@Ibrahim01377034 Sorunlar siz iki çöp şiş iki duble ayran içince çözülüyorduda bunca acı neden yaşandı.
Türk Milleti'nin Türk Devleti'nin Diyarbakır halkıyla ne sorunu var.
Sen önce takımın adı neden Diyarbakır spor değil onu kavramaya çalış.
Afiyet olsun.
Sayın Şimşek;
Faiz dışı fazla 470 milyar liraya çıktı diye milletimize bir “başarı hikâyesi” anlatıyorsunuz.
Peki faize ödediğimiz para ne oldu?
Türkiye geçmişte yılda ortalama 20 milyar dolar civarında faiz ödüyordu.
Son beş yılda uyguladığınız yanlış politikaların ardından kamunun yıllık faiz yükü yaklaşık 60 milyar dolara çıktı.
Yani faiz yükünü azaltmadınız; üç katına çıkardınız.
Sadece 2026’nın ilk 7 ayında merkezi yönetimin faiz gideri 40 milyar doları aştı.
Daha vahimi var:
Sizin hükûmetleriniz döneminde faize ödenen toplam paranın bugünkü kurla karşılığı yaklaşık 1 trilyon dolara ulaştı.
Şimdi çıkıp bütün bunların üzerine “mali disiplin” diyorsunuz.
Nerede bu disiplin?
Bir tarafta yüksek faizden kazanan finans çevreleri…
Carry trade ile Türkiye’ye gelip yüksek faizden parasına para katan sıcak para…
Diğer tarafta maaşı eriyen emekli, geçinemeyen asgari ücretli, ay sonunu getiremeyen memur, finansmana ulaşamayan esnaf, yatırım yapamayan sanayici…
Faizin kazananı belli, faturasını ödeyen belli!
Milletimiz vergisini ödüyor, siz faize ödüyorsunuz.
Milletimiz kemer sıkıyor, faiz giderleri büyüyor.
Milletimizin alım gücü düşüyor, siz buna “başarı” diyorsunuz.
Sayın Şimşek;
Faiz dışı fazla vermek tek başına marifet değildir.
Asıl marifet, milletin ödediği faizi azaltabilmektir.
Asıl başarı; borçlanma maliyetini düşürmek, üretimi artırmak, fabrikaları çalıştırmak, istihdam oluşturmak ve milletin refahını yükseltmektir.
Şimdi milletimiz adına soruyoruz:
Yıllık 20 milyar dolar civarındaki faiz yükünü nasıl 60 milyar dolara çıkardınız?
Bugünkü kurla yaklaşık 1 trilyon dolarlık bu faiz faturası nasıl oluştu?
Millet daha fazla vergi ödeyecek, daha az hizmet alacak, daha az tüketecek; siz topladığınız parayı faize verecek ve adına da “mali disiplin” diyeceksiniz.
Bu nasıl bir mali disiplin?
Bu nasıl bir başarı hikâyesi?
Kıymetli kardeşim @nasuhmahruki asla beynelminel bir şahsiyet olmayıp felaket anlarında Türk Milleti'nin imdadına yetişen AKUT'un kurucu başkanıdır.
Kurtarılmasına vesile olduğu insan sayısı rahatlıkla binlerle ifade edilebilir.
Tez zamanda özgürlüğüne kavuşur inşallah
Değerli Dostlar,
Canım Nasuh’un yaşadığı bu ikinci hukuki süreç nedeniyle bizleri merak eden, halimizi hatırımızı soran, iyi dileklerini ve desteğini esirgemeyen tüm dostlarımıza bu mesajla seslenmek istedim.
Bu süreçte gösterdiğiniz ilgi, nezaket ve dayanışmanın bizler için ne kadar kıymetli olduğunu kelimelerle ifade etmek gerçekten zor. Nasuh, çocuklar ve ben; her birinize içtenlikle teşekkür ediyoruz.
Nasuh yaklaşık 10 gündür Silivri Cezaevi’nde bulunuyor. Öncelikle bilmenizi isterim ki cezaevi koşullarına uyum sağlamaya çalışıyor. Sağlığı, morali ve motivasyonu yerinde. Bu süreçte ben kapalı görüşte kendisiyle bir araya gelebildim. Çocuklarımız da babalarıyla telefonla görüştüler. Nasuh, farklı sosyo-ekonomik çevrelerden ve farklı düşüncelerden insanların aynı ortamda kurallar ve karşılıklı saygı çerçevesinde bir arada yaşayabilmelerinden takdirle söz etti.
Şu anda 48 kişilik bir koğuşta 54 kişiyle birlikte kalıyor. Sigara içilmeyen bir koğuşta olması ise bizim için küçük de olsa bir teselli.
Her zamanki metaneti, sükûneti ve sağduyusunu koruyor. Biz de aile olarak hukuki sürecin en kısa sürede adil bir şekilde sonuçlanmasını bekliyor, adaletin tecelli edeceğine yürekten inanıyoruz.
Bir eş, bir anne ve bir aile olarak en büyük dileğimiz ise hiçbir ailenin, hiçbir çocuğun ve hiçbir yakının böylesine yıpratıcı belirsizlikler yaşamak zorunda kalmamasıdır. Hayatın en kıymetli zamanlarının endişe ve bekleyiş içinde geçmesini kimse hak etmez.
Biz, sabırla, sükûnetle ve umutla beklemeye devam ediyoruz. Siz kıymetli dostlarımızın desteği ve duaları bize güç veriyor. En kısa zamanda adaletin yerini bulacağına olan inancımızı koruyoruz.
Sevgi ve teşekkürlerimizle,
Mine Mahruki
#nasuhmahruki
Yazmıştım; bir daha anımsatayım:
Nasuh Mahruki’nin soyadındaki “mahruk” Arapça ��yanık” demek.
Askerleriyle birlikte yakılarak şehit edilen Osmanlı Kaptan-ı Deryası yani Deniz Kuvvetleri Komutanı dedesinden geliyor soyadı.
1821’de Rumlar Tripoliçe’de 40 bin Müslüman’ı katledince, Adalardan Müslüman nüfus silinmeye yüz tutunca II. Mahmud Akdeniz’de yeniden egemenliği inşa etmeye çalışıyor ve Nasuhzâde Ali Paşa’yı Sakız’daki isyanı bastırmaya gönderiyor.
İsyan elebaşları Sakızlı
Endünaki Parniya, İpsaralı Dimitraki ve Sisamlı Yorgi ise bir mektup kaleme alıyor ve Sakız Kalesi üç güne kadar teslim edilmezse kadın ve çocuklar dahil olmak üzere bütün Müslümanların idam edileceğini yazıyor.
Büyük Asker, yirmi gün süren isyanı bastırıyor bastırmasına ama isyancılar ondan ve askerlerinden korkunç bir intikam alıyorlar.
Yani sorsanız: Osmanlı yemeği ve dizisi dışında bir şey bilmeyen “Yeni Osmanlıcılık” taraftarları, vatanı uğruna ölen dedesi gibi sıkı vatansever “Atatürk’ün askeri” Nasuh Mahruki’ye “Vatan nedir, nasıl sevilir?”i öğretecek öyle mi?
#nasuhmahrukiyiserbestbırakın
#nasuhmahruki
Yavuz Ağıralioğlu’nun zamanında Kemal Kılıçdaroğlu’nun koltuk sevdası için söylediği sözler bugün yeniden gündem oldu.
O gün Ağıralioğlu’na laf söyleyenler bugün “Hain Kılıçdaroğlu” sloganları atıyor.
Demek ki bazı gerçekler geç anlaşılıyor. 👇
#YavuzAğıralioğlu#CHPÖzgürÖzel #HainKılıçdaroğlu
Verilen bu mutlak butlan kararıyla Yüksek Seçim Kurulu, sandık; dolayısıyla demokrasi yok sayılmıştır.
Verilen bu kararın demokrasimize, hukuk sistemimize, ülke ekonomimize ve uluslararası itibarımıza ağır sonuçları olacaktır.
Anahtar Parti olarak her zaman adaletin, demokrasinin, millet iradesinin ve devletin kurumsal varlığının yanında olduğumuzu ifade ederek, kararı doğru bulmadığımızı Türk milletine saygıyla arz ederiz.
Siyaseti hamasetten ibaret yapmak da bir tercihtir.
Saygı duymuyoruz ama anlıyoruz.
Biz; tertemiz siyaset yapan, memleket evladı kim varsa kendimizden; kendimizi de milletimizden sayıyoruz.
Farklılıklarımıza rağmen benzer itirazlarda bulunduğumuzu zannettiğimiz bazı isimlerin, bizi hedef gösterme gayretini hayretle takip ediyoruz.
Biz muhatabımızın kim olduğunu biliyoruz.
Milletimizin ümit ufkuna yürüyoruz.
Bu videoyu da hamasi söylemlere cevap vermek için değil, tek muhatabımız olan aziz milletimizin takdirine sunuyoruz.
Anahtar Parti, milletin “rahat nefes alacağı” günler için millet evlatlarını umutlandırdıkça; belli ki birilerinin rahatını kaçırmaya devam edecek.
Ne olursa olsun; kırmadan, dökmeden, bayrak devralır gibi…
Bizden en çok rahatsız olanların bile vatandaşlık hakkının ve huzurlu bir gelecek umudunun savunucusu olacağız.
Zafer Partisi Genel Başkanı Sayın Ümit Özdağ önceki gün bir medya kuruluşuna yapmış olduğu açıklamada, Genel Başkanımız Sayın Yavuz Ağıralioğlu ile ilgili bazı iddialar dile getirmiştir.
Sayın Özdağ’ın, gerçekleri çarpıtmak suretiyle partimize ve Sayın Genel Başkanımıza yönelik siyasi istikamet tanımlaması yapmasını nezaket sınırlarını ihlal eden, etik sınırları zorlayan, kamuoyunu yanıltmaya dönük talihsiz bir açıklama olarak görmekteyiz.
Son günlerde partimiz aleyhine dezenformasyon kampanyası yürüten siyasi çevrelerin, geçmiş seçim dönemlerinde farklı siyasi kadrolardan ikbal devşirme arayışına girdikleri de kamuoyunun hafızalarındadır.
Cumhuriyetimizin kurucu değerleri ile milli, manevi ve tarihsel değerlerimize olan bağlılığımızın tayini ve tespiti, hiç kimsenin onayına tabi bir durum olmadığı gibi elbette Sayın Özdağ’ın da onayına tabi değildir.
Partimize siyasi mahalle tarifi yapanlar şunu iyi bilmelidirler ki: Partimiz hiçbir siyasi partinin B planı, yandaşı ve paydaşı olmayacak; milletimizin A planı olmaya devam edecektir. Partimizin gündeminde cephe siyaseti yoktur ve asla da olmayacaktır.
Partimize ve Sayın Genel Başkanımıza yönelik yürütülen iftira kampanyalarının sebebinin, söz konusu çevrelerin siyaseten irtifa kaybetmeleri ve içine düştükleri siyasi cücelik olduğunu görmekteyiz.
Bilinmelidir ki, partimiz bu kampanyalardan asla etkilenmeyecek ve kuruluş felsefesine uygun olarak yoluna devam edecektir.
Anahtar Parti büyük bir coşkuyla bütün enerjisini milleti ile buluşmaya, milletinin sorunlarının tespitine ve çözümüne harcamaktadır. Polemiklere ve hezeyanlara ayıracak zamanımız asla yoktur.
Günü geldiğinde Anahtar Parti ile ilgili sarf edilen bu hezeyanların karşılığının olmadığının, yüce milletimizin oylarıyla da tescil edileceğine olan inancımız tamdır.
Bize soruyorlar: İkinci turda ne yapacaksınız?
Cevabımız net: İkinci tura biz kalacağız…
“Şuysan oraya, buysan buraya” diyen anlayış bitecek.
Ay yıldızlı bayrağa bağlı olan herkesle aynı hedefe yürüyeceğiz.
Hesap yapan değil, hesabı değiştiren olacağız.
Milletle kurduğumuz bu yürüyüşü sonuna kadar taşıyacağız.
Bu defa denklemi biz kuracağız. Seyirci değil, oyunun kurucusu olacağız!
#MilletinAnahtarı
İkinci turda ne yapacaksınız?
Recep Tayyip Erdoğan’a sorun: İkinci turda bizim lehimize çekilir mi?
CHP’ye sorun: Bizim lehimize çekilir mi?
#MilletinAnahtarı
@eczozgurozel@amedskofficial Genel Başkanı olduğun partinin kurucusu Mustafa Kemal yaşasaydı önce seni sonra onları tebrik etmeye Topal Osman Ağa'yı gönderirdi.
Sayın Cumhurbaşkanı çıkıyor, bir dizi tedbir sıralıyor…
“Siber devriyeyi artıracağız” diyor,
“Okul–kolluk iş birliğini güçlendireceğiz” diyor,
“Öğretmene kriz yönetimi eğitimi vereceğiz��� diyor,
“Psikososyal destek mekanizmalarını kuracağız” diyor,
“Zararlı içeriklere karşı filtreleme yapacağız” diyor…
Millet dinliyor…
Zanneder ki muhalefet konuşuyor.
Ama değil.
Yirmi yılı aşkın süredir devletin bütün imkânlarını elinde tutan bir iktidar konuşuyor.
Şimdi buradan soruyoruz:
Devlet gücü elinizdeydi de neden yapmadınız?
Yapılacak olanı anlatmak kolaydır…
Mühim olan, yapılması gerekeni zamanında yapabilmektir.
İktidardayken “yapacağız” demek,
millete dönüp “yapamadık” demektir.
Devlet dediğiniz şey,
tehlike kapıya dayandıktan sonra tedbir alan bir yapı değildir.
Devlet, tehlike gelmeden önce hazırlığını yapandır.
Bugün çıkıp vaat sıralamak,
siyaset üretmek değil,
gecikmiş bir muhasebedir.
Bizim derdimiz şudur:
Türkiye, sürekli “yapacağız” diyen bir yönetimle vakit kaybedemez.
Türkiye’nin ihtiyacı,
söz veren değil,
zamanında yapan,
milletini koruyan,
devlet ciddiyetini yeniden tesis eden bir iradedir.