Doğum iznine çıkan kadına kurulmuşlar. Kafalar pırıl pırıl.
Bazen ben mi yanlış anlıyorum acaba diye bi daha, bi daha okuyorum. Yok. Bildiğin dümdüz şu mevzuya kurulup, kinlenmişler.
Sizin düzenle sorununuz yok bence, sizin sorununuz sadece ötekiyle. Bana olmuyorsa ona da olmasın. Ben kötüysem o da kötü olsun. Ben eziliyorsam o da ezilsin. Bakış açınız bu. Mevzu sadece kadın da değil. Herhangi bir konuda böyle.
Eğer derdiniz düzen olsaydı; babalık izniyle alakalı da bir çalışma isterdiniz. Ötekinin maaşını çok görmek yerine kendi maaşının artırılması için konuşurdunuz. Ötekinin izni çok demek yerine kendi koşulların için ses ederdin.
Milletimizin ahlakı haset, kıskançlık, kınama, kinlenme üzerine kurulu olduğundan iş hayatına da yansıyor bu.
Sonra: Sadece “daha fazla para” değil. Ama aynı zamanda: – helal olan – bereket getiren – huzurumu bozmayan – beni Allah'tan uzaklaştırmayan bir rızık. Bazı kapılar kapandı. Daha iyileri sessizce açıldı.
Bugün.
TBMM Genel Kurulu gündeminde doğum izniyle ilgili önemli bir yasa teklifi vardı.
Çoğunluk olmadığı için genel kurul kapandı, son dönemde sıkça olduğu gibi.
Grup Başkanvekilimiz @leylasahinusta , yoklama isteyen ve oturuma katılmayan muhalefeti suçladı:
“Söz konusu olan milletin hakkı, annelerin beklentisi, ailelerin umudu iken; bir gün dahi beklemeye tahammülü olmayan bu süreci siyasi hesaplara kurban ettiler.”
Bu kanun bu kadar hayati önemdeydi, AK Parti’nin 275, MHP’nin 46 milletvekili neredeydi?
İktidar mensupları oturuma katılsaydı, muhalefetin yoklama eylemi hükümsüz kalırdı.
Meclisi çalıştırma görevi, birinci derecede iktidar mensuplarına aittir.
İktidar milletvekilleri meclise gelmeyecek, yoklama istedi diye muhalefete kızacaksınız.
Olmadı başkanım.
Önce iğneyi kendimize batıracağız, sonra muhalefete.
Cumhurbaşkanımızın ve Devlet Bey’in emeklerine yazık.