Japonya otuz yıldır Amerika'yı taşıyordu. Köşeye sıkıştıkça onu bırakmaya başladı.
Bugün küçük bir haber geçti. Kimse önemsemedi.
Japonya ile Hindistan, ticarette doları aradan çıkarıp kendi paralarıyla işlem yapmayı konuşuyor.
Çoğu kişi başlığı okudu, teknik bir ayrıntı sanıp geçti.
Oysa bu küçük haberin altında otuz yıllık koca bir hikâye var.
Çünkü bu adımı atan ülke sıradan biri değil. Otuz yıldır Amerika'yı s��rtında taşıyan en sadık dostu.
O dost şimdi köşeye sıkıştı. Sıkıştıkça da Amerika'yı bırakmaya başladı.
İşte bu yüzden bu küçük haber, göründüğünden çok daha büyük.
Önce şunu görmek lazım.
Japonya, Amerika'yı tam olarak nasıl taşıdı?
Çok basit.
Japonya, Amerika'nın bankası oldu.
Amerika onlarca yıldır gücünün üstünde harcadı, durmadan borçlandı. Peki bu borca en büyük parayı kim verdi? Japonya.
Bugün bile dünyada en çok Amerikan tahvili tutan ülke Japonya.
Elinde 1 trilyon doların üzerinde Amerikan borcu var. Yani Amerika'yı en çok finanse eden ülke o.
Sadece para da değil. Japonya dünyaya bir mesaj da verdi. "Ben servetimi dolarda tutuyorum, dolara güveniyorum."
Dünyanın en disiplinli, en zengin ülkelerinden biri dolara bu kadar güvenince, herkes güvendi.
Japonya'nın sadakati, doların en büyük güvencelerinden biri oldu.
Otuz yıl boyunca Japonya hem Amerika'nın kasasını doldurdu, hem de dolara olan güveni ayakta tuttu.
Şimdi o tablo tersine döndü.
Japonya'nın parası eriyor. Yen, dolar karşısında neredeyse kırk yılın en dibinde.
Japonya enerjisinin neredeyse tamamını dışarıdan alıyor ve hepsini dolarla ��düyor. Dolar güçlendikçe, yen düştükçe, bu fatura Japonya'yı her gün biraz daha eziyor.
Yıllarca bu sadakat Japonya'ya hiç ağır gelmemişti. Şimdi tam tersi oldu. Dolara bağlı kalmak onu içten içe bitiriyor.
Sadakat, bir anda yüke dönüştü.
Köşeye sıkışan bir ülke ne yapar? Önce kendini düşünür.
Japonya da öyle yapıyor. Ama dikkat edin, attığı her adım aynı zamanda Amerika'dan kopan bir adım.
Bir yandan, yıllardır biriktirdiği o Amerikan tahvillerini satmaya başladı. Yani Amerika'ya verdiği borcu sessizce geri çekiyor. Bankanın kasası boşalıyor.
Bir yandan da bugünkü haber geldi. Hindistan'la kendi parasıyla ticaret. Yani Japonya sadece parasını değil, güvenini de geri çekiyor. Artık dolara mahkûm kalmak istemiyor.
İkisi bir arada tek bir şey demek. Amerika'nın hem en büyük alacaklısı, hem de en sadık inananı, ilk kez kapıya yöneliyor.
Peki Amerika bunu engelleyemez mi?
Geçmişte doları bırakmaya kalkan ülkeler cezalandırıldı. Rusya, İran, hepsi denedi. Ama hepsi Amerika'nın düşmanıydı.
Japonya öyle değil.
Japonya, Amerika'nın askerinin durduğu, Asya'daki en güçlü müttefiki.
Amerika ona ne yaptırım uygulayabilir, ne de gözünü korkutabilir. Çünkü Japonya'yı kaybetmek, hem en büyük alacaklısını hem de Çin'e karşı en sağlam dayanağını kaybetmek demek.
İşte asıl tehlike burada.
Doları zorla ayakta tutan o baskı, dostlara işlemiyor. Japonya çekildikçe, Amerika'nın elinde onu durduracak hiçbir koz kalmıyor.
Şimdi geri çekilip büyük resmi görün.
Bir paranın gücü, herkesin ona duyduğu güvenden gelir. O güven de en çok, ona en bağlı olanın sadakatiyle ayakta durur.
İşte o yüzden bir parayı düşmanları yıkamaz. O para, en sadık dostu bile artık ona güvenemediği gün çatlar.
Japonya tam o eşikte.
Otuz yıl dolara inandı, onu taşıdı. Şimdi kendi yangınını söndürmek için ondan uzaklaşıyor.
Bu bir ihanet değil. Sadece bir zorunluluk. Köşeye sıkışan herkes, en sonunda önce kendini kurtarır.
Herkes bugün o küçük habere bakıp geçti.
Oysa otuz yıldır Amerika'ya hem parasını hem güvenini veren ülke, şimdi ikisini de geri çekmeye başladı.
Asıl soru şu.
En sadık dostu bile sırtını dönüyorsa, dolar bundan sonra kime yaslanacak?
Bu kişisel analizim.
Gelişmeleri takip ediyorum. Sizi bilgilendireceğim.