@lina_yurek@REM__BEN Pitbull saldırgan bi köpek saçmalamayın artık . Hayvan girer girmez saldırdı. Agzı kapalı olmasa o asansörde neler olurdu bırakır mıydı tuttuğu kişiyi ?
Kariyer meslek tanımı keyfe göre yapılamaz.
Devlet Memurları Kanunu’nun 36. maddesi ortadadır.
Gelir Uzmanları, SGK Denetmenleri, İl Göç ve İl Planlama Uzmanları,
Ticaret, Ürün, Muhasebe Denetmenleri,
Milli Emlak, Mali Hizmetler ve Vergi İstihbarat Uzmanları
kanunda kariyer meslek olarak yer alırken,
özlük düzenlemelerinde sistemli biçimde yok sayılıyor.
Bu meslekler kariyer meslek olmasına rağmen hiçbir düzenlemede #nedenyok ??
@RTErdogan@_cevdetyilmaz@mustafaelitas@avabdullahguler@memetsimsek@mehmedmus@ilhan_hatipoglu
#nedenyok
AKP iktidarının bütçedeki özensizliği gizlenemez boyutta!
Üst düzey bürokratlara, YÖK Başkanı’na tek kalemde 40 bin TL zam yapıp, asıl yükü çeken uzman ve müfettişlerimizi mağdur etmek, bazılarını ise zam kapsamı dışında bırakmak hangi adalete sığar?
Zammı geri çekmek çözüm değil; “Kapsamı genişletin, adaleti sağlayın. 18 bin TL’lik seyyanen zammı 40 bin TL’ye çıkarın, Emeklimizi de memurumuzu da artık açlık sınırının üzerine taşıyın” dedik; yine bildiklerini okudular.
666 sayılı KHK'nın yarattığı 14 yıllık mağduriyeti giderilerek kariyer meslekler ayrıştırılmadan 375 sayılı KHK'nın 3 sayılı cetvelinde düzenlenmelidir. #NedenYok
Sayın Cumhurbaşkanımız @RTErdogan durum Tarafınıza net bir şekilde aktarılmış olsa, eminim ki
Gelir Uzmanları,
İl İstihdam Uzmanları,
Mali Hizmetler Uzmanları,
Vergi İstihbarat Uzmanları,
İl Planlama Uzmanları,
İl Göç Uzmanları,
Ürün Denetmenleri,
Gümrük ve Ticaret Denetmenleri,
Sosyal Güvenlik Denetmenleri,
Muhasebe Uzmanları,
Milli Emlak Uzmanları,
Milli Emlak Denetmenleri gibi kariyer ilkelerine göre işe alınan meslek grupları
düzenlemede
#nedenyok diye sorarsınız
@RTErdogan@_cevdetyilmaz@mustafaelitas@avabdullahguler@memetsimsek@mehmedmus@ilhan_hatipoglu
Devlet hizmeti, mevzuatın soğuk maddeleri arasına sıkışmış idari bir işlem değil; millet adına üstlenilen mukaddes bir emanettir. Bizler bu emaneti, unvanların sağladığı konforla değil, sırtlandığımız sorumluluğun ağırlığıyla taşırız. Devlet geleneği ve köklü teamüllerimiz de açıkça göstermektedir ki; asıl olan rütbe değil, ifa edilen vazifenin kudsiyetidir.
Bu şuurla ifade etmek gerekir ki, kamu hizmeti bölünmez bir bütündür. Merkezden taşraya uzanan bu yapının halkalarını “önemli” ve “önemsiz” şeklinde ayırmaya çalışmak, devlet aklıyla bağdaşmadığı gibi kurumsal barışı da zedeler. Taşra teşkilatlarında harcanan emeği ve dökülen alın terini gölgede bırakan, hizmeti bir tahakküm alanı gibi gören yaklaşımlar, bu köklü geleneğin ruhunu incitir.
Unutulmamalıdır ki devlette baki olan şahıslar değil, ilkelerdir; hukuktur, hakkaniyettir.
Bizler, gücünü mevzuattan, meşruiyetini ise millete hizmetten alan devlet memurlarıyız. Bir hizmet alanını yüceltirken başka bir alanı değersizleştiren her tutum, yalnızca meslekler arasında değil, bizzat devletin işleyişinde de onarılması güç yaralar açar. Adalet terazisinin dengesi bozulduğunda, zarar gören sadece kişiler değil, kurumsal itibarın kendisidir.
Bu noktada özellikle ifade etmek gerekir ki; kamu hizmetinin bir bölümüne yönelik yapılan düzenlemelerin, diğer alanlarda görev yapan ve aynı sorumluluk bilinciyle çalışan meslek gruplarını dışarıda bırakacak şekilde ele alınması, adalet duygusunu zedeleyen bir tablo ortaya çıkarmaktadır. Hizmetin bir kısmını güçlendirirken diğer kısmını görmezden gelen her yaklaşım, kamu hizmetinin bütünlüğünü zayıflatır. Devlet geleneği, iyileştirmelerin seçici değil kapsayıcı olduğu ölçüde anlam kazandığını; kurumsal denge ve çalışma barışının ancak bu şekilde korunabileceğini defalarca göstermiştir.
Bu süreç, gelip geçici bir tartışma değildir. Kamu hizmetinin hangi ilke ve değerler üzerinde yükseleceğine dair somut bir tercih anından geçiyoruz. Bugün sergilenen tutumlar, alınan pozisyonlar ve benimsenen yaklaşımlar; yalnızca bugünü değil, yarının kurumsal dengelerini de şekillendirecektir. Devlet geleneği, bu tür kırılma anlarında sergilenen duruşları hafızasında tutar.
Sükûnetimiz, acziyetten değil; devlet adabına, kurumsal vakara ve temsil sorumluluğuna duyduğumuz bağlılıktandır. Ancak bu bağlılık, adaletsizliğin görmezden gelineceği ya da haksızlığın olağanlaştırılacağı anlamına gelmez. Hak arayışımız; itidali elden bırakmadan, meşruiyet zemininden sapmadan ve hakkın teslimine kadar kararlılıkla sürecektir.
Çünkü adalet, bir lütuf değildir.
Kurumların itibarını koruyabilmesi ve kamu vicdanının diri tutulabilmesi için vazgeçilmez bir zorunluluktur.
@AKPartiTBMMGrup
@chptbmm
@MhpTbmmGrubu@iyipartitbmm