Nietzsche ve öncüllerinin, Alman romantiklerinin grotesk doğa tapıncı tesadüf değildir. Nihilizmin, şehrin yarattığı kıyımın, tabiattan koparak atomize olmanın çâresinin arayışındadırlar. Teknoloji, kendi metafiziğini dayattığından beridir bu bataktayız, yeni değil!
Nihilizm «şehrin insânı»nın kaderi...Köye uzun bir zamândan sonra gittiğimde neden köylülerin Tanrı'ya yakın olduklarını kavramıştım. Issı olmayan yerde tabiat ile başa baş kalan her mümin, elbet Tanrı'dan gayri bir dala sahip değildir. Oysa şehirde tabiat yok ve ıssı çok!
Tüm dünyada olduğu gibi Türkiye'de de sekülerizm günden güne nihilizme yuvarlanıyor. Çöken siyasi zeminlerin ortasında, tutunacak dal olarak bir Kadıköy soytarısının arkasında bir araya gelme umuduna sarılmış durumdalar. Ama bu bir çıkış değil, tam anlamıyla bir çöküştür. Herhalde yeni bir Zelenski çıkarmak peşindeler. Mesele artık siyasetten öte herhangi bir kutsalı ve değeri olmayan insanın çürümesidir.
Şayet «radikal» olan üzerinden «siyasal» olan tefrik edilecekse «dinî» olandan bahis olunamaz. Zirâ radikallik her şeyi iptâl eder; siyasî mesâbe tüm arzı kaplar. Schmit'in arzusu da zaten budur: Katolikliğini bir «katechon» yaparak kıyâmeti çağırmak.
“Kalp” kelimesi her lisanda hem “sevgi” hem de “cesaret” manasına gelir. Kelimeler asırların tecrübesiyle manalarını aldıklarına göre her lisanda kalp kelimesine yüklenen manalardaki bu uzlaşma halk gözleminin her devirde ve her memlekette aynı hakikatle karşılaştığına delildir.
Nihâyetinde kimse «yetke»den kaçamaz. Ona şu ya da bu biçimde bulaşmış herkes radikallikten kurtulur, fakat müphemlik çağının garâbeti olur. Hem kara listede hem müzâkereye açık.
Kriz dönemlerinde ayyuka çıkan iki tiptir; birincisi “müphem bir kıyâmet çağında bir düzen fanatiği” olanlar, diğerleri ise esaslı radikaller. Birincisi sürgit bir devlet yetkesini mamur eder. İkincisi ise birincilerle masaya oturduğu ân radikalliğinden olur.
«Tout ce monde juif forme une seule secte exploitante, un parasite collectif dévorant et organisé à travers les frontières des États,mais aussi à travers toutes les différences d'opinion politique.
Ce monde est à la disposition de Marx d'un côté et des Rothschild de l'autre»
''O Capital é, ao mesmo tempo, depressão, niilismo e o ápice da teologia. Não por reintroduzir representações e instituições anteriormente destruídas. Pois, na verdade, não o faz. Não pode fazê-lo; mergulha a humanidade na teologia do ateísmo, imerge-a na teologia da a-teologia,
«Astiyag'ın...boynunda çıkan habis urların —muhtemelen iki taneydi— tedavisi için hergün iki kişi öldürülüyor ve beyinleri urların üzerine sürülüyordu.»
«tant de vagins, d'estomacs, de verges, de gueules, de mouches, qu'on sait plus qu'en foutre !... à la pelle !... mais des cœur ? infiniment rares !... depuis cinq cents millions d'années les verges, les tubes gastriques, se comptent plus !... mais les cœurs ? sur les doigts !»
Bir siyâsal ateist yalnızca siyâsetin icmâı ve icrâsı için deruhte edilmiş kodifikasyonlara değil, hayâtın mekanize edilmiş tüm sahalarına yâ'nî hiyerarşinin hiçbir sûretine imân etmez.
Amerika'da bir köle zenci azâdlık aldıktan sonra Londra'ya, Paris'e ve Rusya'ya gidiyor. Rus vatandaşlığını alıyor; işleri hâli vaktine koyduğunda devrim patlak veriyor, İstanbul'a seyrüsefer ediyor. Ve işgâl İstanbul'unda bir gazino açıyor. Herifçioğlu bir geç XIX. yy. sübûtu :)
O meşhur Maksim Gazinosu'nu 1921'de Frederick Bruce Thomas açtı.
Missisippi doğumlu bir köle çocuğu idi.
"Caz'ın Sultanı" derler çünkü Caz müziğini İstanbul'a o getirmiştir.
For Aristotle, the banausos is not just physically deformed by his profession, but politically and ethically stunted: specialization makes him less a complete man than a TOOL of his occupation.
Politics, book VII:
"And any occupation, art, or science, which makes the body or soul or mind of the freeman less fit for the practice or exercise of virtue, is vulgar; wherefore we call those arts vulgar which tend to DEFORM the body, and likewise all paid employments, for they absorb and degrade the mind."
Carl Schmitt y su relación con Alexis de Tocqueville. El jurista alemán se identifica con el pensador aristócrata francés como derrotado por la historia, un "Epimeteo cristiano", es decir, quien tiene una mirada providencial y resignada de los tiempos. Desde 1848 -la irrupción de las masas en la historia- hasta 1945 -la caída de los dioses en Berlín-.
Triunfo de la democracia (Francia) y la electrificación-tecnificación mundial (EEUU/URSS).
«Avrupa kıtasında 1789'dan beri vukû bulan siyasâl devrim; İngiliz adasını mesken tutmuş —hakikî ve tâyin edici devrimci güç olan— endüstri devrimiyle kıyaslandığında ancak ideolojik bir yan üründür.»