"Bize 'kahraman' deyip daha fazla gaz vermeyin" demiş muhterem. İçi rahat etsin, zaten bu kahramanlık değil, soytarılık. Geldiklerinden beri neredeyse ağızlarından Gazze kelamı çıkmadı. Nasıl örselendiklerini, aç kaldıklarını, su için yalvardıklarını, paralarının çalındığını ballandıra ballandıra anlatmaktan konuyu Gazze'ye getiremediler. Dünyanın gözü önünde soykırıma uğrayan Gazze halkından rol çaldılar. Üstelik neyin coşkusu bu allah aşkına? Nereye, ne için gittiniz siz? Gazze'ye yardım malzemesi ulaştırmaya gitmediniz mi, nerede o yardımlar şimdi, kimin elinde? En azından durup bir düşünün de o karnı sırtına yapışmış çocuklara bu yardımları ulaştırmadık, onların katiline bıraktık diye içerleyin. Hele de İsrail yasalarını çiğnediğinize dair belge imzalayarak sağ salim buraya döndüyseniz, birileri direnirken siz yaptığınızın 'suç' olduğunu kabul ettiyseniz bırakın şov yapmayı utançtan insan içine çıkamamanız lazım.
Belli bi yaştan sonra ‘ev gibisi yok’ demeye başlıyorsunuz. Genelde 30’larda yüklenilen bi özellik oluyor. Dışarda her şey ne kadar iyi olursa olsun Bi an önce eve gitmek istiyorsunuz.
Öğretmenin maaşını,işini, tatilini her fırsatta konuşan zekasızlar bunları da konuşun. Nasıl bir nesille nasıl öğrencilerle karşı karşıyayız? Neler yaşıyoruz nasıl sözlü ve fiziksel tacizlere şiddetlere maruz kalıyoruz görün
16 yaşındaki saldırganın korkunç ifadesi:
"Hoşlandığım kıza bir gün önce mesaj attım. 'Sana hediye aldım, yarın gel vereyim. Başımın ağrımayacağı bir yere götüreceğim orada vereceğim' dedim.
O kız gelseydi, yangın merdivenlerine götürecektim. Orada çığlık atsa bile kimse duyamazdı. Önce çekiçle bayıltıp, bıçaklayacaktım. Parçalara ayıracaktım. Asıl amacım o kızdı."