Neymiş bu Kanal İstanbul sevdanız, nasıl bir “aşk” bu?
Bu ihanet için gözünüz nasıl kararmış?
Kimlere, ne vaat ettiniz?
Depremle ilgili sadece aklıma gelen 4 kalem işinizi paylaşıyorum;
📌Deprem fonunda buharlaştırdığınız kaynak tam 42 milyar dolar!
📌İstanbul’da 2004-2019 yılları arası 15 yılda 130 projede kamu alanlarından ve imar hareketliliğinden yarattığınız rant tam 85 milyar dolar!
📌İstanbul’a ihanet olduğunu herkesin bildiği “çılgın projeniz” Kanal İstanbul’un tahmini maliyeti tam 100 milyar dolar!
📌19 Mart sabahı milletin iradesine karşı emrinle gerçekleşen darbe girişiminin ülke bütçesine maliyeti tam 50 milyar dolar!
Sadece yukarıda saydığım dört kalemde millete ve devlete 277 milyar dolar zarar yüklediniz!
Bu kaynak İstanbul dahil bütün ülkeyi ihya eder, depreme dayanıklı hale getirir ve bütün ülkemizi düze çıkarırdı.
Gözü dönmüş hırsınızı ve ihtirasınızı önce yüce Allah’a sonra da milletimize havale ediyorum.
Aziz milletim, bu çarpık düzenden acilen kurtulmalıyız. Sizlere güveniyorum.
Milletimiz büyüktür!
Ne oldu? Boş dosyanı dolduramadın mı? Sana “turbun büyüğü, dananın kuyruğu”diyenlerin tuzağına mı düştün? Yine mi aldatıldın?
Aziz Milletim;
Bugün yine bir şafak baskınıyla birçok çalışma arkadaşım, İBB ve İSKİ yöneticileri gözaltına alındılar. Bir avuç muhteris; milletin parasını, tapusunu, diplomasını, haysiyetini, geleceğini yok sayarak, boş dosyaları yalan ve iftira ile doldurmanın peşine düştüler.
16 milyon İstanbullu yürekleri ağzında deprem huzursuzluğu ile yaşamaya çalışırken, bunların derdi İstanbul’un ve ülkenin nimetlerini peşkeş çekmek.
Allah bu aziz milleti bunların gazabından korusun.
Kıymetli Vatandaşlarım;
Bu koşullarda ülkemiz ve milletimiz için huzur yoktur, güven yoktur, bereket yoktur.
Gözaltına alınan arkadaşlarımızın İstanbul’daki kaçak yapılarla mücadele eden, ranta karşı İstanbul’u koruyan, şehrimizi olası büyük depreme hazırlamak için gece gündüz çalışan İstanbul muhafızları olduğunu biliniz. Bu vatansever insanlar ihanet projesi olan Kanal İstanbul’u durdurmak için, İstanbul’u susuz bırakacak girişimleri önlemek için davalar açıp, ruhsatsız yapılara yıkım kararı veren insanlar.
Yargıyı aparata dönüştürenler, Kanal İstanbul’u kime pazarlamışlarsa önündeki engelleri kaldırmak için gözlerini karartarak yeni operasyonlarla millete ihanet etmeyi sürdürüyorlar.
Ne yaparlarsa yapsınlar boş. Açıkça söyledim ama anlamadılar. Bir kez daha hatırlatayım: “Sen birer birer eksilteceğini sanıyorsun ama biz milyon milyon büyüyoruz!”
Şu çok açık bilinsin ki bu süreçte bütün yol arkadaşlarımızı sonuna kadar savunacağım. Hiç kimse geride kalmayacak. Bu günler gelip geçecek. Bu millet; haksızlığı, hukuksuzluğu kendine yöntem olarak belirleyenleri eninde sonunda evlerine yollayacak.
Aziz Milletim;
Sizleri, siyasi partilerimizin değerli Genel Başkanları’nı, yüksek yargı mensuplarını, herkesi sorumluluk almaya ve devletimizi çürütenlere karşı birlikte mücadele etmeye davet ediyorum.
Milletimiz büyüktür.
Akdeniz kadar engin, Toroslar gibi güçlü Mersinliler;
Yarın aranızda olamasam da, kalbim sizinle aynı meydanda, aynı heyecanla atacak.
Genel Başkanımız Sayın Özgür Özel'in katılacağı buluşmanızı cezaevinden izleyeceğim, sesinizi duyacak, sizi göreceğim.
Mersin iradesine sahip çıkacak.
26 Nisan Cumartesi 14.00
Yenişehir Miting Alanı
Silivri’de Trabzonspor U-19 takımını gururla izledim. Tebrik ediyor ve finalde başarılar diliyorum. Emeği geçen herkesi; teknik heyeti ve pırlanta gibi Trabzonsporlu gençlerimizi kutluyorum.
Kaynakların doğru harcanması halinde, Türk sporunun ve her branştan yüzbinlerce yetenekli gencimizin muhteşem başarılar elde edebileceğinden hiç şüphe duymuyorum. Trabzonlu gençlerin bu başarısı, Türk futboluna ve ne yazık ki ciddi mali sorunlarla boğuşan kulüplere ders niteliğinde bir başarı olmuştur.
Geleceğin teminatı gençlerimizi, özgür bir ortamda ve doğru bir eğitimle sporda, sanatta, üretimde, teknolojide ve her alanda motive etmeli, yönlendirmeliyiz. Gençlerimizi dinleyerek ve anlayarak, Cumhuriyetimizin 2. yüzyılına hazırlamak en önemli görevimizdir. Bugünkü başarının, biz yöneticilere verdiği ders budur.
Aziz Milletim,
Milletin kayıtsız şartsız egemenliğini tam manasıyla yeniden tesis edeceğimiz günler uzak değil. Tüm gücümüzle bunu gerçekleştirmek için çalışıyoruz. Seçilmişlerin hapishanelerde eziyet çekmediği, görevlerinin başında millete hizmet ettiği bir Türkiye’yi hep birlikte inşa edeceğimize inancım tamdır.
Ben odamı çizdim, arkadaşlarım da resmettiler.
Hücremin duvarına şanlı bayrağımız asılı.🇹🇷
Tüm Türkiye'ye çağrımı yineliyorum. 19 Mayıs'a kadar evlerde, iş yerlerinde, köylerde, şehirlerde, arabalarda, telefonlarda Türk Bayrağımız olsun. Milli egemenliğimizin sembolü her yerde olsun.
Cumhuriyet’in Işığında Büyümek
Kendi çocukluğumdan bugünün çocuklarına bir mektup yazdım. Bu mektubu yine çocuklar seslendirdi. Spotify hesabımdan dinleyebilirsiniz;
https://t.co/T1HxDBjqre
Avukatımın gelmesiyle birlikte, yaşanan depreme dair duygularımı şimdi ifade edebiliyorum.
En büyük üzüntüm, hayatını İstanbul’u afet odaklı planlamaya adayan, bunun mücadelesini veren yöneticiler ve şehir plancılar olarak bu zor günde sizlerle olamamaktır.
İlk tespitlerde herhangi olumsuz vaka olmaması sevindirdi. Tüm İBB ekiplerimiz teyakkuz halinde, tüm devlet kurumlarıyla koordineli şekilde görev başındalar.
İstanbul depremi ile ilgili mücadele, kurumlarımızın tamamının üstünde büyük bir beka mücadelesidir. Deprem meselesi seçim kazanmaktan, koltuk hırsından çok daha büyük bir meseledir. Bu nedenle acilen birliğe, beraberliğe, dayanışmaya ve ortak akla ihtiyacımız vardır.
Depremle mücadele konusunda merkezi hükümetle birlikte çalışabilmek adına muhtelif önerilerimiz oldu.
Bu vesileyle tekrar hatırlatmak isterim ki; kentsel dönüşümden altyapı ve üst yapı güçlendirmelerine, yeşil alanlardan ulaşıma, doğanın korunmasından kentsel gelişim prensiplerine, finansmandan bütün kurumlarla iş birliğine, İstanbul ve yakın bölgesini kapsayan geniş çaplı bir çalışma zorunluluktur.
Ulusal ve uluslararası seferberlik duygusuyla, İstanbul Deprem Konseyi önerimiz mutlaka harekete geçirilmelidir.
Kanal İstanbul ve benzeri ihanet projelerinden İstanbul’u uzak tutarak devletimiz ve milletimiz için beka problemi olan İstanbul Depremine ve sonuçlarına hızlıca hazırlanmalıyız.
Milletimize geçmiş olsun.
19 Mart sabahı millet iradesine yapılan darbenin ekonomiye trilyonlarca lira maliyeti oldu.
Bu kadar büyük bir bütçe ile yaklaşık 1 milyon yapıyı yenileyebilir ya da en az aynı miktarda güvenli konut üretebilirdik.
Siyasi kumpas sonucu yaşanan dalgalanma maalesef zamanla ekonominin temellerine daha da nüfuz edecek.
Büyüme yavaşlayacak, enflasyon yüksek kalacak, kıt kanaat geçinmeye çalışan insanların yaşam şartları daha da ağırlaşacak.
Büyük bedeller ödeyerek 2 yılda biriktirdiğimiz döviz rezervlerini 3 günde sattılar. Yüksek faizle peşinde koştukları sıcak parayı bile kaçırdılar. Yarattıkları kaosu durdurmak için daha fazla faiz verdiler. Üreticiyi yüksek kredi faizleriyle adeta boğdular. Devletimizin ve milletimizin borçlarını döviz artışları ile daha da artırdılar.
Bir an için ülkemizin acil ihtiyaçlarını düşünün. Fakir fukarayı, emekliyi, çiftçiyi, işçiyi, memuru, küçük esnafı, gençlerimizi düşünün. Bir hiç uğruna yaktıkları bu parayla bu güzel insanlar için neler yapılabilirdi bir hayal edin.
Bu aziz millet; koltuk hırsı uğruna önüne geleni yakıp yıkan, milletin ekmeğine göz diken, deprem riski için kullanılması gereken kaynakları kumpaslara feda eden bu kifayetsizlere daha ne kadar tahammül gösterecek?
Basından öğrendiğim kadarıyla, Silivri’ye hapsedilmemiz üzerine, Alman Hükümeti hava kuvvetlerimizin büyük ihtiyacı olan ve uzun zamandır beklediğimiz Eurofighter savaş uçağının Türkiye’ye satışını veto etmiş.
Almanya’da görevi devralmaya hazırlanan yeni hükümete seslenmek istiyorum:
Türkiye Erdoğan’dan ibaret değildir, Türkiye Erdoğan’dan büyüktür. Hükümetler gelip geçicidir. Türkiye’nin ulusal çıkarları Erdoğan’dan da İmamoğlu’ndan da daha değerlidir. Bu kararınızı geri almanızı istirham ediyorum.
Erdoğan iktidarının sonu göründü. Türkiye’nin yeni iktidarı, Avrupa Birliğiyle ve Almanya dahil bütün müttefiklerimizle, karşılıklı menfaatlerimiz, hukukun üstünlüğü ve insan haklarına dayalı demokrasi ilkeleri çerçevesinde çalışacaktır. Bizim iktidarımızda Türkiye’nin AB’ye tam üye olacağına dair en ufak bir şüphemiz yoktur.
Milletime sesleniyorum; bu İstanbul’a yeni bir ihanet girişimidir.
Bizi hapse atıp İstanbul’un önemli su kaynaklarından biri olan Sazlıdere Barajı’nı boşaltmak ve bölgeyi imara açmak istediler. Avrupa Yakası’ndaki 4 ilçeyi susuz bırakmak istiyorlar, kurulu barajı yıkmak istiyorlar. Sizin beton kanalınızı da, lüks konut sevdanızı da, rant projelerinizi de İstanbul’a yeni ihanetlerinizi de bu millet engelleyecek. Yağma yok, İstanbul’un milyonlarca muhafızı var.
İftiralarla, kumpaslarla, masa başında kurguladığınız ayak oyunlarıyla zindanlara kapatırsınız ama asla İstanbulumuz’u savunmamıza gölge düşüremezsiniz.
Selam olsun seymenlere, selam olsun başkentimize, selam olsun Cumhuriyet’in kurulduğu şehre, kurucu meclisimizin topraklarına.
Yeniden kuruluş için adalete ve demokrasiye güç verecek Ankara.
Ankaralılar, 23 Nisan Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı'nda Genel Başkanımız Sayın Özgür Özel ile birlikte saat 17.00'de 1. Meclis'ten Anıtkabir'e yürüyecek.
Milli egemenlik için yapılacak bu yürüyüşü cezaevinden izleyeceğim, yine yanı başınızda olacağım, sizlerle yürüyeceğim. Millet Büyüktür.
Aziz milletim, çok değerli vatandaşlarım;
Bugün sizlere Silivri’deki hücremden önemli bir çağrıda bulunmak istiyorum.
-Adalet, huzur, barış, eşitlik için,
-Üreten, kazanan ve adil paylaşan bir ekonomi için,
-Temiz bir çevre, bereketli topraklar için,
-Demokrasimiz ve Cumhuriyetimiz için,
-Fikri hür, vicdanı hür nesiller için,
-En önemlisi çocuklarımız ve gençlerimiz yani istikbalimiz için,
Gelin hep birlikte 23 Nisan’dan 19 Mayıs’a; evlerimizde, iş yerlerimizde, köylerimizde, kentlerimizde, arabalarımızda, cep telefonlarınızda yani her yerde…
Ay yıldızlı şanlı Türk Bayrağımızı dalgalandıralım. 🇹🇷
Kendisini iktidar zanneden bir avuç muhteris; milletimizin nefesini kestiğini, sesini kıstığını, onları köşeye sıkıştırdığını düşünüyor.
86 milyon insana ait 50 milyar doları cayır cayır yakan, milleti pahalılığa ezdiren, açlıkla ve yoklukla imtihan eden, mutsuzluğa ve umutsuzluğa hapseden, paramızı pula döndüren bir avuç muhteris.
Geleceğimize kasteden, milleti ayrıştırıp, kutuplaştıran, Anadolu irfanından ve erdeminden zerre nasiplenmemiş bir avuç muhteris.
Korkuyu, tehditi, zindanları göstererek kendi çıkarı için yalancı şahit, iftiracı, gizli tanık üretmeyi bağımsız yargı diye yutturmaya çalışan zalim ve baskıcı bir avuç muhteris.
AZİZ MİLLETİM,
MİLLET EGEMENLİĞİNİN KUTLU HAFTASINA GİRİYORUZ. HİÇBİR GÜÇ MİLLETİMİZİN ÖZGÜR DÜŞÜNCESİNE ZİNCİR VURAMAZ.
SEVGİ DOLU, HOŞGÖRÜLÜ, DUYARLI, CESUR GENÇLER BİZİMLE.
HER ŞEY ÇOK GÜZEL OLACAK DİYEN ÇOCUKLARIMIZ BİZİMLE.
Ellerinden hürmetle öptüğüm, inşallah özgür olduğumda ilk fırsatta ziyaret edeceğim “TURPUNAN, ŞALGAMINAN DEVLET İDARE EDİLMEZ, ADALET İLE İDARE EDİLİR” diyen YOZGATLI ÇİFTÇİLERİMİZ BİZİMLE.
MERTLİKLE, CESARETLE, ADALETLE yürüyeceğiz bu yolu.
MİLLET İRADESİDİR HEPİMİZİN GÜVENCESİ.
Hiç merak etmeyin, MİLLET NE DERSE O OLACAK. MİLLETİMİZ KAZANACAK, MİLLETİMİZ BÜYÜKTÜR.
İstanbul İl Başkanlığımızın “Gazze’de soykırıma, katliama ve tehcire hayır” diyerek Tünel’den Taksim’e yapmak istediği yürüyüş, yüzlerce polisle, barikatlarla, metro kapatmalarla engellendi.
İsrail’de bile Netanyahu karşıtı gösterilere izin verilirken; İstanbul’un ortasında barışçıl bir yürüyüşe geçit vermeyenleri milletimizin vicdanına havale ediyorum.
Bu iktidar, içeride gençlerin gösteri hakkını gasp ediyor; dışarıda ise Gazze’deki tehcir planına karşı etkili tek hamle yapamıyor.
Filistin halkının hakkını savunmak insanlık görevidir. Ama iktidar, bunu savunanları dahi susturmayı tercih ediyor.
Bugün gençleri tutuklayarak, yürüyüşleri engelleyerek, tehcire karşı ses verenleri susturarak ne Filistin’e ne bu millete iyilik ediyorsunuz.
Çifte standarda, riyakarlığa, korkuya yenilmeyeceğiz; hakikati konuşmaya devam edeceğiz.