Demokratik Protesto Hakkı Demokratik Rejimlerin olmazsa olmaz kuralıdır. Gözaltına alınanlar derhal serbest bırakılmalıdır. #NATO savaş örgütüdür. Savaşa Hayır.
🔴 #NATO | Ankara'da NATO toplantısını protesto etmek isteyen yurttaşlar gözaltına alındı. Basın ablukaya alındı.
👉 DEM Parti İzmir Mv. Burcugül Çubuk ile polis arasında tartışma çıktı. Polis, Çubuk'a parmak salladı.
🗣️ Polis: Siz mecliste yemin ettiniz. Kamu düzenini bozuyorsunuz.
🗣️ Çubuk: Kamu düzenini bozan sizsiniz. Valilik kanunsuz hareket ediyor. Valilik ABD'nin İsrail'in emrinde çalışıyor.
2 Temmuz 1993 yılında #MadımakOtelinde 35 Can diri diri yakıldı. Aradan geçen 33 yılda ne hakikat ortaya kondu, ne de Adalet sağlandı. Failler cezasızlık ve zamanaşımı ile korundu.
Hakikat ve Adalet talebimiz devam ediyor.
2 Temmuz Sivas Katliamı: Hakikat, Adalet ve Yüzleşme Talebimizden Vazgeçmeyeceğiz
2 Temmuz 1993’te Sivas’ta Pir Sultan Abdal Kültür Etkinlikleri kapsamında bir araya gelen aydın, sanatçı, yazar, semah dönecek olan gençler ve çocuklar ile iki otel emekçisi 35 can Madımak Oteli’nin kuşatılarak ateşe verilmesi sonucu katledildi. Sivas Katliamı; yaşam hakkına, düşünce ve ifade özgürlüğüne, inanç özgürlüğüne ve eşitlik ilkesine yönelik, insanlığa karşı işlenmiş en ağır suçlardan biridir.
Aradan geçen yıllara rağmen katliamın tüm boyutlarıyla aydınlatılması sağlanmamış, gerçek sorumlular yargı önüne çıkarılmamış, kamu görevlilerinin sorumluluğu etkin biçimde soruşturulmamıştır. Yaklaşık 15 bin kişinin katıldığı saldırıya ilişkin yalnızca 124 kişi hakkında dava açılmış, yargılama sürecinde birçok fail hakkında etkili kovuşturma yürütülmemiştir. Sanıklardan Ali Kurt ve Mevlüt Atalay, pişmanlık hükümlerinden yararlanmak amacıyla ifadelerinde örgüt bağlantılarına ilişkin beyanlarda bulunmalarına rağmen bu iddialar yargılama makamlarınca etkili biçimde araştırılmamıştır.
2012 yılında davanın önemli bir bölümü zamanaşımı gerekçesiyle düşürülmüş, yıllar içerisinde çok sayıda hükümlü tahliye edilmiş veya farklı hukuki düzenlemelerden yararlandırılmıştır. Firari sanıklardan bir kısmı hakkında dosyalar teknik olarak açık görünse de, aradan geçen uzun süre nedeniyle etkili bir yargılama yürütülmemektedir. Bu tablo, ağır insan hakları ihlallerinde cezasızlığın kurumsallaşmasının en çarpıcı örneklerinden biridir.
Sivas Katliamı yalnızca bir linç girişimi olarak değerlendirilemez. Katliamın planlanması, gerçekleşmesi ve sonrasında yürütülen cezasızlık politikaları; olayın tüm yönleriyle ortaya çıkarılmasını ve varsa kamu görevlileri ile örgütlü yapıların sorumluluğunun bağımsız ve etkili biçimde araştırılmasını zorunlu kılmaktadır. Hakikatin ortaya çıkarılması, demokratik toplum düzeni ve toplumsal barış açısından vazgeçilmezdir.
#UnutMADIMAKlımda
Açıklamamızın tamamı:
https://t.co/CB7y9paG3u
Barış Savunucusu sevgili #Kadirİnanır'ın vefatından dolayı üzgünüm. Sanatsal çalışmalarında her daim ezilen, horlanan ötekilerin #KadirBabası olmayı başaran çok kıymetli bir sanatçıydı. Umudun umudumuz olmaya devam edecek. Ailesine, ve barış savunucularına baş sağlığı diliyorum.
🔴 Usta sanatçı Kadir İnanır yaşamını yitirdi
'Ömrümün geri kalanını hiçbir şeye elini ayağını sokmayan, pısırık, korkak bir adam olarak mı yaşamalıyım?
Hayır, tam tersine.
'Helal olsun Kadir abiye' diyecekler öyle öleceğim.'
https://t.co/osn24mszI8
İnsan Hakları Savunucularının, gazetecilerin, aydınların, siyasetçilerin, LGBTİ+ ların, öğrencilerin, sendikacıların potansiyel suçlu görülerek,işkence yöntemleriyle gözaltına alınması ve tutuklanması demokrasilerde kabul edilemez. Gözaltılara ve tutuklamalara son verilmelidir.
23 Haziran 2026 günü Ankara'da iki yüzden fazla insan gözaltına alındı. Kamuoyuna yansıyan bilgilere göre, 7 Temmuz'da başlayacak NATO Zirvesi öncesinde gerçekleştirilen ve yasal hiçbir dayanağı bulunmayan bir “önleyici operasyon” yürütüldüğü iddia edilmektedir.
Gözaltına alınanlar arasında insan hakları savunucuları, avukatlar, gençler, Tema Vakfı çalışanları, üniversite öğrencileri ve sınava hazırlanan öğrenciler, akademisyenler sendika yöneticileri, LGBTİ+ aktivistleri ve çok çeşitli çevrelerden insanlar bulunmaktadır.
İnsan Hakları Derneği yöneticileri ve avukatları süreci en başından itibaren takip etmişlerdir.
Edindiğimiz bilgilere göre gözaltına alınan kişilerin tamamının evlerine kapıları kırılarak girilmiş, gözaltına alınanlar ve bazı aile sakinleri uzun süre boyunca evlerinde ters kelepçeli şekilde bekletilmiştir.
Defalarca dile getirdiğimiz gibi, ters kelepçe bir işkence ve kötü muamele yöntemidir. Buna rağmen gözaltına alınan kişilerin tamamı savcılığa da ters kelepçeli şekilde sevk edilmiştir. Tutuklananlar benzer bir soruşturma kapsamında 4 ayı aşkın süredir ev hapsinde tutulan Ankara Şube Yönetim Kurulu üyemiz ve Ankara Şube Gençlik Komisyonu üyelerimiz de bulunmaktadır.
Gözaltına alınan ve tutuklanan kişilere “hangi örgüte üyesin, kod adın var mı, …..örgütü hakkında bilgi verin” şeklinde somut bir iddiaya dayandırılamayan sorular yöneltilmiş ve bu gerekçelerle tutuklanmışlardır.
"NATO Zirvesi öncesi önleyici operasyon" adı altında yürütülen bu soruşturmada, başından sonuna kadar hem ulusal mevzuata, hem de taraf olunan uluslararası sözleşmelere aykırı yol ve yöntemler kullanılmıştır. Hukuki dayanaktan yoksun, soyut gerekçelerle gözaltı ve tutuklama işlemleri gerçekleştirmiştir. Gözaltına alınan kişiler işkence ve kötü muameleye maruz bırakılmış, müdafi olarak görev yapan bazı avukatlara da şiddet uygulanmıştır.
İnsan hakları savunucuları olarak bu sürecin takipçisi olmaya, yaşanan ağır hak ihlallerinin kamuoyuna duyurulması, sorumluların hesap vermesi ve tutuklanan kişilerin bir an önce özgürlüklerine kavuşması için üzerimize düşen her türlü sorumluluğu yerine getirmeye devam edeceğiz.
İNSAN HAKLARI DERNEĞİ
Anayasal haklar ve temel insan hakları, bir toplantı gerekçesiyle idari kararlarla askıya alınamaz. Milyonlarca yurttaşın hak ve özgürlükleri ile demokratik protesto hakkı engellenemez. Kamu Güvenliği yasaklarla değil, demokratik hakların güvenceye alınmasıyla sağlanır.
BASIN AÇIKLAMASI
Ankara’da 7-8 Temmuz 2026 tarihlerinde gerçekleştirilecek olan 36. NATO Zirvesi kapsamında; gerek zirve güvenliğinin sağlanması gerek kamu düzeninin korunarak vatandaşlarımızın huzur ve güvenliğinin sürdürülebilmesi amacıyla gerekli güvenlik tedbirleri alınmış olup bu doğrultuda aşağıdaki kararlar alınmıştır.
⬇️
https://t.co/Y32wCwFgM2
Gençlerin hayatlarının belirlenmesinin birkaç saatlik sınavlara indirgenmesi eğitim sisteminin garabetidir. Modern eğitim sistemlerinde üniversiteye gelinceye kadar her genç başarılı olduğu alanlara yönlendiriliyor. Hayata değil, mevcut eğitim sistemine kapıları kapatın. #MEB
Koşan öğrenciyi gören görevli, okul kapısını böyle kapattı. Saniyelerle sınavı kaçıran gencin 1 yılı boşa gitti.
Osmaniye Anadolu Lisesi’nde YKS’ye girmek için son dakikada okula gelen bir aday, kapılar kapanmadan içeri girebilmek için koştu.
Öğrencinin koştuğunu gören görevli, içeri girip hızlıca kapıyı kapattı.
Olayı gören veliler, alkışlarla “Al, al” tezahüratları yaparak adayın içeri alınmasını istedi.
Ancak görevliler genci sınava almadı.
32 yıl önce kaçırılıp gözaltında kaybedilen #MuratAslan'nın failleri ve sorumlular halen yargı önüne çıkarılmadı. Murat Aslan ve tüm kayıplar için adalet ve hakikat mücadelemiz sürüyor.
#CumartesiAnneleri1108Hafta
BTK kararıyla, çok sayıda LGBTİ+ derneği ve sivil toplum örgütünün X hesapları erişime engellendi:
• 17 Mayıs Derneği
• GALADER
• Genç LGBTİ+ Derneği
• HEVİ LGBTİ+ Derneği
• Lambdaİstanbul
• LİSTAG
• Muamma LGBTİ+
• Pembe Hayat
• SPoD
• Kırmızı Şemsiye Cinsel Sağlık ve İnsan Hakları Derneği
• İnsan Hakları Derneği
• Kadının İnsan Hakları Derneği
• Ankara Feminist Gece Yürüyüşü
• İstanbul Feminist Gece Yürüyüşü
• Mor Çatı Kadın Sığınağı Vakfı
• Cinsel Şiddetle Mücadele Derneği
• Barış İçin LGBTİ+ İnisiyatifi
• Kuir Tıp Öğrencileri Ağı
• TİP LGBTİ+ Bürosu
• Antalya Biz LGBTİ+
• Aralık Feminist Kolektif
• Çatlak Zemin
• Kuir Baykuş
• Lavender
• Arya'ya Ne Oldu İnisiyatifi
• Queer Deer
• MEF LGBTİ+
• 7 Tepe 7 Renk
• Pozitif Dayanışma
• Velvele
• TGS Kadın ve LGBTİ Komisyonu
(Cumhuriyet)
Eğitim Emekçilerine yönelik devam eden polis şiddetine ve gözaltılara son verilmelidir. #ÖzelSektörÖğretmenleriSendikasının talepleri dikkate alınmalı, "mülakat" uygulamasına son verilerek, herkese güvenceli çalışma imkanı sağlanmalıdır.
Bugün Ankara Güvenpark'ta, Özel Sektör Öğretmenleri Sendikası'nın yapmak istediği basın açıklamasına polis müdahale etmiş, müdahale sırasında yoğun şiddet kullanılmıştır.
Polis müdahalesi sonucunda Eğitim Sen Genel Başkanı Kemal Irmak, Eğitim-İş Genel Örgütlenme Sekreteri Bülent Metin, Eğitim Sen Genel TİS ve Hukuk Sekreteri Özlem Tolu, Özel Sektör Öğretmenleri Sendikası Genel Başkanı Eren Edebali ile birlikte 21 öğretmen gözaltına alınmıştır.
Eğitim Sen Genel Başkanı Kemal Irmak’a gözaltı sırasında ters kelepçe uygulanarak, yere yatırılmak ve zor kullanmak suretiyle işkence edilmiştir. Ters kelepçe uygulaması, insan onuruna aykırı, aşağılayıcı muamele niteliği taşıyan ve birçok durumda işkence ve kötü muamele yasağı kapsamında değerlendirilen bir uygulamadır. Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi içtihatları, zorunlu ve istisnai koşullar dışında uygulanan ters kelepçenin Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi'nin işkence ve kötü muamele yasağını düzenleyen 3. maddesini ihlal edebileceğini ortaya koymaktadır.
Ayrıca, barışçıl bir basın açıklamasına yönelik bu müdahale; ifade özgürlüğü, toplantı ve gösteri yürüyüşü hakkı ile örgütlenme özgürlüğünün ihlali niteliğindedir. Yaşananlar, Anayasa'nın 17. maddesinde güvence altına alınan kişinin maddi ve manevi varlığını koruma hakkı ile Ceza Muhakemesi Kanunu'nun gözaltı işlemlerinde ölçülülük ve zor kullanma sınırlarını belirleyen hükümleriyle de bağdaşmamaktadır.
İnsan hakları savunucuları olarak, hak talep eden toplumsal kesimlerin sesinin şiddet yoluyla bastırılmasını kabul etmiyoruz. Sendikal faaliyetlerin ve demokratik hak kullanımının kriminalize edilmesi, yalnızca ilgili kişi ve kurumlara değil, demokratik topluma ve sivil alana yönelik bir tehdittir. Bu tür uygulamalar, sivil toplumun faaliyetlerini engellemeyi ve kamusal alandaki demokratik katılımı zayıflatmayı amaçlayan bir anlayışın ürünüdür.
Sendika yöneticileri serbest bırakılırken 20 öğretmen halen gözaltında tutulmaktadır. Gözaltına alınan tüm eğitim emekçileri derhal serbest bırakılmalıdır. Gözaltı sürecinde gerçekleşen kötü muamele ve işkence iddiaları hakkında ise etkili, bağımsız ve tarafsız bir soruşturma gecikmeksizin başlatılmalı; sorumlular hakkında gerekli yargısal işlemler yürütülmelidir.
Hak ihlallerine karşı dayanışmayı büyütmeye, demokratik hak ve özgürlükleri savunmaya devam edeceğiz.
İNSAN HAKLARI DERNEĞİ GENEL MERKEZİ
#MünibeKoç annenin Barış umuduyla dolu bir hayatı geride bırakarak aramızdan ayrılmasının üzüntüsünü yaşıyoruz. Ailesine, yakınlarına ve Barış Annelerine baş sağlığı ve sabırlar diliyorum.
Değerli üyemiz Barış Annesi Münibe Koç'u kaybetmenin derin üzüntüsünü yaşıyoruz.
Başta ailesi ve Barış Anneleri olmak üzere sevenlerine ve başsağlığı ve sabır diliyoruz.
DEFİN
15 Haziran Pazartesi öğle namazına müteakip KARŞIYAKA MEZARLIĞI'NDA defnedilecektir.
TAZİYE YERİ
Güvertepe Mah. 499, Cd. No:36 Yenimahalle/Ankara
Anayasal bir hak olan toplantı ve gösteri hakkının engellenmesi kabul edilemezdir. Her yurttaşın kamusal hizmetlere girme hakkı vardır. Bu hakkın kullanılması "mülâkat" gibi adil ve hukuki olmayan yöntemlerle gaspedilmesi uygulamasına son verilmelidir.
İdam cezası devlet eliyle işlenen cinayettir. İdam edilmiş bir bedenin kaybedilmesi insanlığa karşı işlenen suçlardandır. #VeyselGüney için adalet.
#CumartesiAnneleri1107Hafta
Meclis kararı olmadan çıkarılan özel bir kanunla idamının önü açıldı. Veysel Güney, 10 Haziran 1981 tarihinde Gaziantep E Tipi Cezaevi’nde idam edildi.
Başkan Albay Ahmet Arısüt, üyeler Yarbay Ayhan Ulusoy ve Üsteğmen Güney Sert’ten oluşan mahkeme heyeti ile Veysel’i idama götüren iddianameyi hazırlayan Savcı Caner Ersu, bu hukuksuzluğun sorumluları olarak tarihe geçti.
Veysel idam edildikten sonra üzerinde bulunan kalemi, sigarası ve çakmağı tutanakla babası Ali Güney’e teslim edildi. Ancak 10 Haziran 1981 tarihli ve 266 sayılı tutanakla babasına verilmek üzere Yüzbaşı Burhan Erdem’e teslim edilen bedeni kaybedildi.
#CumartesiAnneleri1107Hafta
Çıplak Arama İşkencedir. İşkence İnsanlığa Karşı İşlenmiş Bir Suçtur. #FatoşPınarTürker'in iddiaları araştırılmalı, sorumlular hakkında gerekli işlemler ivedilikle yapılmalıdır.
#HafızAkdemir hakikatin peşinden koştuğu için katledildi. Onlarca Özgür Basın Emekçisi Hafız Akdemir' in idealini her türlü zorluğa rağmen bu günlere taşıdılar. Özgür Basın Susmadı Susturulamaz. Sevgi ile anıyorum..
#RahmiKoç un Kürt Kadınları için kullandığı ırkçı ve aşağılayıcı söylemi kabul edilemezdir. Öte yandan asıl utanılması ve aşağılanması gereken şey bir bütün olarak Kürt yurttaşların kendi anadilinde kamusal hizmet alamaması durumudur.
#ZimanéMeRumetéMeYe.
Ailelerin bütün çabalarına rağmen Buldan, Yıldırım ve Karay dosyaları 19 yıl boyunca sürüncemede bırakıldı. Ailelerin ısrarlı başvuruları sonucunda 19 Aralık 2013 tarihinde yeni bir iddianame hazırlandı. Bu iddianame, Ankara 1. Ağır Ceza Mahkemesi’nde görülen ve kamuoyunda Ankara JİTEM Davası olarak bilinen davaya dahil edildi.
#CumartesiAnneleri1106Hafta
Çocuklara özgü onarıcı adalet yerine, cezalandırıcı adalet sistemi düzenlemesi kabul edilemezdir. Her çocuk icin özgürlük, güvenlik,koruyucu ve onarıcı adaleti sağlamak devletin yükümlülüğüdür. #BMÇocukHaklarıSözleşmesi ne uygun düzenleme yapılmalıdır.
12. Yargı Paketi: Çocuğun üstün yararı, güvenlikçi politikalara kurban edilemez!
Çocukların güvenli, özgür ve onurlu bir yaşam sürme hakkı; güvenlikçi politikaların, cezalandırıcı hukuk anlayışının üzerinde tutulmalıdır.
Kamuoyuna yansıyan bilgilere göre hazırlıkları sürdürülen 12. Yargı Paketi kapsamında, suça sürüklenen çocuklara ilişkin ceza ve infaz rejiminin ağırlaştırılması yönünde düzenlemeler gündemdedir. Çocukların daha uzun süre özgürlüğünden yoksun bırakılmasını ve çocuk adalet sisteminin daha cezalandırıcı bir anlayışla yeniden şekillendirilmesini öngören bu yaklaşım, çocuk hakları bakımından ciddi kaygılar yaratmaktadır.
Son yıllarda çocukların maruz kaldığı hak ihlalleri giderek artarken, çocukları korumaya yönelik sosyal politikaların zayıfladığı görülmektedir. Çocuk yoksulluğu derinleşmekte, çocuk işçiliği yaygınlaşmakta, eğitime erişimde eşitsizlikler büyümekte, çocuklar ihmal, istismar ve şiddete karşı yeterince korunamamaktadır. Çocukların yaşam hakkını tehdit eden önlenebilir ölümler, iş cinayetleri, akran zorbalığı, okul içi ve dışı şiddet vakaları ile çocuklara yönelik cinsel istismar vakaları kamuoyunun gündeminden düşmemektedir. Buna rağmen çocukların korunmasına yönelik bütüncül ve hak temelli politikalar geliştirilmemekte, çözüm giderek daha fazla ceza ve güvenlik eksenli düzenlemelerde aranmaktadır.
Çocukların suça sürüklenmesi bireysel bir tercih değil; yoksulluk, eşitsizlik, ayrımcılık, dışlanma, güvencesizlik ve kamusal koruma mekanizmalarının yetersizliğinin sonucudur. Devletin çocukları koruma yükümlülüğünü yerine getirmediği koşullarda ortaya çıkan sorunların sorumluluğunu çocuklara yüklemek ve bu sorunlara daha ağır cezalarla yanıt vermek kabul edilemez.
Birleşmiş Milletler Çocuk Haklarına Dair Sözleşme, Çocuk Adalet Sistemine İlişkin Birleşmiş Milletler standartları ve diğer uluslararası insan hakları belgeleri; özgürlüğünden yoksun bırakılmanın çocuklar açısından ancak son çare olarak ve mümkün olan en kısa süreyle uygulanabileceğini açıkça ortaya koymaktadır. Çocuk adalet sisteminin temel amacı cezalandırmak değil; çocuğun yüksek yararını gözetmek, onarıcı adaleti sağlamak ve çocuğun toplumsal yaşama yeniden katılımını desteklemektir.
Oysa kamuoyuna yansıyan düzenlemeler, çocuk adalet sistemini hak temelli bir anlayıştan uzaklaştırarak daha cezalandırıcı ve daha güvenlikçi bir zemine çekme riski taşımaktadır. Çocukları koruma iddiasıyla hazırlanan düzenlemelerin, çocukların özgürlüğünü daha fazla kısıtlayan ve onları ceza infaz sistemi içerisinde daha uzun süre tutan uygulamalara dönüşmesi çocuk hakları hukukuna açıkça aykırıdır.
https://t.co/s38wjcEyyt
Gözaltında zorla kaybedilme insanlığa karşı işlenmiş bir suçtur. Kayıplar bulunsun failler yargılansın. Kayıplara karşı sözleşmeye ivedilikle taraf olunmalıdır. Her bir kaybın akıbeti ve failleri açıklanmalıdır.
#CumartesiAnneleri
17-31 Mayıs Gözaltında Kayıplara Karşı Mücadele Haftası boyunca; gözaltında kaybetmeleri, cezasızlık politikalarını ve hakikati bilme hakkını görünür kılmak için bir araya geldik. Kayıplarımızın izlerini taşıyan mekânlarda açıklamalar yaptık, hafızayı canlı tutmaya ve adalet talebimizi büyütmeye çalıştık.
Bu yıl da kaybedilenlerin adlarını, hikâyelerini ve hakikat arayışını kamusal alana taşıdık.
Haftamızın kapanışında ise sözü kayıp yakınlarına bırakıyoruz. Çünkü gözaltında kaybetmelerin yarattığı boşluğu, adaletin yokluğunu ve hakikatin önemini en iyi onlar anlatıyor.
Kayıplarımız için, hakikat için, adalet için; onların sesine kulak veriyoruz.
1980'de Kars'ta gözaltında kaybedilen Cemil Kırbayır'ın ağabeyi Mikail Kırbayır: "Eğer bir gün gizlenen mezarı bize teslim ederlerse belki bayramı hissedebiliriz."
#CumartesiAnneleri1105Hafta
Bugün CHP Genel Merkezi önünde ve bina içinde bulunan parti yöneticileri, üyeleri ve yurttaşlara yönelik kolluk güçlerinin basınçlı su, plastik mermi, göz yaşartıcı kimyasal kullanarak gerçekleştirdiği müdahale işkence ve diğer kötü muamele mutlak yasağının pervasızca ihlalidir. Tüm Türkiye’nin tanıklığında gerçekleştirilen bu kabul edilemez çıplak şiddetin sorumlusu doğrudan siyasal iktidardır.