Türk düşmanlığından gözü kör olup keşke yunan galip gelseydi diyen Müslümanlar… Atatürk hem namusumuzu hem de dinimizi kurtardı binlerce kez rahmetle anıyorum.
Dünya tarihi, başsız ve merkezi yönetilmeyen gerilla hareketlerinin düzenli ordular karşısında nasıl ezildiğinin yüzlerce örneğiyle doludur. Mustafa Kemal Samsun’a çıkıp o dağınık kongreleri birleştirmeseydi, Ankara’da Meclis’i kurup direnişe resmiyet kazandırmasaydı, o yerel çetelerin hepsi İngiliz, Fransız ve Yunan orduları tarafından tek tek avlanırdı.
"Hattı müdafaa yoktur, sathı müdafaa vardır" diyen bir askeri deha, ordunun arkasında lojistik ve siyasi bir meşruiyet kuran devlet aklı olmasaydı; Sevr’i yırtıp atacak düzenli orduyu kim kuracaktı? Padişah mı? İngiliz muhipleri cemiyeti mi? Mandacılar mı?
Kaptansız gemi en güçlü fırtınada batar. Millet o fırtınadaki gemiydi, Mustafa Kemal ise o gemiyi karaya çıkaran dahi kaptandı. Bunu inkar etmek nankörlüktür.
Yorumsuz...
İki kız kardeş, babalarının evde koyduğu kuralları sıraladı:
▪️Evde oruç tutmak, ibadet etmek yasak.
▪️Eve alkollü gelmek ve küfretmek serbest.
İstiklal Marşı'na o kadar hayran kalmışsınız ki, Ey Reqîb'i yazarken ana fikri, temaları ve neredeyse kafiyeleri bile aynı bırakmışsınız. Mehmet Akif Ersoy telif hakkı davası açacak sandım. Ödev kopyalarken yakalanmamak için kelimelerin yerini değiştiren öğrenciler gibi olmuş sanki. "Korkma" yerine "Kimse demesin" yazınca fark edilmiyor mu? :DD:ddd
Anıtkabir'in dış mimarisinde esinlenilen en büyük ve doğrudan tarihi figür Yunanistan'da değil, Muğla'nın Bodrum ilçesinde (Antik Halikarnassos) yer alan, Dünyanın Yedi Harikası'ndan biri sayılan Halikarnas Mozolesi'dir. Anadolu topraklarından çıkma bir tasarımdır.
Anıtkabir, 1940-1950 yılları arasında tüm dünyada ve Türkiye'de hakim olan II. Ulusal Mimarlık Akımı ve Neoklasik Anıtsal Mimari üslubuyla inşa edilmiştir. Tapınak falan ne alaka yani mk hhahhahsjfahs
Ki velev ki yunan tapınağına benzemiş olsun Anıtkabir gibi bir yapının yapılmasını Atatürk emretmemiştir. Atatürk vefat ettikten 15 sene sonra yapımı tamamlanmıştır. Cumhurbaşkanı İsmet İnönü ve Bakanlar Kurulu'nun emriyle yapılmıştır.
Atatürk düşmanlığı yapacağız diye götünüzden tarih uydurmayın gelir böyle bozarlar adamı.
Yıl 2026 olmuş, dünya yapay zekayı, uzay çağını konuşuyor ama bizde hâlâ "Anıtkabir'in tasarımı Yunan tasarımı yaw" sığlığında muhabbetler dönüyor. Bir insanın vefatının üzerinden tam 88 yıl geçmiş; ama bir güruh var ki ne nefreti bitiyor ne hazımsızlığı. Adamın ölüsüyle bile uğraşmaya, onun mirasına çamur atmaya devam ediyorlar.
Anıtkabir, antik Yunan mimarisi değil; II. Ulusal Mimarlık Akımı’nın en seçkin örneğidir. Mimar Emin Onat ve Orhan Arda, o binayı tasarlarken bu toprakların bin yıllık köklerinden, Hititlerden, Selçuklu'dan ve Osmanlı'dan ilham aldılar. Ama bunu görebilmek için önce biraz okumak, biraz tarih bilmek gerekir. Bilgi sahibi olmadan fikir sahibi olanların cehaleti gerçekten korkunç bir seviyede.
İşin asıl acı ve düşündürücü kısmı ise şu: Allah korusun, eğer bu millet Mustafa Kemal Atatürk’ün liderliğinde Milli Mücadele’yi kaybetseydi, bugün o nefret kusanların sığındığı bir vatan bile olmayacaktı. Eğer o gün başarısız olunsaydı; Fransızlarla, İngilizlerle, Yunanlarla el ele verip ilk iş bu ülkenin kurucusunun mezarını yıkarlardı. Hızlarını alamaz, mezarından çıkarıp asmaya kalkarlardı.
Bugün klavye arkasından o çirkin ve ahlaksızca cümleleri kuranlar, aslında o günkü işgalcilerin zihniyet ikizleridir. Bu topraklarda bağımsız bir devletin kurulmasını, Türk milletinin küllerinden doğmasını hâlâ hazmedememiş bir zihniyet var. Kendilerini bu ülkeye ait hissetmedikleri o kadar belli ki, onlara bu özgürlüğü ve kaderlerini tayin etme hakkını veren insana bile böylesine kör bir düşmanlık besliyorlar. Bunlardaki kuyruk acısı ve düşmanlık gerçekten bambaşka, akılalmaz bir seviye.
Yıl 2026 olmuş, dünya yapay zekayı, uzay çağını konuşuyor ama bizde hâlâ "Anıtkabir'in tasarımı Yunan tasarımı yaw" sığlığında muhabbetler dönüyor. Bir insanın vefatının üzerinden tam 88 yıl geçmiş; ama bir güruh var ki ne nefreti bitiyor ne hazımsızlığı. Adamın ölüsüyle bile uğraşmaya, onun mirasına çamur atmaya devam ediyorlar.
Anıtkabir, antik Yunan mimarisi değil; II. Ulusal Mimarlık Akımı’nın en seçkin örneğidir. Mimar Emin Onat ve Orhan Arda, o binayı tasarlarken bu toprakların bin yıllık köklerinden, Hititlerden, Selçuklu'dan ve Osmanlı'dan ilham aldılar. Ama bunu görebilmek için önce biraz okumak, biraz tarih bilmek gerekir. Bilgi sahibi olmadan fikir sahibi olanların cehaleti gerçekten korkunç bir seviyede.
İşin asıl acı ve düşündürücü kısmı ise şu: Allah korusun, eğer bu millet Mustafa Kemal Atatürk’ün liderliğinde Milli Mücadele’yi kaybetseydi, bugün o nefret kusanların sığındığı bir vatan bile olmayacaktı. Eğer o gün başarısız olunsaydı; Fransızlarla, İngilizlerle, Yunanlarla el ele verip ilk iş bu ülkenin kurucusunun mezarını yıkarlardı. Hızlarını alamaz, mezarından çıkarıp asmaya kalkarlardı.
Bugün klavye arkasından o çirkin ve ahlaksızca cümleleri kuranlar, aslında o günkü işgalcilerin zihniyet ikizleridir. Bu topraklarda bağımsız bir devletin kurulmasını, Türk milletinin küllerinden doğmasını hâlâ hazmedememiş bir zihniyet var. Kendilerini bu ülkeye ait hissetmedikleri o kadar belli ki, onlara bu özgürlüğü ve kaderlerini tayin etme hakkını veren insana bile böylesine kör bir düşmanlık besliyorlar. Bunlardaki kuyruk acısı ve düşmanlık gerçekten bambaşka, akılalmaz bir seviye.
Fatih Altaylı: “Fon yolsuzluğunun simge isimlerinden eski bakan Fatma Betül Sayan Kaya dün ifadeye çağrıldı.
Sabah saatlerinde gülerek, gözünde Miu Miu marka gözlüklerle, gazetecilere üstenci bir tonla yanıtlar vererek girdiği Adliye’den akşam saatlerinde verilen tutuklama kararının ardından polis eşliğinde ağlayarak ayrıldı.
Cumhurbaşkanı Erdoğan “Mikroplardan arınacağız” dedi. Arınmanın ilk adımı akşam atıldı.
En bilinen virüs tutuklandı. Üzüldüm mü! Tutuklanmasa da olabilirdi, ev hapsi de olabilirdi ama ne yalan söyleyeyim pek de üzülmedim.
Milletin anasını ağlatanın gözlerinden akan sahte yaşa pek inanmam.
Bu ifade ve tutuklama önemliydi ve fon soruşturmasında yeni bir kavşağa gelindiğini gösteriyor.
“Gözünün yaşına bakmama” lafı ilk kez ciddiye bindi, “AK Partili dokunulmazlığı”na sığınma dönemi kapandı. Bu aslında basit bir mikroplardan arınma değil, bir pandemi ile mücadele olmalı.
Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın olan bitene gerçekten çok öfkeli olduğunu artık herkes anladı.
“FBSK’ya bir şey yapmazlar. Konuşursa diye çekinirler” cümlesi de dün itibarıyla anlamını yitirdi. Çanların Sayan Kaya için de çalmaya başladığı Ertan Aydın’ın tutuklanması ile birlikte anlaşılmıştı ama muhtemelen kendisi buna pek ihtimal vermiyordu.
Ertan Aydın’a atfedilen “Beni ya buradan çıkarırsınız ya da her şeyi anlatırım” söylentisi de boşa çıktı. Aydın’ın da böyle bir beklentisi vardı ise artık yok.
Bunlar olumlu gelişmeler.
Türk Milleti! Yüzyıllardan beri arkası kesilmeyen savaşlar, her savaşın getirdiği yıkımlar, yoksulluklar ve haksızlıklar senin asil cevherini karartamadı.
Senin yüksek karakterin, bitmez tükenmez enerjin ve vatan sevgini hiçbir kuvvet yok edemedi. Bugün, yeni bir ufka doğru yürürken gücünü kendi asil kanından, inancını ise şanlı tarihinden almaktasın.
Türk milletinin yürümekte olduğu terakki ve medeniyet yolunda, elinde ve kafasında tuttuğu meşale müspet ilimdir. 🇹🇷
Türk Milleti! Yüzyıllardan beri arkası kesilmeyen savaşlar, her savaşın getirdiği yıkımlar, yoksulluklar ve haksızlıklar senin asil cevherini karartamadı.
Senin yüksek karakterin, bitmez tükenmez enerjin ve vatan sevgini hiçbir kuvvet yok edemedi. Bugün, yeni bir ufka doğru yürürken gücünü kendi asil kanından, inancını ise şanlı tarihinden almaktasın.
Türk milletinin yürümekte olduğu terakki ve medeniyet yolunda, elinde ve kafasında tuttuğu meşale müspet ilimdir. 🇹🇷
Kendisinin ve akrabalarının edindiği serveti, geçmiş yılların faiziyle birlikte geri alınıp taş ocaklarında çalıştırılması gerekiyor.
Devletin 1 kuruş parasına dokunanın gün yüzü görmeyeceği bir adalet istiyoruz. İbretlik olmalı
Balkan Harbi'ni bize neden bütün gerçekliğiyle anlatmıyorlar, biliyor musunuz? Çünkü Türk'ün uğradığı zulmü ve soykırımı tüm çıplaklığıyla öğrenirsek, bugün bu ülkede kardeşlik masalı anlatanların, her zaferden kendilerine pay çıkaranların anlatacak sözü kalmaz. Nefes alamazlar. Nefes aldırmayız.