞAMIN, FARKINDALIKLI VEYA FARKINDALIKSIZ DUALARINA RABBININ İCABETİNDEN BAŞKA BİR ŞEY DEĞİLDİR; BİR BİLEBİLSEN!
SELÂMETİN DUANDADIR,
RABBİM, ENTES SELÂM VE MİNKES SELÂM, TEBAREKTE YA ZÜL CELÂLİ VEL İKRAM !
26.6.2026
“Hasan ve Hüseyn, cennet gençlerinin seyyidleri (efendileri) dir; babaları (HzAlî), onlardan daha hayırlıdır!”(Hadîs)
“Hasan ve Hüseyn, teyze zâde olan Meryemoğlu Îsâ ve Zekeriyya oğlu Yahyâ hariç, cennet gençlerinin seyyidleridir!”(Hadîs)
Nu'mân b. Sa'd şöyle dedi:
Hz. Ali'nin ikamet ettiği ve emirlik yurdu olan Küfe'deydim.
O esnada Nevf b. Abdullah, Hz. Ali'nin yanına gelerek:
"Ey Mü'minlerin emiri, Yahudilerden 40 adam kapıda bekliyorlar dedi."
Hz. Ali içeri alın dedi.
İçeri girip Hz. Ali'nin huzuruna vardıklarında,
"Ey Ali bize, bu göklerde olan Rabbini tasvir et" dediler.
Bunun üzerine Hz. Ali radiyallâhu anh doğruldu ve etrafındaki Yahudilere şöyle seslendi:
"Ey Yahudi topluluğu!
Benden dinleyin ve benden başka da hiçbir kimseye soru sormayın.
Aziz ve Yüce olan Rabbim, hiç bir şeyden icad edilmemiş (yaratılmamış), her şeyden önce var olan, bir şey ile karışmayan, zihinlere mahal ve hayalet olmayan, bir perde arkasında değil ki ihata olunsun, sonradan var olan da değildir. Bilakis eşyaya şekil veren ve şekilden münezzeh olandır.
O ebedidir.
Üzerinden zamanların ve ahvâlin (olayların) geçmesi ile yok olmaz.
Hayalet ile nasıl nitelenir? Fasih diller onu nasıl tasvir eder?
'Eşya içerisinde olmayana, eşyadan ayrılmış ve eşyadan ayrılmayanı, eşyadan bağımsız oldu' nasıl denir?
Bilakis o, keyfiyetsiz olarak insana şah damarından daha yakındır.
Hiçbir şeye benzemez.
Bir an olsun bile kulları, onların sözleri ve gece karanlığında attıkları adımları ondan gizlenemez.
Ayın ve güneşin parlaklığı, onun nurunu örtemez.
Gece ve gündüzün ardı ardına gelmesi, onun irade ve ihatasıyla olmuştur.
O bütün zamanları, mekânları ve sonlu şeyleri bilendir.
Sonlu ve sınırlı olmak yarattıklarının vasfıdır.
Kainatı, ana unsuru (ham maddesi) önceden var olan şeylerden yaratmamıştır.
O, yarattıklarını yaratıp onlara güzel bir şekil verdi. Yüceliğinde tektir.
O, kullarının ibadetlerine muhtaç da değildir.
Dua edenlerin dualarına süratle icabet eder.
Göklerde ve yerlerdeki melekler ona itaat eder.
Bedenleri çürümüş ve kaybolmuş ölüler, hayatta olup dolaşan canlılar, gökler ve yerlerin bilgisi onun yanında eşittir.
Sesler ve farklı diller O'nu meşgul etmez.
Farklı sesleri duyu organları olmaksızın işitendir.
Her şeyi gören işiten ve yerli yerine koyan Hayy ve Kayyûm'dur.
Duyu organları olmaksızın Hz. Mûsâ (aleyhisselâm) ile konuştu.
Sıfat keyfiyetinden münezzehtir.
Her kim yaratıcıyı mahdut olarak tasavvur etse mabudu tanıyamamıştır.
Her kim mekânların onu kuşatacağını düşünürse, hayret ve karışıklık içerisinde bocalar. Bilakis o, her mekânı kuşatandır.
Rahman'ı Kur'ân tasvirinin dışında tasvir etmeye kalkışan kimse, eğer sen sözünde haklıysan, bana Cebrâîl, Mîkâîl ve İsrafil'i tasvir et.
Heyhat! Sen, senin gibi bir mahlûku tasvir etmekten acizken, yaratıcıyı nasılda tasvir etmeye kalkışırsın. Sen pejmürde şekilleri idrak etmekten âcizken, nasıl olurda uyku ve uyuklamadan münezzeh olan yaratıcıyı tasvir ve idrak etmeye kalkışırsın.
Göklerin ve yerlerin mülkü ona aittir.
Büyük Arş'ın Rabbidir."
Ebû Nu'aym el-İsfahani, Hilyetu'l-Evliya, 1/72.
#Facebook
Who Is the Vicegerent the Quran Talks About?
- A vicegerent is one who manifests the qualities of Allah's Names as a composition.
- The Quran tells man he is a vicegerent and thus rather than accepting himself as a body, he should discover and experience his vicegerency with the qualities and attributes of Allah.
- So, the human-vicegerent also exists only with the names of Allah.
- What matters is you get to know Allah you understand, discern and experience Allah, and realize that your existence is comprised of His existence; you exist and subsist with Allah.
@AhmedHulusi
https://t.co/uuAOnEGGn7
https://t.co/OYoQqf4k4Z
BİLİM DE BİR ALGILAMADIR!
Bilimsiz algılarımıza göre şartlanmış yorumlarımızı/zanlarımızı değiştirebilir; ancak asla gerçeğin yerini tutmaz!
“ÂdemOğlunu (halîfe istidatlıyı), kendi nefsi (benliği, beyni) üzere şahid (teklik bilinçli) kılarak ‘RABBİNİZ DEĞİL MİYİM’ dedi (beyin’e amigdalayı tahrik etmeden hakîkatının hazır gayrısızlığına dikkat çeken Kurân-ı Hakîm)!”(Âyet)
#Bilim#Nörobilim#Nöroteoloji
Beyin Nasıl Teklik (Oneness) Algısı Yaratır?
Beynin bir "anten" gibi çalışarak teklik (oneness) algısını oluşturması, nörobilimde Biyolojik Transduser (Dönüştürücü) modeliyle açıklanır; bu modele göre sol yarımküre dünyayı analiz edip parçalara ayıran bir "yerel verici" gibi çalışırken, sağ yarımküre, talamus ve nöronların içindeki mikrotübüler yapılar, evrensel enerji alanıyla rezonansa giren birer "uydu alıcısı" işlevi görür. Normal şartlarda benlik algısını oluşturan Default Mode Network (DMN) ve parietal lobdaki yönelim bölgeleri sürekli bir "nöral gürültü" (parazit) üreterek bizi ayrılık illüzyonunda tutar; ancak meditasyon veya derin huşu anlarında bu gürültü sustuğunda, nöronların içindeki mikrotübüller kuantum düzeyindeki titreşimleri hissederek beyin genelinde yüksek frekanslı bir Gamma senkronizasyonuna öncülük eder. Beynin tüm bölgelerinin aynı ritimle titreştiği bu nöral koherans (sinirsel uyum) hali, zihnin evrenin bütünsel (holistik) frekansına tam anlamıyla "akort" olmasını sağlar ve böylece kişi kendisini dış dünyadan ayrı bir varlık değil, kesintisiz bir enerji bütününün parçası olarak deneyimler.
Teklik algısı beynin yeni bir şey üretmesi değil; ayrılık yaratan filtrelerini kapatıp, evrenin zaten tam ve bir olan orijinal halini fark etmesidir.
https://t.co/j7ibq6VpYP
https://t.co/t7Rl8105hQ
Hazırlayan:AylinER
🇹🇷 Rahmetli Necmettin Erbakan:
➖ Hacca gitmek istiyorum.
➖ Hacca gitmek için ne yapacağım?
➖ THY veya Suud Hava Yolları'na bineceğim.
➖ Buna bindiğim zaman "İyi işte Müslüman ülkelerle iş görüyorum" diye seviniyorum içimden.
➖ Halbuki Türk Hava Yolları veya Suud Hava Yolları uluslararası havaalanında uçmak için IATA üyesi olmaya mecbur.
➖ IATA Rockefeller’ın kuruluşudur.
➖ IATA üyesi olması için de bilet parasının yüzde 9’unu Rockefeller’a ödemeye mecbursunuz.
➖ Ben bilet parasının yüzde 9’unu ödemeden buradan hacca gidemiyorum.
➖ Öyleyse uçakla gitmeyeyim, gemiyle gideyim.
➖ Geminin açık denizde gitmesi için Lloyd müsaadesi alması lazım.
➖ Lloyd da Rothschild’in kuruluşu, orada da yüzde 9 ödüyor.
➖ Şu dünyanın haline bakın.
➖ Hacca gideceğim yol paramın yüzde 9'unu Yahudi'ye ödemeden evimden dışarıya çıkamıyorum.
➖ Bu nasıl dünya?
“HAKİKAT” NEDİR?
Rabbimin yaşattığına göre…
“HU” ismi bir yönüyle kuantum boyutun mutlak bilinmezliğine (gaybul guyub) işaret ederken diğer yönüyle kuantum beyne işaret eder.
Zira, kuantum beyin dediğimiz alan aynıyla kuantum potansiyeldir ve o potansiyeldeki ilmin farkedilir alanda yaşanmasının adıdır.
Kuantum potansiyelde zaman ve mekân kavramı yoktur; bunların ilmi vardır!
Kuantum beyin için dahi, zaman ve mekân, bilgi sıralaması ALGISI olarak vardır; gerçekliği olarak yoktur!
Önce şunu iyi kavramalıyız: BOYUTSALLIK YALNIZCA BİLGİ KAYNAKLI ALGIDAN İBARETTİR! GERÇEKTE BOYUTSALLIK YOKTUR!
ÂLEMLER YOKTUR, TEK BİR ÂLEM VARDIR; gerisi kuantum beynin yarattığı kabullerden oluşan “AN”LIK TASAVVURLARDIR!
Bu nedenledir ki; TEK BİR ÂLEM, TEK BİR BOYUT VARDIR!
“İKRA-OKU” ismi KUANTUM POTANSİYELDEKİ ÖZELLİKLERİN İLMİNİN SEYREDİLMESİNİN TANIMI OLARAK KULLANILMIŞTIR Kİ; KUANTUM BEYİNDEKİ ÖZELLİKLERİN İLMİNİN FARK EDİLMESİ İÇİN DE “İKRA-OKU” denilmiştir.
Ve hattâ…
Varlık âlemindeki tüm kuantum beyinlerde dahi açığa çıkan tüm ilimler-özellikler hep bu İKRA İŞARETİNİN ANLATTIĞI ANLAMDA TEK LİK BOYUTU İÇİNDEKİ OKUMA VE SEYRİN OLUŞUMUDUR!
Kuantum beyne göre var kabul edilen TÜM ÂLEMLER, VARLIKLAR, GERÇEKTE KUANTUM POTANSİYELDEKİ AN İÇİNDEKİ “OKUMA”DIR!
ZÂTIYLA, TEK LİK KAVRAMINDAN DAHİ BERİ OLAN KUANTUM ALAN, AN İÇİNDE “OKUMAKTA-SEYRETMEKTEDİR” kendini, esmâ özelliklerinin kendilerine GÖRE her an yeni bir şan alışını!
BU AN O ANDIR!
SEYRİN SEYRİDİR! sakın zaman ve mekân katma bu seyre!
“El ân kema kân” diyende demiştir DİYEN!
SEN, AYNIYLA SEN İKEN, NEDENDİR BU AYRI DÜŞMÜŞLÜK, VARLIK BENLİK HİSSİYATI? NEDENDİR HAKİKATI HİSSEDEMEME HÂLİ?
Algıladığın ya da algılayamadığın, hayâl ettiğin, çevrenden gördüğün HER ŞEY, “sizi de, fiillerinizi de Allah yarattı” tesbiti üzere, kuantum potansiyeldeki var olan ilmin açığa çıkışından (seyri) ibarettir! Dolayısıyla, o seyrin getirisi olan bilgi kompozisyonu olarak, YAŞADIĞIN AÇIĞA ÇIKMIŞTIR!
Görmek, bilgidir, datadır! Duymak, bilgidir, datadır! Tüm hisler de böyledir!
Kuantum beyinin bunları yaratması sonucu da zaman, mekân, sen, ben oluşur!
Bu kabullerden ARINAN beyin, hakikatını hissetme hâlini yaşar!
Ben ve O, Bendeki O, HAKİKATIM O vs vs sayısız gaflet seyirlerinden birkaçıdır!
YAŞAYAN SEYREDENDİR!