Herkes beni iyi bilsin çabasını bırakın.
Ne yaparsanız yapın, insanlar sizi olduğunuz kişi olarak değil, kafalarındaki kişi olarak bilecek. Dahası, çoğunun umurunda bile değilsiniz.
İyi olmak, başkalarının sizin hakkınızdaki düşüncelerine göre şekillenen bir çaba değil, içten gelen bir haldir.
Ve o hal, sadece kendinizle ilgili hisleriniz ile şekillenir. İçi dolu bir insan, iyiliğini kanıtlamak ya da karşılık beklemek zorunda değildir. O sadece iyidir.
Bir kadın, aylardır baktığı kedinin kendisine getirdiği sürprizi paylaştı.
"Yavrusunu alıp 7. kata kadar çıkarıp benimle tanıştırdı. Bir canlının sana güvenmesi, en saf ve en gerçek bağ..."
Başkasını ezme ihtiyacı, çoğu zaman güçten değil; kişinin kendi içinde taşıyamadığı ezilmişlik duygusundan doğar. İnsan yüzleşemediği yetersizliğini, utancını ve değersizliğini bir başkasına yükler; sonra da onu küçülterek kendi yarasını dışarıda cezalandırır. Böylece üstünlük, gücün değil, incinmiş benliğin kurduğu geçici bir savunmaya dönüşür.
Bu nedenle size yöneltilen her küçümsemeyi kendi değerinize ilişkin bir hakikat sanmayın. Bazen üzerinize atılan şey, karşınızdakinin kendisinde tutamadığı ağırlıktır. Çok da üstünüze alınmayın; bazı insanlar sizi değil, sizde karşılarına çıkan kendi eksikliklerini ezmeye çalışır.
Yaban hayvanları için 20 farklı bölgeye su bidonu yerleştiren vatandaş;
🔹 Bahçemdeki geyiklerin su bidonlarımı açmaya çalıştığını gördüm.
🔹 Ondan sonra karar aldım.
🔹İnsanoğluna yardımı kaldırdım, hayvanlara yardım edeceğim.
Ne yaptığınızı biliyorsanız, bilinçli bir seçimse, kimseye zarar vermiyorsanız, kendi yolunuzda yürüyün ve aptallarla ilgilenmeyin. Onlar her zaman sizi aşağıya çekmeye çalışacak. Unutmayın, yarattığınız etki ne kadar büyükse o denli nefret edileceksiniz. Oscar Wilde "Bir etki yarattınız mı bir düşman kazandınız demektir. Sevilmek için sıradan biri olmak gerek."diyerek, bu gerçeği yaklaşık 150 yıl önce dile getirmiş.
Şunu fark ettim: Gerçek insanların genelde çok arkadaşı olmuyor. Çünkü herkese uymuyorlar, her ortama girmiyorlar, her şeye katlanmıyorlar. İçleriyle çelişmemek için bazen susuyor, bazen geri çekiliyorlar; bu da kalabalıkları azaltıyor. Derin düşünen, çok hisseden insanlar kolay bağ kurmuyor; kurdukları bağ da yüzeysel olmuyor zaten. O yüzden sayısı az ama anlamı büyük oluyor. Sahici kalmak, bazen az insanla yürümeyi göze almak demek. Ve bu, bir zayıflık değil; tamamen karakter meselesi.
30 yaşındayım, ben hayatımda bir öğrencinin silahla okul basarak katliam yaptığı hiçbir örnek hatırlamıyorum. Türkiye her anlamda felaket bir dönemden geçiyor. Sokakta emniyet yok, mahkemede adalet yok, mutfakta bereket yok. Sosyolojik bir çöküş yaşıyoruz.
24 senedir memleketi tek başına yöneten bir iktidar var. İstediği her türlü yetkiyi aldı. Yapmak isteyip yapamadığı hiçbir şey yok. Bizi 24 senenin sonunda getirdiği nokta burası. Sorsan hala şaha kalktığımızdan, uçuşa geçtiğimizden bahsediyorlar. Fakat Türkiye yönetilemiyor, görülen manzara budur.
Bugün o okulda hayatını kaybedenlerin ailelerinin yerine koyabilir misiniz kendinizi? Kim verecek bu çocukların hesabını? Yayın yasağı getirerek bu meseleleri çözemezsiniz.
Dokunulmaz öğrenciler yaratıldı.
Hep haklı veliler yaratıldı.
İstediği olmadığında cimere şikayet eden veliler,
Öğretmenin performansını mesai saatiyle ölçen cahil kitleler doğdu.
Ve uyum sağlayamayan,
Başarılı olamayan,
Kendini ayrıcalıklı gören çocuklar da bu suçları işledi..
#EgitimdeŞiddeteHayır
#EgitimdeŞiddet
#kahramanmaraş
Yeni bir ebeveyn tarzı çıktı:
Biz ona hayır demiyoruz, her şeyi keşfetmesine izin veriyoruz.
Sevgili anne babalar, bu gerçek değil. Böyle bir sistem yok.
Çocuk arkadaşının oyuncağını
alıyor, sizden ses yok.
Yeni girdiği evi dağıtıyor, tepki yok.
İstediği olmadı diye ortalığı yıkıyor, yine sessizlik.
Hayvana vuruyor, gülerek "yapma oğlum" diyorsunuz.
Ama böyle bir hayat yok. Çocukluk sınırsız değilse, yetişkinlik de değil.
Uzun yıllardır kedilerle yaşıyorum.
Onları tedavi ediyorum, gözlerine bakıyorum, bazen kurtarıyorum bazen kaybediyorum.
Ama her geçen yıl şunu daha net görüyorum:
Kedilerle ilgili mesele sadece sağlık meselesi değil.
Bilgi meselesi.
Vicdan meselesi.
Ve giderek daha fazla… Bir gerçeklik meselesi.
Bugün artık sadece hastalıklarla değil, yanlış bilgilerle de mücadele ediyoruz.
Bir haber çıkıyor, bir başlık atılıyor, bir anda binlerce insanın zihninde korku oluşuyor.
Bu sayıda özellikle altını çizmek istediğim bir konu var:
“Kediler neden kuduz olmaz.”
Bu yazı bir iddia değil.
Bir savunma da değil.
Bu yazı, bilimsel bir gerçeğin hatırlatılmasıdır.
Kediler kuduz açısından istatistik dışı canlılardır.
Bu bir görüş değil, veridir.
Ama mesele burada bitmiyor.
Çünkü bu tür haberler sadece yanlış bilgi üretmez.
Aynı zamanda korku üretir.
Korku ise en hızlı yayılan şeydir.
Biz bu dergide korkuyu değil, bilgiyi yaymak zorundayız.
Çünkü bir toplumun hayvanlara bakışı, aslında kendine bakışıdır.
Bu sayıda bilim var.
Davranış var.
Kültür var.
Ama en önemlisi bir şey var:
Bir duruş.
Kediler bu ülkenin bir parçası.
Sokakta, evde, hayatın içinde.
Onları anlamak, korumak ve doğru anlatmak bizim sorumluluğumuz.
Bu dergi bunun için var.
Ve bu mücadele devam edecek...
Dr.Tarkan Özçetin
Veteriner Hekim
📌B12 var..Folik asit yoksa→etkin çalışmaz
💊D vitamini alıyorsun..Magnezyum yoksa→ tam işlemez
🍊Demir var…C vitamini yoksa→ hücreye ulaşamaz
💔Sevgi var…güven yoksa→ kök salamaz
🌸İlgi var…süreklilik yoksa→ anlamını kaybeder
🧠Bilgi var… uygulama yoksa→ dönüşmez
🎯Motivasyon var…disiplin yoksa→ sürmez
📌Sorun eksiklik değil bazen…
Yan yana gelmeyen parçalar🫠
Beden de, hayat da
tek başına çalışmaz🤝
#adımadımiyiye
Özgüvenli olmaya alışık olamayanlar,
sizi “bir havalarda ya da ukala” bulabilir. Kararlı ve net sınırları olmayanlar, sınırlarınız olmasını “sert, agresif” bulabilir. Kendi ihtiyaçlarını gözetmeye alışık olmayanlar, kendi ihtiyaçlarınızı da gözettiğinizde sizi “bencil” bulabilir. Önemli olan, hayatınızın size kendinizi nasıl hissettirdiği ve masanızda kimlere yer vermeyi seçtiğinizdir.
Herkesin bir “s*kerim böyle işi” noktası vardır. O noktaya gelince insan, tüm korkularının üzerini bir kalemde çizer atar. Sevdiklerinizi o noktaya getirmeyin. Gitmez, gidemez sanmayın. Anladığınızda geç kalmış olursunuz.