Mirasına Sahip Çık
🏷️ #JerusalemOurTrust
🇵🇸(Kudüs Emanetimizdir)
Şimdi biraz tarihe bakalım: Neden Osmanlı için Filistin vilayeti bu kadar aziz ve kıymetliydi?
Osmanlı sultanlarının Filistin'e gösterdiği hassasiyetin temelinde, her şeyden önce Kudüs'ün ve Mescid-i Aksâ'nın ℐ̇slâm'daki müstesna yeri bulunuyordu. Bu yaklaşım, yalnızca siyasî bir tercih değildi elbette! Resûlullah'a duyulan sevginin ve mukaddes emanetlere karşı hissedilen sorumluluğun bir tezahürüydü.
Kudüs, Müslümanların ilk kıblesi, Peygamber Efendimiz'in ℐ̇srâ gecesinde ulaştığı ve semaya yükselişinin başlangıç noktası olan Mescid-i Aksâ'ya ev sahipliği yapmaktadır. Bu sebeple Osmanlı padişahları, kendilerini bu beldelerin sahibi değil, hizmetkârı ve koruyucusu olarak görmüşlerdir.
Özellikle Sultan II. Abdülhamid Han'ın Filistin konusundaki hassasiyeti de bu anlayışın devamıdır. Onun nazarında Kudüs ve Filistin, sıradan bir vilayet değil; ümmetin ortak emaneti ve Resûlullah'ın hâtırasını taşıyan mukaddes bir coğrafyaydı. Bu sebeple Filistin'in korunması, sadece devletin sınırlarını muhafaza etmek değil, aynı zamanda İslâm'ın mukaddes mirasına sahip çıkmak anlamına geliyordu.
Osmanlı'nın Kudüs'e bakışını anlamak için yalnızca siyasî tarih yeterli değildir; bu bakışı şekillendiren asıl unsur, Resûlullah'a duyulan muhabbet ve mukaddes beldelere hizmet etmenin bir ibadet olarak görülmesidir.
تحيا مصر وتحيا تحيا في كل ناحية
الكل قال تحيا مصر في المصانع في المزارع
وفي الجبال بس انتوا سيبوها تحيا وهي تحيا وتبقي عال
#ارحل_يا_سيسي#تحيا_مصر_وعاش_السيسي