Bir vatandaş Cumhurbaşkanı'na gayet uygun dille "eşim kayıp, ulaşamıyoruz" diyor. Kötü bir şey de yok. Reji yayını kesiyor. TRT de kesmiş, Habertürk de kesti. Artık yayıncılıkta alışkanlık oldu. Vatandaş şikayet ederse yayını kes geleneği, bütün felaketlerde aynı...
Ergenlerin işlediği siber suçlar asla hafife alınmamalı. Deep Web’te, sadist ve sapkın bir site kuran Lux adlı birinin, FBI tarafından yıllar süren yakalanma süreciyle ilgili belgeseli izledim. Yayınladığı video tarzlarını yazamıyorum bile, tetikleyici içerik diye. Yine C31k’nın benzeri, hatta muhtemelen orjinali olan bir grupla ilgili bir belgesel de karşıma çıktı. Her şeyleri neredeyse aynı.
bu tvit ağzımı açık bıraktı. istediğiniz araştırmaya bakabilirsiniz, kadınlar erkeklere nazaran AÇIK ARA daha fazla kitap okuyor. hatta ian mcewan bir yazısında "kadınlar okumayı bıraksa roman sanatı biterdi" diyor.
kadınlar erkeklere nazaran AÇIK ARA daha fazla kültür etkinliğine gidiyor. ve erkekler aynen söylendiği gibi bir kültür faaliyetine katıldığı zaman bu çoğunlukla maç oluyor. yine istediğiniz araştırmaya bakabilirsiniz. erkekler ve kadınların eşit olarak ilgi gösterdiği tek kültür faaliyeti sinemaya gitmek.
ama bilin bakalım erkeklerin ve kadınların eşit olmadığı şey ne? hayat koşulları. kadınlar çok daha az kazanıyor, kamusal yaşamda çok daha az yer alabiliyor ve üzerlerindeki iş sorumluluğu çok daha fazla.
yani kadınlar sadece entelektüel olarak erkeklerden üstün değil. aynı zamanda bunu daha az parayla, zamanla, imkanla ve daha çok şey göze alarak yapıyorlar.
Tek bir insan görmedim ki Türkiye-Kıbrıs feribot seferini deneyimleyip de yolculuğun ne kadar sarsıntılı ve zorlu geçtiğinden bahsetmesin.
Uzun yıllardır eleştirilen bir durum bu.
Peki, neden?
2026 yılındayız, okyanuslar geçiliyor da en ufak sarsıntı olmuyor.
Neden TR-Kıbrıs feribotlarında kalitesiz taşıtlar kullanılıyor?
Sebebi basit aslında.
Kıbrıs’tan Türkiye’ye saat başı uçak var.
Tatile, eğlenmeye vs. gidenler de eğer Mersinli, Adanalı, Hataylı değillerse %99 oranda uçakla gider gelirler.
Hatta Adana-Lefkoşa uçak seferleri var. Uçak 10 dakika yükseliyor sonra inişe geçiyor.
Feribot kullananlar genelde maddi durumu pek iyi olmayan insanlarımız.
İşçiler, öğrenciler, zorunlu askerlik görevi yapan erler…
Feribot seferlerini genelde bu kesim kullanıyor. Zaten kaza mağdurlarını dikkatli gözlemleyin anlarsınız.
Yaşamlarına yeterli önemin verilmemesi en büyük ispatı aslında.
Biri 12, diğeri 6 yaşında iki çocuğu kayıp. Gemi daha limandan ayrılırken su alıyor, yolcular uyarıyor ama sefere devam ediliyor. Nasıl korkunç bir göz göre görelik bu
Kazayı görüyor, kimseden talimat beklemeden yola çıkıp insanları kurtarmaya başlıyor. Sahil Güvenlik'i de ilk arayan kendisi. Gerçek bir kahraman. Müthiş bir insan.
İnsanlar çocuklarını yaz tatiline götürüyor bindikleri gemi alabora oluyor ölüyorlar, kış tatiline götürüyor dağın tepesinde karların arasında otel yanıyor ölüyorlar, tren deneyimi olsun diye babasıyla hızlı trene biniyor raylar çökünce tren devriliyor ölüyorlar!+
Gemi kazasına çok üzüldüm. Okuyorum okuyorum ölenlerin nasıl öldüğünü anlamıyorum. Can yelekleri bir insanın su yüzünde kalabilmesi için yeterli değil mi? Yoksa daha kötüsü yelekler yetmemiş mi?
“Uçurum kenarında yıkık bir ülke... türlü düşmanlarla kanlı boğuşmalar... yıllarca süren savaş... ondan sonra, içeride ve dışarıda saygı ile tanınan yeni vatan, yeni sosyete, yeni devlet ve bunları başarmak için arasız devrimler... İşte Türk genel devriminin bir kısa diyemi...”
Bir haftada cephesini parçalayarak düşmanı mağlup edeceğim. (17 Ağustos 1922)
Taarruzu bir haftada bitireceğim demiştim. Hesapta bir gün hata etmişim. Bu işi altı günde yapıverdik. Zararı yok. Böyle büyük işlerde bazen bu kadar hata olabilir. (2 Ekim 1922)