30 yıldır tek bir defa yaşanan bunca acı ve kıyıma ses çıkarmamış, köşesine çekilmiş ama büyük insan. Hergün şehit düşenler, zindanın dip kuyusunda olanlar davadan vazgeçiyor he. Siz yenilmişlerin ve gerçekte teslim olmuşların kini paçalarınızdan akıyor.
Kürt düşmanlığını açık yapamayan ya da Kürt düşmanlığı yapmak isteyen Önder Apo’ya saldırıyor. Bu o kadar özel bir duygu olarak sunuluyor ki Kürtlerde dahi “Önderliğe tepki” gibi bir yanılsamaya neden oluyor ve kendisine düşmanlığa karşı uyuşturuluyor.
Ragıp Duran tam bir iblis ve Kürt düşmanı. Paylaştığı görsel Kürtlerin acısına saldırıdır. Etkileşim almasın diye alıntılamadım. Kürtleri tahrik etmek, acı vermek için itina ile yaklaşmış. Daha önemlisi, türk bayrağından büyük haz aldığı belli. Tıpkı o resmi çekenler gibi.
Ragıp Duran tam bir iblis ve Kürt düşmanı. Paylaştığı görsel Kürtlerin acısına saldırıdır. Etkileşim almasın diye alıntılamadım. Kürtleri tahrik etmek, acı vermek için itina ile yaklaşmış. Daha önemlisi, türk bayrağından büyük haz aldığı belli. Tıpkı o resmi çekenler gibi.
@jasminejoziy12 Kadir amaç’ı hala tanımamışsan sorun. O gelenekten geliyor ve onu takip eden sadece kendisi:) diğerleri kim bilmiyorum ama senin genellemelere erken gitmen onların amaçladığı şey. Duygusal yaklaşıyorsun belki ondan ama bu kesimleri referans alma. Güç alacağın kaynaklar burda çok
Flood:
Süreç ve Rojava-Suriye anlaşmasına bazı sol çevrelerin itirazı, Kürtleri isteklerinin nesnesi ve gerçek üstü görmek ile alakalı. Lenin, Stalin ve Mao’nun “güç biriktirme stratejisi” amaçlı yaptıkları barış anlaşmalarına göz atmakta yarar var.
1.Brest-Litovsk anlaşması:
Altan Tan hüdapar kitlesini arkasına alarak bir Kürt Alevi-Sünni gerilimi yaratmak istiyor. Alevi arkadaşların onun bu oyununu görmesi lazım. Aynı biçimde Kürt Sünni’lerin Altan tan’a Alevilerden daha çok tepki göstermesi lazım. Tam pislik bir provakatör.
Altan Tan’a birkaç sözümüz var.
Önce şunu bir netleştirelim: Kimin Alevi olduğuna, kimin olmadığına sen karar veremezsin Altan Tan. Kimin Ali’li, kimin Ali’siz, kimin gerçek, kimin “sözde Alevi” olduğunun ölçüsünü de sen belirleyemezsin.
“Ateist Alevi”, “Ali’siz Alevi”, “siyasal Alevi”, “sözde Alevi” diye insanları ayırıp sınıflandırmak siyasi eleştiri değildir. Bu, kendi kafandaki Alevilik tarifini Alevilere dayatmaktır.
Senin tarifine uyuyorsa Alevi, uymuyorsa “sözde Alevi” öyle mi?
Yok öyle bir şey.
Alevilik yüzyıllardır başkalarının tarif etmeye, biçim vermeye, hizaya sokmaya çalıştığı bir inanç ve yaşam anlayışıdır. Devlet yaptı bunu, iktidarlar yaptı, din adına konuşanlar yaptı. Şimdi çıkıp bir de sen Aleviliğin sınırlarını çizmeye kalkıyorsun.
Üstelik Alevilerin laiklik talebini, siyasal İslam’a itirazını, devletin tekçi din anlayışına karşı çıkışını “İslam’la hesaplaşma” diye tarif ediyorsun.
Aleviler neden laiklik diyor hiç düşündün mü?
Çünkü bu ülkede Alevinin inancı yıllarca yok sayıldı. Cemevi ibadethane kabul edilmedi. Çocuklarına zorunlu din dersi dayatıldı. Alevilik başkalarının ağzından tarif edildi. Asimilasyona uğradı, katliamlardan geçti.
Şimdi bütün bunlara karşı çıkan Aleviye dönüp “Sizin İslam’la hesabınız var” demek kolay.
Hayır Altan Tan.
Bizim herhangi bir halkla, herhangi bir inançla hesabımız yok. Bizim hesabımız inkârla, eşitsizlikle, asimilasyonla, katliamlarla ve tekçi zihniyetledir.
Barış meselesine gelince…
Alevileri sanki barışın karşısındaymış gibi göstermeye hiç çalışma. Aleviler barışı destekliyor, Alevi kurumları da barış sürecini destekliyor.
Çünkü Alevilik insana önce can diye bakar.
İnsanın dili, dini, kimliği, mezhebi ne olursa olsun önce candır. Ölen Kürt de olsa candır, Türk de olsa candır. Bir annenin acısının milliyeti, mezhebi olmaz.
Onun için biz silahların susmasını isteriz. İnsanların birbirini öldürmesine karşıyız. Ölüme karşıyız, savaşa karşıyız. Kürt meselesinin ölümle ve silahla değil; siyasetle, demokrasiyle, eşit yurttaşlıkla çözülmesini isteriz.
Biz barışın yanındayız çünkü ölümden değil yaşamdan yanayız. Silahlardan değil sözden yanayız. Birbirimizi öldürmekten değil, birlikte ve eşit yaşamaktan yanayız.
Ama barışı yalnızca “İslam kardeşliği” üzerinden tarif etmeye kalkarsan orada dururuz.
Çünkü barışın temeli aynı dine inanmak değildir. Barışın temeli eşitliktir.
Alevinin de, Sünninin de, Ezidinin de, Hristiyanın da, ateistin de, hiçbir inanca sahip olmayanın da eşit olduğu bir barıştan söz ediyoruz. Bizim istediğimiz tam olarak budur.
Bir de bana kalırsa senin son dönemde yaptığın şey başka Altan Tan.
Kendini yeniden gündem yapmaya çalışıyorsun.
Bir dönem kendini muhafazakâr, dindar Kürtlerin temsilcisi gibi konumlandırarak HDP’den milletvekili oldun. Bugün ise siyasette eskisi gibi bir karşılığın kalmayınca Aleviler üzerinden yeni bir tartışmanın kapısını açmaya çalışıyorsun.
Şimdi de DEM Parti ile Aleviler arasına sözlerinle nifak sokmaya çalışıyorsun.
Ama yanlış yerden tutuyorsun.
Çünkü Alevilerin Kürt halkıyla da barışla da bir derdi yok. Tam tersine Aleviler yıllardır bu ülkede halkların eşitliğini, kardeşliğini ve barışı savunuyor.
Sen Alevileri “Ali’li, Ali’siz”, “gerçek, sözde”, “dindar, ateist” diye bölmeye çalışarak kendine bir siyasi alan açamazsın.
Aleviler arasındaki farklılıkları kullanıp DEM Parti ile Alevileri karşı karşıya getirmeye çalışmak da kimseye bir şey kazandırmaz.
Sen kendi inancını istediğin gibi yaşa Altan Tan. İstediğin kadar da savun.
Ama kendi inanç anlayışını eline cetvel yapıp Aleviyi ölçmeye kalkma.
Bize kimin Alevi olduğunu öğretmeye hiç kalkma.
Hele hele Alevilere “sözde Alevi” deme haddini kendinde görme.
Alevi kendisini kendisi tanımlar.
Barışı da kendi değerleriyle savunur.
Kimsenin Aleviliğimizi ölçmesine de, bize Alevilik öğretmesine de ihtiyacımız yok.
Ve son olarak:
Aleviler üzerinden kendine yeniden siyasal bir alan açmaya çalışma. Alevinin de barışın da senin böyle bir tartışmana ihtiyacı yok.
Kürtleri kendi tarihinin ve dünya gerçekliğinin öznesi olarak ele alan, süreci anlamakta zorlanmaz, ya da tepkisel davranmaz. Zira, barış anlaşmaları düşmanlar arasında yapılır. Ve her anlaşmanın gerçekliği, karşılıklı tavizler vererek güç biriktirmeye çalışmaktır.
Süreci “akp-htş ile uzlaşma” kapsamında daraltma ve küçümseme Kürtleri hala sömürge ilişkileri dışında tahayül edememenin sonucudur. Nasıl ki Kürdistan devletim sömürgesidir, KÖH’de onların devrim sömürgesi gibidir. Ve Tamamen onun arzularına göre olmak zorundadır.