1) Dün, Yeditepe Üniversitesi Hukuk Fakültesi mezuniyet törenindeki rezalet, utanç vericiydi.❗️
Tören sahnesinde bazı öğrenciler özgür şekilde imamoğlu’nu destekleyen ve hükümeti eleştiren politik dövizler açarlarken ben de “Emrolunduğun gibi dosdoğru ol. (Hud-112)” ayet yazılı pankartımı açtım. Fakat bazı öğrenciler ayetten duydukları rahatsızlıkla, pankartımı fiziksel müdahaleyle indirmeye çalıştılar. Buna güçleri yetmeyince de Sn. Dekan’ımız Yener Ünver’in teşvik ve desteğiyle önümde kortej oluşturup ayetin görünmesini engellemek suretiyle sansür uyguladılar.
Başta Sn. Mesut Hakkı Caşın ve videonun sonunda “işte yeditepe’nin ruhu” diye bağıran Rektör Yardımcımız sn. Sedefhan Oğuz olmak üzere bazı hocalarımız da tüm salonla birlikte bu saygısızlığa maalesef alkışlarla ve kışkırtmalarla destek verdiler.
Sn. Bedrettin Dalan, sahibi olduğunuz @YeditepeUni ‘nin ruhu, rektör yardımcınızın ikrar ettiği gibi, din düşmanlığı mıdır gerçekten ?
Hashtag: #yeditepedeislamofobi
+++👇🏻
valla 12 sene semt okulunda okudum…
bir kez olsun ne benim, ne de benle beraber okuyan belki 500 öğrencinin, şunlara elini dahi uzattığını görmedim…
zengini, fakir, tek tip giyinirdik…
okullarda kapılar kapatılır, kapılara da nöbetçi öğrenciler konulurdu…
böylece kim kimdir ayıklanırdı…
kurala uymayan öğrenci, bedelini ödeyeceğini çok iyi bilirdi…
ailelerimiz, bizi öğretmenlerimize emanet etmişti, saygıda kusur etmez, ciddi çekinirdik…
öğretmenlerimiz, hayatlarını doğru idame ettirebildikleri için, bizlerle ilgilenmeye mecalleri olan, iyi eğitimli insanlardı…
bizim çocuklarımızı, bizim çocukluğumuza koysak, 48 saat sonra pipetle beslenirken buluruz…
ne oldu…
özgüvensiz mi yetiştik…
“bir ülkeyi mahvetmek istiyorsanız, buna eğitim sisteminden başlayın, ve sadece olanları izleyin…” diye bir tespit okumuştum…
kurbağayı, soğuk suya koyup…
suyu yavaş yavaş ısıttılar bu defa…
yazık…
Akademiler için Ankara ve İstanbul dışındaki illerde konaklama imkânı olacak dediler ve tercih eden insanlar da buna göre il tercihinde bulundu. Bugün kayıtlar başladı ve İMKÂN dedikleri şeyin aslında TİCARİ olduğu anlaşıldı. Bir yatak ücreti günlük 400 TL (illere göre farklılık gösterebiliyor, her yerde eşit fiyat da değil) ve 3 öğün yemek fiyatı 600 TL! (ne yemek verecekleri de belli değil, muhtemelen sabah kahvaltısında kapalı kutu bal ve peynir)
Konaklama imkânı var dedikleri 5 ile baktığımızda aylık 30.000 TL gibi bir ücret talep ediliyor. Hatta kayıt esnasında yetkililer bile sizin yerinizde olsam ev tutardım diyor. Emlakçılar fiyat artışlarını çoktan uygulamış ve öğretmenlere senet imzalatıyor, depozito alıyor, e tabii bir de kira komisyonu alıyor. Şehirden uzak yerlere kurulan akademilerde bir de yol ücreti ve yol süresi zahmetleri ekleniyor. Konaklama olmayan illerde ise öğretmenler özel yurtlara mecbur kalıyor. Şimdi soruyorum yetkililere:
Atanmış öğretmenleri yoksulluğa terk ettiniz, atanmamış öğretmenleri işsizliğe terk ettiniz, şimdi sırada atanmak üzere olan öğretmenler mi var?
Bir yıl boyunca ders çalışan ve atanma hakkı kazanan öğretmenleri akademiye aldığınız yetmiyormuş gibi bir de açlığa mı terk ediyorsunuz?
32.000 TL maaş aldıkları sistemde 30.000 TL ücret talep edilirse 2.000 TL ile öğretmenler ne yapsın?
Bence hiç maaş vermeyin. İnsanları madem akademilere topluyorsunuz herkesin konaklamasını da yeme-içmesini de hatta yol ücretlerini de karşılamak zorundasınız. Akademi süreciyle ilgili ne kadar masraf varsa (noter ve fotoğraf ücreti de dahil) karşılamak zorundasınız. Herkes gelir, eğitimi görür ve gider. Kimse 2.000 TL için maaş aldık dememiş olur.
Vermiş olduğunuz maaşları acilen gözden geçiriniz @afarici
Bir yere bir yıldan az süreyle giden öğretmenlerin harcamaları bir yerde bir yıldan fazla süreyle yaşamış olan öğretmenden daha fazla olacakken YARIDAN AZ MAAŞ KABUL EDİLEMEZ.
Tebrikler @agdbursauni, tebrikler gençler.
Siz takılmayın dar kalıplara, dar zihinlere.... Onlar Das Kapital okuyan herkesi de komünist sanıyorlar.
Okuyan, sorgulayan ve yaşayan bir gençlik; bizim en büyük gücümüzdür. Hiç şüphesiz ki her düşünce eleştirerek ve o düşünceyi süzgeçten geçirerek güçlenir.
İstikametinize selam olsun.
Bizler hayatımızın her anında en ufak meselelerde bile en doğru kararları alabilmek için istişare yaparken, “Ben yaptım oldu.” anlayışının eğitim camiasına ve özellikle meslektaşlarıma yapılan bu kötülüğün izahı dahi olamaz…
“Dün kaldır,bugün getir.” anlayışı ile MEB ve ÖSYM sınıfta kalmıştır.Sınava 6 ay kala ders sayılarında ve soru dağılımında artış ve azalma yapılması ve bazı branşlara Alan Sınavı getirilmesi kabul edilemez.
Bu serzenişimin Tarih branş sorularının azaltılması ile yakından uzaktan ilgisi yoktur ki bana göre 6 sorunun kapsamı tüm müfredatı kapsayacaksa Tarih ve Coğrafya derslerinin sınavdan tamamen kaldırılması ve soru sorulmaması meslektaşlarım için daha iyi olacaktır. En azından buraya harcayacakları zaman ve enerjiyi başka derslere vermeleri bilgi eksikliklerini kapatmaları açısından önemli hale gelecektir.
Ancak müfredatta tarih sorularını azaltsanızda bu gelişmeler karşısında bilim dünyası başta olmak üzere, eğitim paydaşlarının sessiz kalması, statülerini koruma güdülerine karşı haksızlıklara ses çıkarmayıp sinmelerini de ilerde okutulacak tarih kitaplarında yerini alacaktır.