@borsafilozofu çocuğa lafım yok ama kimse bunun anası babası harbi eşşek, gitsin sanal parayla oynasın, en ufak düşüşte çocuğa 40 yıl psikiyatri parası ödemek zorunda kalırsınız
ABD'nin her türlü gündemini ithal ediyoruz. Öz çocuklarını planlı bir şekilde öldüren Lindsay Clancy isimli kadının kendi ülkesinde destek görmesi de sevimsiz fakat anlaşılabilir - ABD ruh hastalarıyla dolu bir memleket. Ancak bizim sosyal medyamız da bu konudaki yorumlarla dolu ve Clancy'yi savunanları görüyorum.
Bu işin birkaç boyutu var. Psikiyatrik rahatsızlıklar gerçektir ve tedavi ister - ancak bahane değildir. Yani kimsenin "ben deliyim seni öldürebilirim" deme hakkı yoktur. Clancy vakasında ilk olarak odaklanılması gereken bu; kadının deli olduğu belli idiyse ve çocukları ondan alınmadıysa sorumlular vardır. Sorumluları protesto edin. Ama "delirdim çocuklarımı öldürdüm" diyen birinin vakası trajik görülebilir, insan buna üzülebilir fakat sebebi ne olursa olsun bir çocuk katiliyle empati yapıp onu kurban hatta neredeyse kahraman olarak takdim etmek de deliliktir. Ayrıca, sorumluların başında da kadın geliyor: Postpartum depresyon şizofreni gibi bir şey değil, bilinci büsbütün örtülmüş olmuyor. Kendisinin bir kliniğe kapatılmasını talep edebilirdi.
İkinci boyut da bununla ilgili: Bu tür vakalara dair toplumun tutumu diğer insanlara bir mesaj verir. Postpartum depresyon çocuğunu öldüren biri için cezasızlık sebebiyse ve bunun nedeni lohusanın yaşadığı, kontrol etmesi imkansız olan hormon dalgalanması ve buna bağlı zihin bozukluğu ise bir erkek de pekala ani olarak testosteron yükselmesi yaşadım tecavüz ettim diyebilir. Haberlerde eşini, çocuğunu öldüren heriflere "cinnet geçirdi" denmesinden bile rahatsız olan ben, birtakım feministlerin sırf bir psikiyatrik fenomen kadınlara mahsustur diye onu bir hastalık/sorun olmaktan çıkarıp ayrıcalık haline getirme çabasından da tiksiniyorum.
Lindsay Clancy değil de adı Ayşe, Fatma olsaydı, çevremde görseydim üzülür, bu trajedinin üzerine de düşünürdüm. Ama asla ceza almasın, yazıktır günahtır demezdim. Zira en başta şunu bilirdim: Ülkemizde her yıl yüz binlerce kadın bu depresyonu yaşıyor, eşim de yaşadı. Toplumun genel tutumu "olur canım çocuk da öldürülebilir arada" şeklindeyse o depresyonu yaşayan kadının zihnindeki engelleri, kırmızı çizgileri ortadan kaldırıyorsun. O depresyon etkisindeyken aklına gelen her şey "yapılabilir" oluyor, içindeki korku, çekince, tabu ortadan kalkıyor. Bu depresyonu yaşayan kadınların sağlıklı bir şekilde atlatabilmesi için zihinlerini işgal eden her dürtünün eşit ağırlıkta olmaması, zihinlerinin sağlıklı tarafının onlara "yapma" demeye devam edebilmesi gerekiyor.
Ancak adı Clancy olduğu ve ruh hastalarıyla dolu ABD'de bir kamplaşma tetiklediği için bizim feministlerimizin bir kısmı hemen bu kampta yer tutmak gerektiğini düşündüler. Acıklı.
entry level position
interview 1: aura battle with HR
interview 2: aura battle with manager
interview 3: aura battle with tech lead
interview 4: aura battle with the systems engineer
interview 5: survive mogging from the CEO