fatura, tarife ve hizmet adı altında vatandaşı düzenli olarak soyarlar; depremde sistemleri çöker, yağmurda çekmezler, selde iptal olurlar, yangında iletişimleri kesilir, pandemide bağlantı sağlayamazlar. ülkenin en sorumsuz, en başına buyruk, en verimsiz kurumları.
@zafersahin06 Bunu yazmama gerek yok biliyorum ama bu olayı gerçekleştiren "karşı cenah" olsaydı, ne sahtekarlığı, ne şerefsizliği kalırdı. Bu olayda hiçbir titri olmayan vatandaşa kanun nasıl işliyorsa o şekilde muamele edilmişse hakkaniyetin teslimi yapılmıştır. Bunun harici laf-ı güzaf...
@TurkPulse Bir tartışma konusu değil. Burada bir ticaret var. Pazarlık konusu olması gayet doğal. Satıcı isterse 100 TL der. Alıcıda 10 tl bile olsa pazarlık yapabilir. Bu ticaretin olağan prosedürüdür. Satıcı bu dilenci değil ki.
@samiltayyar27 24 yıl sonucu gelinen bu noktada en sıkıntı olan şey ahlaki çöküş... Bu çöküş 24 yıl peyderpey yaşandı. Bu çöküşün iktidar tarafından öngörülmemiş olmasına inanmak güç. Bu çöküşü de kısa vadede düzeltebilecek hiçbir parti veya birey yok. Niyet bile yok. Peynir gemisi yürümüyor.
@birincimucahit Ters psikoloji işe yarar. "İktidar kanadı sorunları anlamış, birbirini uyarıyor." denilip tekrardan İktidar partisine oy verilir. "Hem zaten CHP iktidara gelirse camileri ahıra çevirir, başörtüsüne saldırır, yeniden kuyruklar olur bu ülkede..." denilip yine iktidara oy verilir.
gençler okul basıp katliam yapıyor;
iktidarın kalemleri bakanı yedirmeyiz diye kuyruğa giriyor, muhalifler andımızı okuyalım diye yaygarayı koparıyor. bu ülkede aklını korumayı başarabilen makul insanlara madalya takılması lazım.
Milli Eğitim Bakanımız Yusuf Tekin’e saldıranlar şunu iyi bilsin: Bu milletin değerleriyle kavgalı olan herkes karşısında bizi bulur!
Sizin derdiniz ne eğitim ne çocuklar… Sizin derdiniz; maneviyatla yetişen bir neslin önünü kesmek! Çünkü biliyorsunuz ki; inancıyla, ahlakıyla, vatan sevgisiyle büyüyen bir gençlik sizin kirli düzeninizi yerle bir eder!
Bugün bu saldırıları gerçekleştiren çocuklar ne yazık ki sahipsiz bırakılmış, maneviyattan koparılmış, değerlerinden uzak yetiştirilmiş bir anlayışın ürünüdür. Dinden kopuk, inançtan uzak, disiplinsiz bir nesil inşa etmeye çalıştınız; sonuç ortada!
Şimdi kalkıp utanmadan suçu başkalarında arıyorsunuz!
Yok öyle yağma! Bu ülkenin çocuklarını köksüzleştirmeye çalışanlara da, milli ve manevi değerleri hedef alanlara da geçit vermeyeceğiz!
Yusuf Tekin yalnız değildir!
Bu millet, evlatlarının hem ilimle hem irfanla yetişmesini isteyenlerin yanındadır!
Ve biz buradayız…
Sonuna kadar da burada olacağız!
Türkiye’de bütün kadınlar ihtiyacı olduğu için mi çalışıyor? Hayır.
Bunun iki sebebi var:
1. Tüketim ve eğlence toplumunun dayattığı alışveriş kalemlerinin zorunlu olarak görülmesi.
2. Çalışmayan, ev hanımı olmayı ve çocuk yetiştirmeyi tercih eden kadının aşağılanması. Çalışmanın bir kadın için toplumda kabul edilmenin ön şartı olarak görülmesi.
Tüketim kalıpları her geçen gün genişliyor, anne babamızın hayal dahi edemediği, gerek görmediği kalemler bize zorunlu harcamalar olarak dayatılıyor.
“Kanaat” kavramını benimsemek şöyle dursun, duymuyoruz bile artık.
Hal böyle olunca bugün ikinci maaş zaten kaçınılmaz oluyor.
Bu sistem bir kadını ya çocuk doğurmamaya ya da olabildiğince az sayıda çocuk doğurmaya, o çocuğu da henüz birkaç aylıkken kreşe vermeye sürüklüyor.
Bu durumdan erkekler ve kadınlar birlikte sorumlu.
Eşini aldığı maaşına, çalıştığı işindeki kadrosuna veya sözleşmesine göre seçen erkek de, hiçbir ihtiyacı olmadığı halde çocuğunu bırakıp işe koşan kadın da sorumlu.
Bu demek değil ki evinde çocuğunun yanında olan anneler “mükemmel”, çalışan anneler ise “sorunlu” çocuk yetiştiriyor.
Bütün genellemeler gibi bu genelleme de yanlış. Birileri ısrarla yanlış anlamaya, yanlış yorumlar çıkarmaya çalışıyor.
Ancak benim dikkat çekmek istediğim husus bir sistem problemi. Erkek karısını maaşına göre seçer oldu, kadın da ağır mesai şartları yüzünden çocuğunu daha bebekken kreşe bırakır oldu. Burayı iyi okumamız ve dürüst olmamız lazım.
Şunu eğip bükmeden dürüstçe kabul edelim çocuğu asıl gözeten, takip eden, yetiştiren annedir.
Çocuk okulda değil, ailede yetişir.
Çocuk sınır ister, disiplin ister, gözetilmek ister.
Arapçada güzel bir söz vardır: “El-ümmü medresetün”.( Anne okuldur)
Hepimiz evvela annelerimizin eseriyiz.