OKUYUN VE ARŞİVİNİZDE SAKLAYIN BU YAZIYI.
YENİ/K PARTİ..
💥CHP Milletvekili Falih Rıfkı Atay:
"İslamiyet denince aklıma çorap kokusu gelir."
💥Eski CHP'li Başbakan Ş.Saraçoğlu:
"Din zehirdir. Türkiye'den dini tamamen atabilmek için bize 30 yıl lazım."
💥Adalet Eski Bakanı M.E.Bozkurt:
"İslâm 14 asırlık sakat bir inançtır. İlerlemeye engeldir.”
💥Milletvekili Şemsettin Günaltay:
"Ayetler bizi alakadar etmez."
💥Milletvekili Refik Ahmet Sevengil:
"Allah'ı da (haşa), Sultan'la birlikte tahtından indirdik."
💥Milletvekili Kemalettin Kamu:
"Kâbe Arab'ın olsun, bize Çankaya yeter"
💥Milletvekili Mehmet Şeref Aykut:
"Yakılan ve ebediyen çöken Arap-Acem dini tahakkümdü.
Ayet ve Hadis saymakta mana yoktur. İslam dini çökmüştür."
💥Milletvekili Önder Sav: (Hacca gidebilmek için yardım isteyen vatandaşa) "Boşver Araplara para kaptırma. Bakarsın orada Muhammed bırakmaz, göndermez seni buraya."
💥Milletvekili Onur Öymen: "Atalarımız maymundan gelmiştir."
💥Milletvekili Canan Arıtman: "Başörtüsünü Sümerler'de fahişeler takardı."
💥Seyhan BM Üyesi Ali Aydoğan:
"Yalancı Muhammed'e ve uydurduğu (haşa) Tanrı'ya ihtiyacımız yok."
💥CHP milletvekili Sera Kadıgil:
"O ezanlar ki …benim yurdumun üstünde ebedi inlemesin artık!"
💥Eski İçişleri Bakanı Şükrü Kaya:
"Dinler işlerini bitirmiş, vazifeleri tükenmiştir.”
💥Eski Dışişleri Müs.T.K.Köperler:
"Gençliği Allah ve Peygamber gibi boş laflardan kurtaracağız.”
💥CHP İlçe Başkanı Osman Nuri Çerman:
"Türk'ün dini Kemalizm'dir."
💥Milletvekili Celal Nuri İleri: "İnsan hayvandan ayrılınca bir nevi maymun ailesiydi. İlk atalarımız şüphesiz ormanların içinde sürü halinde serseriyane dolaşıyorlardı."
💥Milletvekili Ali Topuz:
"İslam kültürü bizim öz kültürümüz değildir.”
💥Milletvekili İsmail Hakkı Kılıçoğlu:
"Allah'ın varlığına iman etmek, o gerçekte var olduğu için değil, sıkıntı içinde olduğumuz zamanlarda moralimiz yükseltmek için gereklidir."
💥Türkan Saylan: "Çocuklarımızın sıra üstünde namaz kılmasını değil, bale yapmasını istiyoruz.”
💥CHP İl Başkanı Ali Kavak: "Atatürk gibi bir lider varken peygamber gibi lider bekliyorlar."
💥Milletvekili Öztürk Yılmaz: "Benim dilim her şeyde okunsun. Ezan, Türkçe okunsun..
💥Ve ŞİMDİ..!
İslam düşmanı bu tarikatın Özgür Özel başkanlığındaki müritleri Hacıbayram camisinde cuma namazını eda ederek "Yeni Partilerini" kurdular..!
💥Ve EVET..
Biraz fazla münafıkça, biraz 200'lüce, biraz riyakarca bir durum ama olsun..😄
Bunlara yakışıyor..😄
Bunlar çalar hırsız olmaz..
Bunlar içer sarhoş olmaz..
Bunlar otellerde bornozla basılır zinakar olmaz..
Bunlar milletin parasını kumarda barda pavyonda metreslerle karılarla kızlarla yer içer ahlaksız olmaz..
Hasılı..
Bunlar böyle bir tarikat..!
Bunlar 5 dönemdir, 6 dönemdir aralıksız ESKİDEN beri Milletvekili ama partilerinin adı YENİ PARTİ..!
Yersek..
Yeni olan tek bir söylem yok...
Tek bir proje, vaat yok...
Ne ülkenin yarınları ne de halkın durumu zerre umurlarında değil...
Silivri'den alınan talimatlar dışında tek kelime edemeyen,
zerre kadar inisiyatif barındırmayan kuklalar, güya halkı "yeni" diye ters köşe edecek...
Şuna;
"Asrın En Büyük Hırsızlarını ve Arsızlarını Yargının Elinden Kurtarma Partisi" desenize yahu...
Cuma günü kuruldu, cuma namazından sonra açıklama yapıldı diye biz bu partiyi dini bütün insanların kurduğu dindar bir parti olarak mı algılayacağız? Dindarları bu kadar ahmak mı sanıyorlar yahu!
Dün ve bu sabah hastene kapılarındaydım. Şifa için dua ediyor vesile için başvuruyoruz.
Ben bu kapıları bilen biriyim. Hasta olduğumuz için suçlu sayılırdık. Aşağılanırdık, itilip kakılırdık.
Doktoru para ister, hemşiresi para ister hatta hasta bakıcısı bile para isterdi. Ben bu kapılarda, tuvalet akan koridorlarda geceden sıraya girip duvara yaslanarak uyduğum için fırça sapıyla dürtülerek uyandırılmıştım.
2 gündür hiçbir doktor para istemedi. Üstelik hiçbiri beni aşağılamadı, hakaret etmedi. “Sıraya geçin” diye bağıran hasta bakıcılar da kendini tanrı yerine koyan doktorlar da gitmişler.
Kim yaptı bunu böyle? Kim ıslah etti, kim düzeltti, kim büyüttü kim geliştirdi?
Allah razı olsun. Allah devlete zeval vermesin.
Yüz yıldır yüzlerce çirkef cumhuriyet yalanının ve küfür bombardımanının altında kalan bir millet, hâlâ "Vatan, millet, devlet, din, iman ve Allah." diyorsa, Yüce Allah'ın koruması altında olan böyle bir milleti kimse yıkamaz...
Allahu Ekber..!
MHP Tokat Milletvekili Yücel Bulut, Türk Milliyetçisi olduğunu iddia eden Yavuz Ağıralioğlu hakkında önemli iddialar ortaya attı!
"15 Temmuz darbesi başlamadan önce Amerikan Büyükelçiliği kapılarını tırmalayan, işler tersine dönünce ölüm listesindeymiş gibi gazetecilere haber yaptıran...
Darbenin başındaki Mehmet Partigöç'ün siyasi yamağı olan...
Bu millete fitne ekersen, Türkiye Cumhuriyeti'nin fırtınasını biçersin!
Bugün istismarını yaptığın Muhsin Yazıoğlu ile nasıl yollarını ayırdığını ben ve Ülkücü hafızaya sahip bütün yol arkadaşlarım biliyor.
Biraz daha haddini aşarsan; dilinden düşürmediğin Muhsin Yazıcıoğlu ile akıbetlerinizin nasıl bittiğini anlatmak bir Ülkücü olarak hepimizin boynuna vebal haline gelmiştir!"
Bir kadın sorar:
— Yumurtalarınızı kaça satıyorsunuz?
Yaşlı satıcı cevap verir:
— Bir yumurta 10 TL, hanımefendi.
Kadın der ki:
— 6 yumurtayı 50 TL'ye alırım, yoksa giderim.
Yaşlı satıcı cevaplar:
— Hanımefendi, istediğiniz fiyata alın. Bugün henüz bir tane bile yumurta satamadım ve geçinebilmem için buna ihtiyacım var. Bu benim için iyi bir başlangıç olur.
Kadın yumurtaları pazarlıkla aldığı fiyattan satın alır ve kazandığını düşünerek oradan ayrılır. Şık arabasına biner ve arkadaşıyla birlikte lüks bir restorana gider.
Kadın ve arkadaşı istediklerini sipariş ederler. Azıcık yerler, ancak birçok şeyi yarım bırakırlar.
Hesap geldiğinde toplam 3800 TL tutmuştur. Kadınlar 4000 TL verir ve restoran sahibine üstü kalsın, bahşiş olsun derler.
Bu hikâye lüks bir restoranın sahibi açısından gayet normal görünebilir. Ama yumurta satan yaşlı adam için oldukça adaletsizdir…
Ortaya çıkan soru şudur:
Neden ihtiyacı olanlardan bir şey alırken gücümüzü göstermeye ihtiyaç duyarız?
Ve neden asıl ihtiyacı olmayanlara karşı cömert oluruz?
Bir keresinde bir yerde şöyle bir şey okumuştum:
“Babam, yoksullardan ihtiyaç duymasa bile bazı eşyaları yüksek fiyatlara satın alırdı.
Bazen normalinden daha fazla para verirdi.
Buna çok şaşırırdım. Bir gün ona sordum: ‘Neden böyle yapıyorsun baba?’
Babam şöyle dedi:
‘Bu, onura sarılı bir hayırdır, oğlum.’”
Biliyorum ki çoğunuz bu mesajı paylaşmayacak.
Ama buraya kadar okuyacak kadar zaman ayırdıysanız…
Belki siz de o onurlu hayırseverlerden birisinizdir.
Bu sabah İstanbul Şehremini'ndeki meşhur Seyran Pastanesi'ne uğradım. Alışveriş yaparken gözüme çok ince ve kıymetli bir detay takıldı: Aldığım her üründe, tartıya koydukları kutunun tarasını (boş ağırlığını) tek tek düşüyorlardı.
Merak edip yetkiliye sordum: "Neden her defasında bu uygulamayı yapıyorsunuz?"
Aldığım cevap, beni adeta 1900'lü yılların o eski, naif ve dürüst esnaflık kültürüne, ahilik geleneğine götürdü. Şöyle dedi:
"Eğer kutunun tarasını almazsak, karton kutuyu tarttığımız ürünün (böreğin) fiyatından satmış oluruz. Bu da kul hakkıdır. Biz müessese olarak bu konuda hassas davranmak zorundayız, bu bizim en temel prensibimizdir. Kaldı ki bu durum kanunen de yasaktır."
Ne yalan söyleyeyim, tartıda üç beş gramın hesabını yapıp "bundan ne olacak" demeyen, müşterisinin hakkını kendi hakkı gibi koruyan esnafları görmek içimi ısıttı. Ticaret sadece para kazanmak değil, aynı zamanda güven ve ahlak inşa etmektir.
Helal kazancın, kul hakkı hassasiyetinin ve dürüst esnaflığın hâlâ yaşadığını görmek çok güzel. Teşekkürler Seyran Pastanesi! 👏
#EsnaflıkAhlakı #KulHakkı #DürüstEsnaf #SeyranPastanesi #Şehremini #İstanbul #AhilikKültürü #TartıDürüstlüğü
Merhum Adnan Menderes 1952 yılında NATO toplantısı için Fransa’ya https://t.co/h23ZF6JKya TÜRK Büyükelçisini yanına çağırarak;
– “Osmanoğulları ailesinin Paris’te yaşıyor olması gerek. Bunlar ne yer, ne içer, ne ile geçinir?” diye sorar.
Büyükelçinin hanedan hakkında hiçbir bilgiye sahip olmadığını gören Menderes, büyük bir hayıflanma içerisinde;
– “Sana 24 saat mühlet! Ya Osmanlı ailesinin adresi ile ya da istifanla gelirsin” der. Bir müddet sonra büyükelçi adresle gelir.
Hanedanın ziyaretine giden Menderes, gördükleri karşısında çılgına döner.
Devlet-i Aliye’nin ulu Hakanı Sultan Abdülhamid Han’ın 80 yaşındaki hanımı Şefika Sultan, 60 yaşındaki kızı Ayşe Sultan ve diğer Osmanlı hanımları, Paris yakınlarında bir bulaşıkhanede Fransızların bulaşıklarını yıkamaktadırlar.
Menderes gözyaşlarını tutamaz. Şefika Sultan’ın ellerine sarılır ve;
– “Anne ne olur affet bizi, geç geldik” der.
Ayşe sultan sürgünden otuz yıl sonra gördüğü bu vatan evladına;
– “Sen kimsin“? diye sorar. Menderes de;
– “Ben TÜRKİYE Cumhuriyeti’nin başbakanıyım“ der.
– “Ben başbakanım” sözünü duyan koca sultan sevinçten öyle bir çığlık atar ki kalbi duracak gibi olur, bayılır.
Menderes TÜRKİ’ye döner dönmez doğruca Cumhurbaşkanı Celal Bayar’a çıkar.
– “Osmanlı hanımlarını bulaşık yıkarken gördüm. Onların TÜRKİ’ye dönmeleri için af kanunu çıkaracağım“ der. Celal Bayar da;
– “Adnan Bey sus! Sakın bu konuyu bir daha başka yerde açma, malum gazeteler tahrikiyle silahlı kuvvetlerin içindeki cunta Türkiye’de ihtilal yapar” der.
Menderes cebinden çıkardığı bir mektubu masanın üzerine bırakarak dışarı çıkar.
Mektupta şunlar yazılıdır:
– “Analarının ve babalarının Fransa da hizmetçilik yaptığı bir ülkenin başbakanı olmaktan utanç duyuyorum, istifamın kabulünü arz ederim.
Adnan Menderes.”
Menderes’in istifadan vazgeçmesi için epeyce uğraşılır ve hanedan hanımlarının yurda dönmelerine izin verilmesi şartıyla Menderes istifadan vazgeçer.
Dönüş:
İstanbul’a dönenler arasında Sultan II. Abdülhamid’in hanımı ve kızı da vardır.
Bir sabah erken saatte Teşvikiye’deki evlerinin kapısı çalınır. Kapıyı Abdülhamid’in kızı Ayşe Sultan açar. Gelen kişi Menderes’tir.
– “Şayet kabul buyururlarsa Valide Sultan’ı görmek isterim” der.
Başında tülbent elinde tespihiyle Menderes’i karşılayan Şefika Sultan;
– “Berhudar olasın evlâdım, hoş geldiniz…” der. Başbakan da;
– “Teşekkür ederim Valide hazretleri; hoş bulduk…” demesinden sonra Şefika Sultan;
– “Beyefendi, niçin önceden haberimiz olmadı? Böyle, hazırlıksız ve gâfil avlandık” der. Menderes de;
– “Zararı yok efendim. Bendeniz elinizi öperek hayır duanızı almak ve bir ihtiyacınız olup olmadığını öğrenmek için geldim” der.
Ayrılırken daha sonraları Yassıada da onun da hesabının sorulduğu şişkince bir zarf bırakır.
İşte Menderes’in amansız suçlarından birisi budur.
…
Sormak gerekir;
Ecdadımız bunları hak etmek için ne yapmıştır?...
🔴Ermenistan Başbakanı Nikol Paşinyan:
Türkiye Ermenilere karşı soykırım yapmamıştır. Bu iddia jeopolitik kaygılarla SSCB tarafından Türkiye ile Ermenistan arasındaki ilişkileri bozmak için icat edilmiştir.