Dönemin Cumhurbaşkanı Celal Bayar, Ali Fuat Başgil’e: "Neden bu memlekette meseleleri hikmet boyutuyla tahlil eden âlim yok?" diyerek serzenişte bulununca, Hoca şöyle mukabele eder:
"Eğer siz bu memleketteki bütün tıbbiyeleri kapatsanız ve aradan yirmi otuz yıl geçse; sonra karşınıza çıkan birine, 'Neden bu memlekette doktor yetişmiyor?' diye sorabilir misiniz? Buna hakkınız olur mu?
İşte biz medreseleri öyle bir usulle kapattık ki bugün 'hoca' diye itibar ettiklerimiz, o eski medreselerin ancak kapısında talebe olabilirlerdi. Eğitim sistemini kökünden kopardığınız bir yerde meyve bekleyemezsiniz."
Geçen yüzyılda dünyanın hiçbir yerinde, bizde olduğu kadar büyük bir ilim ve fikir cinayeti işlenmemiştir.
ANALAR İNSAN DOĞURMAKTAN BIKTI DA HAYVANLARI EVLAT EDİNMEYE YÖNELDİ
Beşeriyetin anası Havva Hatun,
Putçularla mücadele eden eşi İbrahim'e (aleyhisselam) destek olan Sârâ Hatun,
Allah'a güven bazında eşi İbrahim'e (aleyhisselam) destek olan Hz. İsmail'in anası Hacer Hatun,
İlahlık iddiasında bulunan zalim kocası Firavun'a kafa tutarak Musa'ya (aleyhisselam) iman eden Asiye Hatun, Yahudilerle mücadele eden İsa'yı (aleyhisselam) doğuran iffet abidesi Meryem Hatun,
Bütün bir şirk dünyasıyla mücadele eden âlemlerin Efendisi Hz. Muhammed'i (sallallahu aleyhi vesellem) dünyaya getiren annesi Hz. Amine, Hz. Fatime'nin annesi vefakâr eşi Hz. Hatice, İslam'ın ilk kadın öğretmeni eşi Hz. Aişe, haya ve iffet timsali kızı Hz. Fâtime (radiyallahu anhünne)
Ehl-i Sünnet'in dört büyük insanı İmam Azam, İmam Malik, İmam Şafii ve İmam Ahmed'leri (rahmetullahi aleyhim), çağ kapayıp çağ açan Selahaddin, Alparslan ve Fatih'leri (rahmetullahi aleyhim) doğuran imanlı analar,
Batıl düzenlerle mücadele eden İmam Rabbanî'ler, Bediuzzaman'ları (kaddesallahu esrarehum) doğuranlar,
Recep Tayyip Erdoğan’ın annesi Tenzile Hanımefendi'ler (Allah’ın selâm ve rahmeti üzerlerine olsun), Nene Hatun, Kara Fatma ve Şerife Bacı'lar (rahmetullahi aleyhunne) kutlanmalı, anılmalı, yâd edilmelidir.
Allah'ın selâmı bütün peygamberlerin, âl ve ashablarının ve onların yolundan gidenlerin üzerine olsun!
Yoksa kocasını tevhid çağrısında yalnız bırakan Nuh'un (aleyhisselam) karısı, Zamanının LGBT temsilcileriyle işbirliği yapan ve kocasına ihanet eden Lut'un (aleyhisselam) karısı ve zamanımızda kadını şehvet metaı ve sömürü aracı olarak görüp onu bir paçavra gibi toplumla paylaşma yöntemleri icad eden feministler, insan evladı yetiştirme yerine köpeklere anne olmayı tercih eden fıtratı ve mayası bozulmuş kadın müsveddeleri anne olmayı beceremediler, dünyadaki vazifelerini yerine getiremediler, sınıfta kaldılar, lanetle anıldılar ve dünya kadınlarının yüz karası oldular.
Allah’ın, meleklerin ve tüm insanların laneti ekini ve nesli bozanların üzerine olsun!
Köpekler
UYARI / YORUM
• Aile çöküyor…
• Sosyoloji allak bullak oldu.
• Boşanma oranları tavan yaptı.
• 1+1 evler’de aile nasıl korunur ve nasıl yaşar?
• Toplum yaşlanıyor…
• Genç nesil uyuşturucu ve sanal kumarla çürütülüyor…
Türkiye, enerji ve kan kaybediyor…
Gençler 30 yaşından önce evlenemiyor. Bunlar nasıl çocuk yapacak?
Herkes okumak zorunda değil.
12 yıl zorunlu eğitim hem ülkedenin sanayisini çökertti, hem diplomalı işsizler ordusu icat etti, hem de çocuklarımızın zihnini ve ahlâkını tarumar etti.
Zorunlu eğitimin sorunlu eğitim olduğu anlaşılamadı mı hâlâ?
Türkiye, aileyi, nesli ve toplumu korumak için Avrupa uyum yasaları çerçevesinde önlem almaya kalkışırsa mahvoluruz.
Türkiye sadece enerji be kan kaybetmiyor, ruhunu da kaybediyor!
Not:
Bu eleştirilerim ve uyarılarım elbette öncelikle hükümete.
İkincisi de, her zaman doğruya doğru, yanlışa yanlış dedim.
Külliyeye bile gitmedim.
Lütfen ezbere konuşmayalım.
KADINDAN KAMYON ŞOFÖRÜ NEDEN OLMASIN
Ortaçağ öncesinde cahiliye Arapları kızlardan hoşlanmazdı. Kız çocuğu dünyaya getirince onu öldürürlerdi. Bunun bir çok sebepleri vardı.
1. Geçim korkusu. Ekonomiye destekçi olmaları açısından erkekleri öldürmezlerdi.
2. Savaşlardan dolayı erkek nüfus azalınca kadınların fuhşa düşme tehlikesi.
3. Savaşlarda kadın esir düşer de düşmanın elinde cariye olur endişesi.
Cahiliye Arapları bile ekonomiye katkı sunsunlar diye kadınların istihdamını düşünmemiş onların namuslarından endişe ederek çare olarak öldürmeyi uygun bulmuşlardı.
Demek ki o cahil Araplar bile kadın çalıştırmayı öldürmekten beter görüyorlardı. Öldürmeseler bu defa açlık korkusu onları tedirgin ediyordu.
Kur'an onların yaptığı bu işin kötülüğünü şöyle ifade etmektedir:
“Yoksulluk korkusuyla çocuklarınızı öldürmeyin. Onları da, sizi de biz rızıklandırırız. Onları öldürmek gerçekten büyük bir günahtır.” (İsra, 31)
Şimdi bizimkiler ne yapıyor. Önce, nüfus azalması korkusundan fazla çocuğa teşvik ediyorlar. Ondan sonra da açlık korkusuyla (belki de Avrupa'ya şirin görünme amaçlı (Avrupa uyum yasaları ile) kadınları evlerinden dışarı çıkartıp aileyi ve nesli mahvetmek amaçlı bir proje olarak) onları istihdama teşvik ediyor, bazen de kadını aile hayatından kopararak çalışmaya mecbur bırakıyorlar.
Bugüne kadar kadınlarımız erkeklerin arasında; fabrika işçisi, dairelerde memur, sekreter olarak şehvetine susamış canavarların önüne yem olarak atıldı. Bunun topluma geri dönüşümü çok büyük sosyolojik travmalar ve yıkımlar, kapanmayacak derin yaralar olmuştur. Zina suçları, aldatmalar ile birlikte namus cinayetlerinde de artış gözlemlenmektedir.
İstatistiklere göre son 20-30 yıl içerisinde zinadan dolayı boşanmalar ve kadın cinayetleri katlanarak artmaya devam etmiştir. Bunun tek sebebi feminist düşüncenin eseri olarak aile reisinin ata erkil olmaktan çıkarılarak kadınlara aşırı özgürlükler ve hakların tanınmasıdır.
Bütün bu girişim ve uygulamalar, bizim İslam inancına taban tabana zıttır. İslamiyet kadına değer vererek asıl hüviyetine büründürmüş, fıtratının gereği olarak ona annelik vasfını vermiştir. Onları çalıştırıp sırtlarından para kazanmak yerine aile içinde bir eğitimci olarak çocuklarının güzel yetiştirilmesi, evinin bekçiliği ve kocasının yatağını başkasına çiğnetmeme yükümlülüğünü vermiştir.
Allah Kuran'da kadınlara şu emri vermiştir:
“Evlerinizde oturun. Önceki cahiliye dönemi kadınlarının açılıp saçıldığı gibi siz de açılıp saçılmayın. Namazı kılın, zekâtı verin. Allah’a ve Resûlüne itaat edin...” (Ahzab, 33)
Peygamber Efendimiz de (s.a.v) veda hutbesinde erkek ve kadınların görevini ana hatlarıyla şu şekilde belirlemiştir:
“Ey insanlar! Kadınların haklarına riayet etmenizi ve bu hususta Allah’tan korkmanızı tavsiye ederim. Siz kadınları Allah’ın emaneti olarak aldınız. Onların namus ve iffetini Allah adına söz vererek helâl edindiniz. Dikkat edin! Sizin kadınlar üzerinde hakkınız olduğu gibi onların da sizin üzerinizde hakları vardır. Sizin onlar üzerindeki hakkınız iffet ve namuslarını korumalarıdır. Kadınların sizin üzerinizdeki hakları geleneklere uygun biçimde yiyecek ve giyeceklerini sağlamanızdır. Kadınlar hususunda Allah’tan korkun ve onlara en iyi şekilde davranın.”
Hadise göre çalışıp kazanma ve evi geçindirme yükümlülüğü kocaya aittir.
Devlet anayasal olarak her ne kadar laik bir düzene sahip ise de bu vatan halkının kahir ekserisi ve devletin asıl sahiplerinin Müslümanlar olduğu ve de mevcut hükümetin Müslümanların oyu ile göreve geldiği göz önünde bulundurulduğunda devlet politikasının Müslümanların isteği doğrultusunda olması gerekmektedir.
Bugün kadınların evlerinden uzaklaştırıldığı, analık görevleri ellerinden alındığı, toplumun içine atıldığı, çocuklarının ise başkalarının insaf ve terbiyesiyle yetiştirildiği yetmezmiş gibi bir de üstüne üstlük kadını ailesinden günlerce uzak ve uzaklarda ağır bir yükün altına koyarak kamyon/tır şoförlüğü özendirilmekte ve teşvik edilmektedir.
Bir kanaat lideri olarak, yollarda başlarına gelebilecek istekli veya isteksiz tehlikeleri düşünmek bile istemiyorum.
Cahiliye döneminde kız çocukları diri diri toprağa gömülür dünya hayatlarına son verilirdi. Ama ebedî olan ahiret hayatlarında cennet onları bekliyordu. Bizim kadınlarımız ise manen öldürülüyor ve ebedî olan ahiret hayatları berbat ediliyor.
Aile ve kadınlardan sorumlu bakanın ve hükümetin bu işi bir daha, bir daha düşünerek derhal düzeltmeleri temennimizdir.
Vesselam...
“Siz cansız iken size can veren Allah’ı nasıl inkâr edersiniz? Sonra sizi öldürecek, tekrar sizi diriltecek ve sonunda O’na döndürüleceksiniz.”
(Bakara Sûresi 2/28)
Serhend Takvim
Evet maalesef bu zihniyetle uğraşıyoruz. Uğraşmaya da devam edeceğiz. 1400 küsur yıldır müslümanlar hep bunlarla mücadele etti. Kıyamete kadar da edecektir.
Dinin tamamı Allah'ın oluncaya kadar...
“Fitne kalmayıp, yalnız Allah'ın dini kalana kadar onlarla savaşın...” (Enfal, 39)
Hele bakın yahu. Allah'ın ayetine, dolayısıyla Allah'a savaş açmış.
Yuh be!..
23 Nisan adı altında çocuklara İslam düşmanlığı aşılıyorlar. Hâlâ bu soyları tükenesicelerin sesi gür çıkıyor.
Daha ne zaman muktedir olacağız. Bu nesli tükenmişlere bir "dur!" diyen çıkmayacak mı?
Bugün her Müslüman haline, görünümüne, giyimine, davranışına, sözüne, işine çok dikkat etmeli, ihtimam ve itina göstermeli, kötü bir intiba uyandırmaktan şiddetle kaçınmalı ki uzaktan ona bakanlar ona kızıp ondan nefret edip İslâm’dan da uzaklaşmasınlar.
Her Müslüman başkalarına İslâm’ı tanıtmaya, sevdirmeye çalışmalı; bunun için de kendisini iyi bir örnek, imrenilen, beğenilen bir şahsiyet haline getirmeye olağanüstü bir gayret göstermelidir; eğer Allah’ın (cc.) rızasını kazanmak istiyorsa yol bu yoldur, başarıya da buradan gidilir ve ulaşılır.
Prof. Dr. Mahmud Es'ad Coşan
📚İslam Dergisi (Başmakaleler 1 ) - Sayfa 267
#MahmudEsadCoşan #Müslüman
İçişleri Bakanımız Sayın Mustafa Çiftçi, Valilerimize “başıboş köpek sorununu bir an önce şehirlerinizde bitirin” talimatı verdi.
Çocuklarımızın kâbusu bitecek inşallah…
@mustafaciftcitr@TC_icisleri
ANALAR İNSAN DOĞURMAKTAN BIKTI DA HAYVANLARI EVLAT EDİNMEYE YÖNELDİ
Beşeriyetin anası Havva Hatun,
Putçularla mücadele eden eşi İbrahim'e (aleyhisselam) destek olan Sârâ Hatun,
Allah'a güven bazında eşi İbrahim'e (aleyhisselam) destek olan Hz. İsmail'in anası Hacer Hatun,
İlahlık iddiasında bulunan zalim kocası Firavun'a kafa tutarak Musa'ya (aleyhisselam) iman eden Asiye Hatun, Yahudilerle mücadele eden İsa'yı (aleyhisselam) doğuran iffet abidesi Meryem Hatun,
Bütün bir şirk dünyasıyla mücadele eden âlemlerin Efendisi Hz. Muhammed'i (sallallahu aleyhi vesellem) dünyaya getiren annesi Hz. Amine, Hz. Fatime'nin annesi vefakâr eşi Hz. Hatice, İslam'ın ilk kadın öğretmeni eşi Hz. Aişe, haya ve iffet timsali kızı Hz. Fâtime (radiyallahu anhünne)
Ehl-i Sünnet'in dört büyük insanı İmam Azam, İmam Malik, İmam Şafii ve İmam Ahmed'leri (rahmetullahi aleyhim), çağ kapayıp çağ açan Selahaddin, Alparslan ve Fatih'leri (rahmetullahi aleyhim) doğuran imanlı analar,
Batıl düzenlerle mücadele eden İmam Rabbanî'ler, Bediuzzaman'ları (kaddesallahu esrarehum) doğuranlar,
Recep Tayyip Erdoğan’ın annesi Tenzile Hanımefendi'ler (Allah’ın selâm ve rahmeti üzerlerine olsun), Nene Hatun, Kara Fatma ve Şerife Bacı'lar (rahmetullahi aleyhunne) kutlanmalı, anılmalı, yâd edilmelidir.
Allah'ın selâmı bütün peygamberlerin, âl ve ashablarının ve onların yolundan gidenlerin üzerine olsun!
Yoksa kocasını tevhid çağrısında yalnız bırakan Nuh'un (aleyhisselam) karısı, Zamanının LGBT temsilcileriyle işbirliği yapan ve kocasına ihanet eden Lut'un (aleyhisselam) karısı ve zamanımızda kadını şehvet metaı ve sömürü aracı olarak görüp onu bir paçavra gibi toplumla paylaşma yöntemleri icad eden feministler, insan evladı yetiştirme yerine köpeklere anne olmayı tercih eden fıtratı ve mayası bozulmuş kadın müsveddeleri anne olmayı beceremediler, dünyadaki vazifelerini yerine getiremediler, sınıfta kaldılar, lanetle anıldılar ve dünya kadınlarının yüz karası oldular.
Allah’ın, meleklerin ve tüm insanların laneti ekini ve nesli bozanların üzerine olsun!
Köpekler
Bir kanaat lideri olarak, yollarda başlarına gelebilecek istekli veya isteksiz tehlikeleri düşünmek bile istemiyorum.
Cahiliye döneminde kız çocukları diri diri toprağa gömülür dünya hayatlarına son verilirdi. Ama ebedî olan ahiret hayatlarında cennet onları bekliyordu. Bizim kadınlarımız ise manen öldürülüyor ve ebedî olan ahiret hayatları berbat ediliyor.
Aile ve kadınlardan sorumlu bakanın ve hükümetin bu işi bir daha, bir daha düşünerek derhal düzeltmeleri temennimizdir.
Vesselam...
KADINDAN KAMYON ŞOFÖRÜ NEDEN OLMASIN
Ortaçağ öncesinde cahiliye Arapları kızlardan hoşlanmazdı. Kız çocuğu dünyaya getirince onu öldürürlerdi. Bunun bir çok sebepleri vardı.
1. Geçim korkusu. Ekonomiye destekçi olmaları açısından erkekleri öldürmezlerdi.
2. Savaşlardan dolayı erkek nüfus azalınca kadınların fuhşa düşme tehlikesi.
3. Savaşlarda kadın esir düşer de düşmanın elinde cariye olur endişesi.
Cahiliye Arapları bile ekonomiye katkı sunsunlar diye kadınların istihdamını düşünmemiş onların namuslarından endişe ederek çare olarak öldürmeyi uygun bulmuşlardı.
Demek ki o cahil Araplar bile kadın çalıştırmayı öldürmekten beter görüyorlardı. Öldürmeseler bu defa açlık korkusu onları tedirgin ediyordu.
Kur'an onların yaptığı bu işin kötülüğünü şöyle ifade etmektedir:
“Yoksulluk korkusuyla çocuklarınızı öldürmeyin. Onları da, sizi de biz rızıklandırırız. Onları öldürmek gerçekten büyük bir günahtır.” (İsra, 31)
Şimdi bizimkiler ne yapıyor. Önce, nüfus azalması korkusundan fazla çocuğa teşvik ediyorlar. Ondan sonra da açlık korkusuyla (belki de Avrupa'ya şirin görünme amaçlı (Avrupa uyum yasaları ile) kadınları evlerinden dışarı çıkartıp aileyi ve nesli mahvetmek amaçlı bir proje olarak) onları istihdama teşvik ediyor, bazen de kadını aile hayatından kopararak çalışmaya mecbur bırakıyorlar.
Bugüne kadar kadınlarımız erkeklerin arasında; fabrika işçisi, dairelerde memur, sekreter olarak şehvetine susamış canavarların önüne yem olarak atıldı. Bunun topluma geri dönüşümü çok büyük sosyolojik travmalar ve yıkımlar, kapanmayacak derin yaralar olmuştur. Zina suçları, aldatmalar ile birlikte namus cinayetlerinde de artış gözlemlenmektedir.
İstatistiklere göre son 20-30 yıl içerisinde zinadan dolayı boşanmalar ve kadın cinayetleri katlanarak artmaya devam etmiştir. Bunun tek sebebi feminist düşüncenin eseri olarak aile reisinin ata erkil olmaktan çıkarılarak kadınlara aşırı özgürlükler ve hakların tanınmasıdır.
Bütün bu girişim ve uygulamalar, bizim İslam inancına taban tabana zıttır. İslamiyet kadına değer vererek asıl hüviyetine büründürmüş, fıtratının gereği olarak ona annelik vasfını vermiştir. Onları çalıştırıp sırtlarından para kazanmak yerine aile içinde bir eğitimci olarak çocuklarının güzel yetiştirilmesi, evinin bekçiliği ve kocasının yatağını başkasına çiğnetmeme yükümlülüğünü vermiştir.
Allah Kuran'da kadınlara şu emri vermiştir:
“Evlerinizde oturun. Önceki cahiliye dönemi kadınlarının açılıp saçıldığı gibi siz de açılıp saçılmayın. Namazı kılın, zekâtı verin. Allah’a ve Resûlüne itaat edin...” (Ahzab, 33)
Peygamber Efendimiz de (s.a.v) veda hutbesinde erkek ve kadınların görevini ana hatlarıyla şu şekilde belirlemiştir:
“Ey insanlar! Kadınların haklarına riayet etmenizi ve bu hususta Allah’tan korkmanızı tavsiye ederim. Siz kadınları Allah’ın emaneti olarak aldınız. Onların namus ve iffetini Allah adına söz vererek helâl edindiniz. Dikkat edin! Sizin kadınlar üzerinde hakkınız olduğu gibi onların da sizin üzerinizde hakları vardır. Sizin onlar üzerindeki hakkınız iffet ve namuslarını korumalarıdır. Kadınların sizin üzerinizdeki hakları geleneklere uygun biçimde yiyecek ve giyeceklerini sağlamanızdır. Kadınlar hususunda Allah’tan korkun ve onlara en iyi şekilde davranın.”
Hadise göre çalışıp kazanma ve evi geçindirme yükümlülüğü kocaya aittir.
Devlet anayasal olarak her ne kadar laik bir düzene sahip ise de bu vatan halkının kahir ekserisi ve devletin asıl sahiplerinin Müslümanlar olduğu ve de mevcut hükümetin Müslümanların oyu ile göreve geldiği göz önünde bulundurulduğunda devlet politikasının Müslümanların isteği doğrultusunda olması gerekmektedir.
Bugün kadınların evlerinden uzaklaştırıldığı, analık görevleri ellerinden alındığı, toplumun içine atıldığı, çocuklarının ise başkalarının insaf ve terbiyesiyle yetiştirildiği yetmezmiş gibi bir de üstüne üstlük kadını ailesinden günlerce uzak ve uzaklarda ağır bir yükün altına koyarak kamyon/tır şoförlüğü özendirilmekte ve teşvik edilmektedir.