🚨🟡🔵 Çağlar Söyüncü to Tekel Bayii, HERE WE GO!
After suffering mental issues due to attacks from fans, Football Director Cihan Kamer has made a deal with Barış Tekel Bayii near Samandıra Facilities for Çağlar to easily buy cigarettes from. 🤝
Cags is getting the Cigs. 🚬🔥
bu adam yuzunden ulkede santrafora olan bakis acisi degisti. millet gelen her topun gol olmak zorunda oldugunu falan dusundu. iyi denebilecek cogu adam bu kiyas yuzunden cop diye elden cikarildi. devrim gibi bir seydi yaptigi ya her geleni atiyordu ilk sene.
Kiğılı - Abdullah Kiğılı:
“Babam, yaz tatilinde 3 ay oyun oynayacağına Kapalıçarşı’da arkadaşımın yanında çalış dedi.”
“Kapalıçarşı’ya gittim. Ustam bana, Sorguçlu Han’ın kapısında duracaksın, caddeden geçen kadınlara sesleneceksin dedi.”
“Caddeden geçen kadınlara, hanımefendi, mantolara bakın, mantolar burada diye bağırıyordum.”
Bir ay sonra işi bayağı iyi yapmaya başladım. Para da kazanıyordum. Okul bitene kadar yazları Kapalıçarşı’da böyle çalıştım.
Okul hayatımın sonlarına doğru babam ciddi şekilde hastalandı. Tedavi başladı ama düzelmedi. Ben de liseyi bitirir bitirmez dükkana geçtim.
Babam tekstil işi yapıyordu.
O zaman anladım ki mevcut dükkanla kendi yağımızda kavrulmak yetmiyor. Normal, sıradan bir kumaşçıydık. Daha iyi mal bulmamız gerekiyordu.
Tekstil sektöründe Yahudiler çok güçlüydü.
Karşımızda Suraski diye çok büyük bir kumaş mağazası vardı. Vitrini inanılmazdı.
Sahibi hangi kumaşçıya gidiyor, hangi fabrikadan mal alıyor, hepsini takip ettim. Sonra tek tek ben de o yerlere gittim.
22-23 yaşında çocuğum.
İnsanlar, sen kimsin, nereden geldin diye soruyordu.
Altı ay sonra biz de en kaliteli kumaşları satan mağazalardan biri olmuştuk.
24 Ekim 1969’da İstiklal Caddesi’nde Kiğılı mağazasını açtık.
1971’de telefon geldi. Bir hanımefendi telefonda, Altınyıldız’ın sahibi Osman Boyner yarın saat 10.00’da sizi bekliyor dedi.
Tabii Osman Boyner’i biliyorum, Türkiye’nin en büyük kumaş fabrikasının sahibi.
Ertesi gün heyecanla gittim.
28 yaşındaydım.
Odasına girdim.
Nasılsın oğlum, mağaza açmışsın, kumaş da satıyorsun, hazır giyim de yapıyormuşsun.
Çok çalışkan olduğunu duyuyorum dedi.
Sonra, Beymen diye bir takım elbise fabrikası kurdum, önce git, fabrikayı gör dedi.
Osman Boyner arabasını ve şoförünü verdi, beni Beymen fabrikasına gönderdi.
Gittim, gördüm, çok büyüktü.
Geri döndüğümde, bu takım elbiseleri sen satar mısın dedi.
Tabii satarım, benim işim bu dedim.
Beyoğlu’ndaki mağazam için bayilik verdi. Üst katta Beymen satmaya başladık.
Sonra Beymen’le fark edilirsiniz reklamı çıktı.
Öyle bir talep geldi ki ürünü yetiştiremiyorduk.
Yaklaşık bir yıl sonra Osman Bey tekrar çağırdı.
Sen en çok çalışan bayisin ama bu böyle gitmez. Beymen mağazaları açmamız lazım. Yüzde 60 benim, yüzde 40 senin dedi.
Kabul ettim.
1973’te ilk Beymen mağazasını açtık.
Bir tarafta Vakko, bir tarafta Beymen, köşede de Kiğılı vardı.
Beymen çok hızlı büyüyordu ama kâr dağıtılmıyordu. Ben maaşla geçiniyordum, kendi param da enflasyonla eriyordu.
Bir gün Osman Ağabey’e, biraz kâr dağıtalım, biz de kazandığımız parayı kullanalım dedim.
Biz kâr dağıtmıyoruz dedi.
Ben de, o zaman müsaade edersen ayrılmak istiyorum dedim.
Yüzde 40 hissemin karşılığını aldım ve çıktım.
Birkaç ay sonra aldığım parayı götürüp Kiğılı fabrikasına yatırdım. Kendi fabrikamı kurdum.
Sonra perakendeye girdik. Yeni AVM nerede açılıyorsa biz de mağaza açmaya başladık.
19 Şubat 2001’i hiç unutmuyorum.
Dolar bir anda fırladı. Mağaza kiraları dolarla, müşteri yok, iş durmuş.
Kriz biraz daha devam etse biz de batabilirdik.
Sektördeki üç arkadaş bir araya geldik. AVM’lere gidip, dolar arttı, bu kiraları ödeyemiyoruz. Biz batarsak sizin AVM’niz de boş kalacak dedik.
Müşteri gelmeyince fiyatlarımızı da yeniden düzenledik. Sadece maliyet ve genel gideri koyup kârı mümkün olduğunca aşağı çektik.
Sonra işler tekrar hareketlenmeye başladı ve krizden çıktık.
Ben buraya yoktan geldim. Zenginliğin ne olduğunu bilerek büyümedim.
Belki zenginliğin nasıl bir şey olduğunu bilseydim bu kadar gözü kara çalışamazdım…