Allah’ım müslüman beldelerde doğduk, ahir zaman insanı olduk, eksiğiyle gediğiyle müslüman hanelerde yetiştik, sen ayaklarımızı dinin üzere sabit kıl, imanımızın gücünü arttır, imanla ölmeyi ve cennetine girmeyi nasip et 🥺❤️🩹🥀
"Yunus Emre Divanı'nın kayıp olan "Türk Yurdu Nüshası" bulundu. Nüshada 113’ü Yunus Emre’ye, kalanı ise Âşık Paşa, Said Emre ve Kaygusuz Abdal’a ait olmak üzere toplam 125 şiir yer alıyor."
Göğüs kafesimde kelebekler uçuşuyor. Müjde budur. Allah'ım, nice böyle müjdeler alalım.
Hayatta hiçbir şey aile kadar önemli, kıymetli değil. Doğduğun aile en büyük servet, kurduğun aile en büyük karar. Belki de bu yüzden aileyle ilgili şeyler bizi derinden yaralıyor. Kendini yuvadan uçacak kadar büyümüş sanarken bi bakıyorsun çocukken kırılmış kanadın acıyor.
“İnsan, çektiği ıstırap nispetinde zevk duyar: Ne kadar acıkırsa yemekten, ne kadar ararsa bulmaktan o derece zevk alır. İhtiyaç ve ıstırapla, başarı ve saadet arasındaki bu uyum, bütün insanlar arasında tam ve ezeli bir eşitlik temin etmiştir.”
"Kim sıkıntılarını insanlardan gizler ve yalnızca Allah'a tevekkül ederse, Allah onun bütün kaygıları için ona yeter ve onu gönül huzuru ile rızıklandırır."
“Rabbim! Beni ve soyumdan gelecekleri namazı dosdoğru kılanlardan eyle. Rabbimiz! Duamı kabul buyur.” 🤲🏼
“Rabbimiz! Hesap görülecek gün beni, anne babamı ve bütün müminleri bağışla.” 🤲🏼💛
İbrâhîm, 40–41
Allah ona, “ye, iç, gözün aydın olsun” dedi.
karnında bebeğiyle, tüm şehir ona “senin baban kötü, annen de böyle iffetsiz değildi” diyecekken, sancıları başlamış ve babasız bir çocuğu, isayı dünyaya getirmek için şehirden uzak bir yere gitmişken böyle söyledi.
meryem, sancısı artınca dibindeki hurma ağacının dalını çekti. o dala tutunmak ona dayanak oldu. üstelik “keşke, bundan önce ölseydim de unutulup gitseydim” demişti. sonra Allah onun kenarından bi dere akıttı, sonra meryem o dalı silkeledi. hurmalar döküldü. işte sonra Allah, “ye, iç, gözün aydın olsun” dedi.
yani bu ayet kadının fıtratını özetleyen bir ayet değil.
bu ayet, “kimsenin kaldıramayacağı yükü kaldırdın, üstelik o yükü sen seçmedin, Allah böyle istedi. buna rağmen sabrettin, rızadan dışarı çıkmadın, sana verilen bu yükü de istiridyenin incisini koruması gibi korudun. şimdi mükafatlanma zamanı, ye, iç, gözün aydın” denilecek olanların karşılığı.
ve devamında da Allah, meryeme diyor ki “yükün de bitmedi meryem. bugünden sonra birini görecek olursan da sus, konuşma.”
konuşmuyor ya zaten. Allah isayı konuşturuyor.
bütün çekilen sıkıntıların karşılığında Allah meryemi, koruduğu incisini konuşturarak mükafatlandırıyor.
işte meryem öyle bi meryem, Allah da öyle bi Allahtır.