Afet zamanlarında vatandaş polemik değil, kurumlar arasında iş birliği bekler. Dün birlikte çalıştığınız ASKİ’yi bugün bütün sorunların tek sorumlusu ilan etmek, kamuoyunun “Dün doğru olan bugün nasıl bir anda yanlış oldu?” sorusunu sormasına neden oluyor.
AK PARTİYE GEÇİNCE HAFIZASINI KAYBETTİ!
Akp’ye geçmeden önce Mansur Yavaş Keçiören’de 40 yıldır yapılmayanı yapıyor diyen Mesut Özarslan bugün ASKİ’yi taşlıyor.
@OzarslanMesut Afet zamanlarında vatandaş polemik değil, kurumlar arasında iş birliği bekler. Dün birlikte çalıştığınız ASKİ’yi bugün bütün sorunların tek sorumlusu ilan etmek, kamuoyunun “Dün doğru olan bugün nasıl bir anda yanlış oldu?” sorusunu sormasına neden oluyor.
@turgutaltinok06 Su tarifesine itiraz edip binlerce Ankaralıyı daha yüksek tarifeye geçirenler,
Bugün çıkmış “Su neden pahalı?” diye soruyor.
Önce kibriti çakıp sonra “Bu yangın da nereden çıktı?” demek tam da bu olsa gerek.
Ankaralıların hafızası var, merak etmeyin.
Cumhuriyet Halk Partimizle ilgili mutlak butlan kararı verilmiş olması; Türkiye’de hukukun, demokrasinin ve millet iradesinin nasıl ağır bir baskı altında bırakıldığının en açık göstergelerinden biridir.
Üstelik burada en dikkat çekici ve en vahim noktalardan biri şudur… Henüz ceza davaları sonuçlanmamışken, mahkemenin fiilen “seçime hile karıştırıldığı” yönünde bir kanaat ortaya koyması; ceza mahkemesinin yerine geçerek hüküm tesis etmesi anlamına gelmektedir. Oysa hukuk devletinde hiç kimse, hiçbir kurum; kesinleşmemiş bir yargılama sürecinin yerine geçemez.
Anayasa’nın 79. maddesi açıktır. Seçimlerin yönetimi ve denetimi Yüksek Seçim Kurulu’nun yetkisindedir ve YSK kararları kesindir.
Seçim süreçlerinin yönetimi ve siyasi partilerin kongre iradesi konusunda yetkinin hangi kurumlarda olduğu anayasamızda da açıkça belirtilmiştir. İl ve ilçe seçim kurullarının görev ve yetkileri ortadayken bu sınırlar aşılamaz.
Elbette ortada bir yargı kararı vardır ve hukuk devletinde hiçbir karar yok sayılmaz. Ancak hukuki süreçler; siyasi partileri zayıflatmanın, bölmenin ya da tasfiye etmenin aracı hâline de getirilemez.
Amaç; Cumhuriyet Halk Partisi’ni kendi içinde tartışmaların içine çekmek, birlik duygusunu zedelemek ve Türkiye’nin ana muhalefetini etkisiz hâle getirmektir.
Böyle bir sürecin Türkiye’ye hiçbir faydası yoktur. Tam tersine bu tablo; toplumsal kutuplaşmayı derinleştirir, siyasete olan güveni zayıflatır ve yalnızca iktidarın ekmeğine yağ sürer.
Bu nedenle yapılması gereken; gerilimi büyütmek değil, aklıselimle hareket ederek partinin kendi iradesiyle 1-2 ay içerisinde kongre kararı alacağını açıklaması ve süreci demokratik teamüller içerisinde işletmesidir.
Bu süreci birlik ve beraberlik içerisinde, sükûnetle atlatmak; bize umudunu bağlamış milyonlarca insana karşı en büyük sorumluluğumuzdur. Ben dahil bu sorumluluktan hiçbirimiz kaçamayız.
Bu süreçte birlik ve beraberliğimize zarar verecek tutum ve söylemlerden özellikle kaçınmak gerekmektedir. Aksi takdirde bu kararları alanlar ve bu tartışmaları büyütmek isteyenler amaçlarına ulaşmış olacaktır.
Türkiye’nin içinde bulunduğu ekonomik ve toplumsal tablo ortadayken, iktidarın önümüzdeki dönemde baskın seçim dahil her türlü siyasi hamleyi gündeme getirme ihtimalinin de oldukça yüksek olduğu unutulmamalıdır.
Bugün ihtiyaç duyulan şey; sadece Cumhuriyet Halk Partisi’nin kendi içinde kenetlenmesi değildir. Türkiye’nin demokrasiye, hukuka ve millet iradesine inanan tüm muhalefet kesimlerinin ortak akıl ve ortak vicdanda bir araya gelmesidir.
KAMUOYUNA DUYURU
2023 yılında Karabük’te düzenlenen bir seçim mitingi kapsamında, Ankara Büyükşehir Belediyesine ait bazı araçların kullanıldığı iddiasıyla; Ankara Büyükşehir Belediye Başkanı Mansur Yavaş hakkında soruşturma izni verilmiştir.
Söz konusu karar metninde;
“İlgili emir ve talimat verdiğine dair bir bilgi ve bulguya rastlanmamış…” ifadeleri yer almasına rağmen, herhangi bir somut talimat, görevlendirme ya da doğrudan fiil ortaya konulmadan; yalnızca “bilgisi dışında gerçekleşmiş olmasının beklenemeyeceği” yönündeki varsayıma dayanılarak sorumluluk atfedilmeye çalışılmıştır.
Seçim dönemlerinde dahi kamu kaynaklarının kullanılmaması yönünde hassasiyet gösterilmiş; Mansur Yavaş, kampanya sürecinde belediye başkanlığı maaşını dahi almamıştır.
Kamu imkânları ile siyasi faaliyetler arasında kesin bir ayrım yapılmasını sağlamıştır.
Nitekim bu konunun bir televizyon programında gündeme gelmesi üzerine, herhangi bir tereddüde mahal bırakmamak adına konu bizzat kendisi tarafından teftişe sevk edilmiş, yapılan incelemelerde herhangi bir bulguya rastlanmamıştır.
Ayrıca, belediyeye ait araç, personel ya da herhangi bir kaynağın seçim faaliyetlerinde kullanılması yönünde yazılı veya sözlü bir talimat verilmediği de İçişleri Bakanlığının soruşturma açtığı dosyada açıkça ifade edilmiştir.
Tüm bu açık gerçeklere rağmen, ortada somut bir delil bulunmaksızın soruşturma izni verilmesi hukukun zorlanmasıdır. Bu yaklaşım bir sindirmeye çalışma ve itibarsızlaştırma çabasından başka bir şey değildir.
Bugüne kadar seçimlerde çalışanları yoklamalar zoruyla, otobüsler kaldırarak miting miting gezdiren belediyenin tüm imkânlarını seçim dönemlerinde kullandıran
eski yönetime ilişkin tek bir soruşturma dahi açılmamışken, Mansur Yavaş hakkında açılan bu soruşturmayı kamuoyunun takdirine bırakıyoruz.
Bu soruşturma izniyle maksat, Mansur Yavaş’a yönelik bir suç isnadı üretmek ve kamuoyu nezdinde algı oluşturmaktan ibarettir.
Bu karara itiraz edilecek olup, benzer durumlarda İçişleri Bakanlığının bu ve benzeri tavrına ilişkin ayrıca bir basın toplantısıyla kamuoyu bilgilendirilecektir.
BASIN BİLGİLENDİRMESİ
Bugün bazı basın yayın organlarında, “Ankara Büyükşehir Belediyesi’nde peyzaj vurgunu” iddiasıyla servis edilen haberler kamuoyunu yanıltmaya yöneliktir.
Haberde adı geçen ve itirafçı olduğu belirtilen 2013 yılında Ankara Büyükşehir Belediyesi’nde göreve başlayan O. B. isimli şahıs hakkında; 2025 yılı içerisinde belediyemiz iştiraklerinin hakediş süreçleri üzerinde baskı kurmaya çalıştığı, yüksek tutarlarda para talep ettiği ve tehdit içerikli girişimlerde bulunduğuna dair ciddi iddialar tarafımıza ulaşmıştır.
Bu gelişmeler üzerine Ankara Büyükşehir Belediyesi olarak derhal harekete geçilmiş; öncelikle iç denetim süreci başlatılmış, ardından söz konusu fiillerin tüm yönleriyle incelenmesi amacıyla Cumhuriyet Başsavcılığı’na suç duyurusunda bulunulmuştur. Başvuru kapsamında; belediyemiz ve iştirak yöneticilerine yönelik hakaret, tehdit, iftira, zimmet ve görevi kötüye kullanma suçları yer almaktadır.
Haberlere dayanak yapılan iddialar ise hakkında ciddi suç isnatları bulunan ve bu çerçevede adli süreç yürütülen söz konusu şahsın kendi beyanlarından ibarettir.
“Ayrıca söz konusu habere ilişkin olarak Sabah Gazetesi’ne gerekli tekzip metni gönderilmiş olup, kamuoyunun doğru bilgilendirilmesi adına yasal süreç titizlikle takip edilmektedir.”
@DemirtrkHarun Harun yine sahnede…Dün destekçi, bugün eleştirmen 2014-2019 alkış, sonra başka işlerden gündem, şimdi çıkıp “ben bilirim” diyerek belediyeye yön vermeye çalışıyor.
Sosyal medyadan baskıyla iş takipçiliği tutmayınca “anketler yalan” demek kolay.
Mesele Ankara değil, mesele başka
@DemirtrkHarun 2/Mansur Yavaş vergi oranı belirleyemez. Ankara Büyükşehir Belediyesi gelir vergisi kanunu yazamaz.
Vergi dilimlerini düzenleyen yer belediye binası değil, merkezi yönetimdir.
Eleştiri yapalım, eyvallah. Ama keşke temel bilgileri de vergi matrahına eklesek.
Son günlerde belli çevreler tarafından bilinçli biçimde yürütülen bir kampanyayı dikkatle izliyorum. Bu algı operasyonu kimi zaman karşımıza bir manşetle kimi zaman da sosyal medyada yazılıp çizilenlerle çıkıyor.
Öncelikle şunu herkes bilsin:
Göreve geldiğimiz ilk günden bu yana milletin emanetine namusumuz gibi sahip çıkacağımızı söyledik. Aynı kararlılıkla yolumuza devam ediyoruz.
Ankara halkının parasını kendi cebimizdeki para gibi koruduk.
Çöp projelere değil, halkın gerçek ihtiyaçlarına yatırım yaptık.
Rant düzenine son verdik.
Belirli zümrelere sağlanan ayrıcalıkları kaldırdık.
“Kim daha çok oy verdiyse oradan başlarım” anlayışını değil,
“İhtiyaç neredeyse oradan başlarım” anlayışını benimsedik.
İhaleleri canlı yayınlamaya, Sayıştay raporlarımızı kamuoyuyla paylaşmaya, meclis oturumlarımızı şeffaf biçimde yayınlamaya devam ediyoruz.
Bütçemizi kalem kalem Ankaralı hemşehrilerimize anlatıyoruz.
Şeffaflık, yolsuzlukla mücadele ve mali disiplin politikalarımız sayesinde uluslararası alanda ödüller aldık, finansal güvenilirlik notlarımızla Türkiye’de örnek gösterilen belediye olduk.
Şimdi ise yürüyen adli süreçler üzerinden bir algı operasyonu yapılmak isteniyor.
Nisan 2019’dan bu yana hakkımda 100’ün üzerinde şikâyet yapılmıştır.
Bu dosyaların büyük bölümünde ifadem dahi alınmamıştır.
Danıştay’da ise iki dosyam bulunmaktadır:
Bunlardan biri Dodurga bölgesinde imar rantına karşı duruşumuz nedeniyle,
diğeri ise kamuoyunda “konser soruşturması” olarak bilinen süreç kapsamında, denetim görevimi yerine getirmediğim iddiasıyla açılmıştır.
Benim dönemimde en küçük bir iddia olduğunda iç teftişi başlatan da dosyayı savcılığa götüren de yine benim.
Kendi dönemimde dahi yanlışa göz yummadım, yummam.
Benim kendimden en ufak şüphem yok. Çünkü saklayacak hiçbir şeyim yok.
Şunu açıkça söylüyorum:
Ben yetkiyi Türk Milleti’nden aldım.
Ankara halkı da memnuniyetini yüzde 60’ın üzerinde oy vererek gösterdi. Nedeni de hayata geçirdiğim halka dokunan projelerim ve şeffaf oluşumdur.
Hâl böyle iken; kimse bizi siyasi operasyonların ve itibarsızlaştırma çabalarının bir figüranı yapamaz.
Bizim dayanağımız ne makamdır ne güçtür.
Bizim dayanağımız milletimizin vicdanıdır.
Akşam çocuğuna yemek yapabilen annenin duasıdır.
Evinin ihtiyaçlarını karşılayabilen babanın huzurudur.
Tarlasında alın teriyle toprağa tohum eken çiftçinin umududur.
Öğrencinin içtiği sıcak çorbadır.
Garibanın kapatılan veresiye defteridir.
Eczanede “borcunuz kapandı” denildiğinde yüzü gülen hastanın sevincidir.
Hiçbir baskı, hiçbir itham, hiçbir siyasi hesap bizi doğru bildiğimiz yoldan alıkoyamaz.
Bugün algı yapanlar şunu unutmasın:
Adalet bir gün herkese lazım olur.
@Ankara_kusu1 “Ciddi bir iddia varsa adresi Twitter değil savcılıktır. Sosyal medyada suç isnadı yapmak kolay, ispatı hukukta yapmak zor. Masallar için başka, deliller için başka yer var.
@OzarslanMesut Haftalardır “AKP’ye geçiyor” denildi,
son bir haftadır günü bile konuşuldu.
Yalanlayamadı.
Dün gece mesaj geldi,
bugün “istifa ediyorum” destanı yazıldı.
Kulis başka, açıklama başka… tesadüf mü? 😏
AKP'ye geçiş haberleri gündemdeyken;
Nallıhan, Kalecik, Güdül, Şereflikoçhisar ve Beypazarı,Gölbaşı Belediye Başkanları sosyal medyada açıkça Mansur Yavaş'a vefa gösterdi.
Çünkü;
Günlük politik hesaplar gelir geçer...
Vefa kalır.
Bizi yol değil, yoldaşlar ilgilendirir. Bu bilsin.
@OzarslanMesut Çıraklık;MHP,
sonra kalfalık;Meral Akşener,
ardından Koray Aydın,
sonra Mansur Yavaş,
şimdi ustalık;AKP…
Dava sabit, yön tabelası sürekli değişiyor.
Sözün özü: Dava başka, geçişler başka.
Vesselam.
@drozerkasap@mansuryavas06 Spekülasyona geçit vermeyen, vefayı ve yol arkadaşlığını açıkça ortaya koyan bu açıklama; CHP’nin dayanışma kültürüne yakışmıştır.
ABB Başkanımız Sn. @mansuryavas06 ile aynı hedefe, aynı inançla yürümeye devam.
Tebrikler Başkanım, Beypazarlı hemşehrilerimize de yakışan budur.
@Mustafakocak_88 “Vefayı unutma, derviş olayım dersen…”
Bu söz, makamın değil ahlakın; gücün değil vicdanın izinden yürüyenlerin pusulasıdır.
Belediye Başkanımız Mustafa Koçak, siyaseti koltukla değil değerle tarif eden, vefayı bir erdem değil şart olarak gören duruşuyla tam da bunu hatırlatıyor
@Ankara_kusu1 2/yavaş yavaş ortaya çıkıyor.
Hukukta buna menfaat ilişkisi, siyasette ise panik hali denir.
Ankara Kuşu çok ötüyor ama bu ötüşün kaynağı artık fazlasıyla mercek altında.
@Ankara_kusu1 1/Bir aydır Mansur Yavaş ve özel kalemi hedef alan paylaşımların bugün Keçiören senaryosuna evrilmesi manidar.
Meğer “gazetecilik” değil, erken açılmış bir savunma dosyasıymış.
Kimlerin belediye imkânlarıyla algı ürettiği, kimlerin şimdiden pozisyon almaya çalıştığı,