Kur'ân-ı Kerim'de sarsıcı bir ifadeyle anılan o büyük imtihan: "Kahrolsun hendek sahipleri!"
Zalim bir kralın karşısında duran, kalbi tevhidle çarpan bir gencin imtihanı...
İmanın ateşe nasıl galip geldiğini anlattığımız yapay zeka ile canlandırılmış Ashâb-ı Uhdûd Kıssası yayında!
https://t.co/MnzN9U9us2
"Allah'ım onu bağışla, kabrini nurla doldur, ailesinin kalbindeki özlemi hafiflet...
Minik kardeşlerimizin diliyle yapılan bu dualar katında kabul olsun Rabbim. Genç yaşta katına aldığın Mehmet Emin kardeşimize rahmet eyle, mekânını cennet kıl.
İki ay önce, temmuz ayında bu kıymetli kardeşimizle beraber Umre ibadetini eda ediyorduk.
Bir gün büyük bir telaşla yanıma gelip çantasını kaybettiğini ve pasaportunun da çantanın içinde olduğunu söyledi. Çok korkmuştu. Ona, ���İnşallah bulursun, aksi hâlde bu ülkeden çıkman çok zor olur.” dedim. Hemen çantasını aramaya koyuldu.
O sırada sürekli şöyle diyordu:
“Bu benim imtihanım… Çok imtihanım var. Bu da onlardan biri.”
Şimdi geriye dönüp o sözünü düşündükçe, onu çok daha farklı anlıyorum…
Belki de imtihanlarla geçen bir ömrün içinden konuşuyordu. Fakat bütün o imtihanlara rağmen dilinden şikâyet değil, şükür dökülüyordu.
Ölümün ne zaman, nerede ve nasıl geleceğini hiç kimse bilmiyor. Kimi zaman insan bir kardeşiyle Umre yolunda yan yana yürür, sohbet eder; birkaç ay sonra ise onun ardından dua eder.
Dünya gerçekten de bir imtihan yeri…
Ve her nefes, bizi bilmediğimiz bir son nefese biraz daha yaklaştırıyor.
Rabbim kardeşimizi denizin içinde aldığı gibi rahmetiyle kuşatsın. Günahlarını bağışlasın, kabrini nurla doldursun, kabrini cennet bahçelerinden bir bahçe eylesin. Mekânını cennet, makamını âlî eylesin.
Allah’ım, onu bağışla, ona rahmet et, onu affet. Kabrini genişlet ve nurla doldur. Onu cennetinde salih kulların arasına kat.
Rabbim ailesine, sevdiklerine ve geride kalan bütün kardeşlerine sabr-ı cemîl nasip eylesin.
إنا لله وإنا إليه راجعون.
İslam’ın görünmez hizmetkarlarından biriydi o…
Ardında büyük bir sadaka-i cariye bıraktı. Umuyoruz ki nesillerimiz, Mehmet Emin kardeşimizin emek verdiği çalışmalarla, hazırladığı çizgi filmlerle büyür; İslami ve ahlaki değerleri öğrenir, bu değerlerle yoğrulur ve davasına adanmış nesiller olarak yetişir.
Rabbim yaptığı tüm hizmetleri sadaka-i cariye olarak kabul eylesin, mekanını cennet eylesin.
Halis Hoca'nın Cenaze Konuşmasından Bir Kesit
Ne mutlu Mehmet Emin kardeşimize ki; başta annesi, babası, hocası, cemaati ve tüm arkadaşları ona hayırla şahitlik ettiler. Güzel ahlakıyla, kimseyi incitmemesiyle ve kendisine verilen her işi en güzel şekilde yapmasına dair yüzlerce olay anlattılar. Dün bir kardeşimiz, 'Öyle güzel şeyler duydum ki ilk defa bir cenazenin yerinde olmak istedim,' dedi.
Şimdi hepimizin kendine şu soruyu sorması gerekiyor: “Bugün ben ölecek olsam, kardeşlerim bana iman, güzel ahlak, dava bilinci ve hizmet şuuruyla mı şahitlik edecekler? Yoksa arkamda kalp kırıklıkları ve anlaşmazlıklar bırakarak mı bu dünyadan göçeceğim?”
Muhammed Emin kardeşimizin bize bıraktığı en büyük miras, işte bu muhasebe olmalıdır.
Allah Resûlü’nün ﷺ vefat ettiği gün ile alakalı hadisleri okurken ilim talebesi ağlıyor...
Neden ağlamasın ki?
Allah Resûlü’nün ﷺ vefatından daha büyük bir musibet yaşanmamıştır...
«Müslümanlara, benim vefatımdan daha büyük bir musibet isabet etmemiştir.» — İbn Mâce
Cuma günü müminlerin yaptığı en güzel amel ve zikirlerden bir tanesi de, ins ü cinnin en hayırlısına salât ve selâm götürmektir...
«Şüphesiz insanların kıyamet günü bana en yakın olanları, bana en çok salât edenleridir.» — Tirmizî
اللهم صل على محمد وعلى آل محمد ﷺ
Allahümme salli alâ Muhammed...
Ramazan Işık Hoca’nın kardeşi Faruk Işık abinin elim bir kaza neticesinde vefat ettiğini teessürle öğrenmiş bulunuyoruz.
Onlar ki başlarına bir musibet geldiğinde, “Şüphesiz ki biz Allah’a aitiz/Allah’tan geldik ve hiç şüphesiz yine O’na döneceğiz.” derler.
(2/Bakara, 156)
İnananlar olarak biliyoruz ki hayat da ölüm de Yüce Allah’ın takdiriyledir; O’nun (cc) verdiğini yine O (cc) alır ve her şey O’nun (cc) katında belirlenmiş bir ecel ile muayyendir. Bize düşen, Rabbani ilkelere sarılmak, kader-i ilahiye rıza göstermek ve sabretmektir.
Vefat eden kardeşimize Allah’tan rahmet ve mağfiret diliyor; Ramazan Işık Hocamıza, ailesine ve tüm muvahhid kardeşlerimize sabr-ı cemil ve metanet niyaz ediyoruz.
Rabbim merhumun günahlarını bağışlasın, mekanını cennet kılsın ve geride kalanlara hayırlı bir sabır ihsan eylesin.
“Son 1,5 asırdır Bizim coğrafyamıza, Allah’ın bizi ümmet kıldığı coğrafyaya sınırlar çizildi. Artık hepiniz kendimizi bir ümmet olarak algılamıyoruz. Kendimizi kendi ulusumuzun içerisinde, bizim için çizilmiş sınırlar içerisinde kendimizi anlıyor ve kendimizi tanımlıyoruz.
Geldiler tam bizim ortamımıza sınırlar çizdiler. 'Siz Türkiyesiniz, Türk ulususunuz, sizin bayrağınız budur' dediler. Gittiler Suriye’ye 'Siz Suriye ulususunuz, sizin bayrağınız budur' dediler.”
#FilistinKonvoyunaYolAç
Sayfa yöneticisi Numan Aydın, Taha Hüseyin Karagözün doğrudan hedef göstermesi sonucu terör örgütü propagandası yapmak suçlamasıyla güvenlik şube ekipleri tarafından gözaltına alınarak vatan emniyete getirilmiştir.
İlerleyen saatlerde İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığına sevkedilecektir.
İslami Camiamıza duyurulur.
Abartısız söylüyoruz: Gazze’de kıyamet yaşanıyor.
Binlerce insan bir lokma yiyecek için birbirine sıkışıyor; tepelerinde kurşunlar, arkalarında tanklar…
Açlıktan daha acı olan tek şey, dünyanın bu vahşeti görmesi ve zamanla ona alışmasıdır.
🧢 Gazze'yi Duy
🏷️ #PlunderedPalestine
🔂 Filistin Yağmalanıyor
🔴 NATO Zirvesi öncesi yapılan operasyonlarla gözaltına alınan Filistin gönüllüleri "Silahlı Terör Örgütüne Üye Olma" suçlamasıyla yargılanıyor.
Aralarında Mavi Marmara gazisi, yazar, hoca ve eğitimcilerin bulunduğu 15 kişinin çoğu birbirini tanımamasına rağmen "örgütsel bağ" ile itham edilerek aynı dosyada ilişkilendiriliyor.
Adli kontrol şartıyla bırakılan gönüllülere yurt dışı çıkış yasağı ve imza atma zorunluluğu getirildi.
İslam’ın Kutsal Değerleri Mizah Adı Altında Hedef Alınmaya Devam Ediyor
Komedyen Doğu Demirkol’un İslam’ın kutsal değerleriyle dalga geçtiği videosu, inan��lara yönelik saygısızlığın "mizah" kılıfıyla nasıl sıradanlaştırıldığını bir kez daha gösterdi.
Kamuoyunun tepkisine rağmen bu aymazlıklar sürerken; belirli kişi ve kurumları koruyan yasaların, söz konusu İslam’ın değerleri olduğunda işletilmemesi uygulanan çifte standardı açıkça ortaya koyuyor.
17 yıl… Tam 17 yıl emek. Bu haberi dinleyince gerçekten çok üzüldüm.
Savaştan kaçmışlar, evleri yıkılmış. Dişlerinden tırnaklarından artırıp memleketlerine dönüp bir yuva kurmanın hayalini kurmuşlar. Sonra bir vicdansız geliyor, birkaç dakikada 17 yıllık emeği çalıp gidiyor.
Bunun siyaseti de yok, milliyeti de yok. Emeği çalan, insanların dişinden tırnağından biriktirdiğine göz diken herkes şerefsizdir.
İnşallah bu olay büyür, görüntüler tek tek incelenir ve o hırsız en kısa sürede yakalanır. Bu ailenin 17 yıllık emeği de geri gelir. Böyle bir acıya sessiz kalmayalım.