DİŞ HEKİMLERİNİN SESİNİ DUYUYOR MUSUNUZ?
Meslektaşlarım…
Bugün diş hekimlerinin yaşadığı sorunlardan bahsetmek istiyorum.
Ama önce çok basit bir soru soracağım:
Bir ülkede vatandaş diş hekimine randevu bulamıyor ama aynı ülkede binlerce diş hekimi atanmayı bekliyorsa, burada bir sorun yok mudur?
Var.
Ve bu sorunun adı plansızlıktır.
Bugün genç diş hekimleri mezun oluyor.
Yıllarca eğitim alıyor.
Ama karşısında yeterli kamu istihdamı yok.
2026 yılının ilk atamasında 521 diş hekimi kadrosuna 17 binden fazla başvuru yapıldığı basına yansıdı. Ardından ikinci dönem ilk defa ve yeniden atama ilanında diş hekimi kadrosuna yer verilmedi.
Bir tarafta iş bekleyen diş hekimi…
Diğer tarafta aylarca randevu bekleyen vatandaş.
Üstelik kamuda çalışan meslektaşlarımızın önüne her geçen gün daha fazla hasta konuluyor.
Soruyorum:
Çözüm, bir diş hekimine daha fazla hasta baktırmak mı?
Hayır.
Dolguya ayrılması gereken süre farklıdır.
Kanal tedavisinin süresi farklıdır.
Çekimin, cerrahinin, protezin süresi farklıdır.
Diş hekimliği bant sistemiyle yapılacak bir üretim değildir.
Hastaya zaman ayırmak lüks değil, doğru tedavinin gereğidir.
Bir başka sorunumuz gelir adaletsizliği.
Diş hekimleri aynı sağlık sisteminin hekimleri olduğu halde bazı tazminat ve ödeme katsayılarında farklı değerlendiriliyor.
Üstelik gelirimizin önemli bölümü performans hedeflerine bağlanıyor.
Biz şunu söylüyoruz:
Hekimin geliri, daha fazla işlem yapmaya zorlayan bir sisteme bağlı olmamalıdır.
Hekim, hastasına hangi işlem gerekiyorsa onu yapmalıdır.
Ne eksik…
Ne fazla.
Ve gelelim en temel meseleye…
Plansız fakülte ve kontenjan artışları.
Bugün alınan yanlış kararların bedelini beş yıl sonra genç meslektaşlarımız ödüyor.
Bu nedenle diş hekimliği fakültesi kontenjanları siyasi veya günübirlik kararlarla değil, Türkiye'nin gelecek on yıllık diş hekimi ihtiyacına göre belirlenmelidir.
Ama yalnızca kontenjan azaltmak da çözüm değildir.
Bugün mezun olmuş meslektaşlarımızı ne yapacağız?
Burada yeni bir model gerekiyor.
Birincisi: Kamu diş hekimi atamaları artırılmalı ve düzenli bir takvime bağlanmalı.
İkincisi: Aile diş hekimliği tüm Türkiye'ye yaygınlaştırılmalı.
Çocuklarımız dişi çürüdükten sonra değil, çürük oluşmadan diş hekimiyle buluşmalı.
Üçüncüsü: Kamunun yetişemediği koruyucu ağız ve diş sağlığı hizmetlerinde serbest çalışan diş hekimlerinden hizmet alınmalı.
Böylece vatandaşımız daha hızlı hizmet alırken genç meslektaşlarımıza da yeni çalışma alanları açılabilir.
Dördüncüsü: MHRS sistemi diş hekimliğinin bilimsel gerçeklerine göre yeniden düzenlenmeli.
Hasta sayısını idare değil, yapılacak işlemin niteliği belirlemeli.
Beşincisi: Diş hekimlerinin mali ve özlük haklarında hekimlik mesleğine yakışan adalet sağlanmalı.
Meslektaşlarım…
Biz ayrıcalık istemiyoruz.
Daha az çalışmak da istemiyoruz.
Biz;
hastamıza yeterli zaman ayırmak,
emeğimizin karşılığını almak,
güvenli ortamda çalışmak
ve genç meslektaşlarımızın geleceğe umutla bakabildiği bir sistem istiyoruz.
Çünkü güçlü bir ağız ve diş sağlığı sistemi yalnızca diş hekimlerinin meselesi değildir.
Bu, vatandaşın sağlık hakkıdır.
Diş hekimini değersizleştirerek ağız ve diş sağlığını güçlendiremezsiniz.
Atanamayan hekimin olduğu yerde randevu krizinin kader olduğunu da söyleyemezsiniz.
Çözüm belli.
Planlı istihdam.
Makul çalışma yükü.
Adil ücret.
Koruyucu diş hekimliği.
Ve bilimsel bir sağlık politikası.
Diş hekimlerinin sesi duyulmalı.
Çünkü ağız ve diş sağlığı, sağlığın ayrılmaz bir parçasıdır.
#DişEczaYeterliAtama
Diş hekimleri ve eczacılar olarak her yıl katlanarak büyüyen bir istihdam darboğazıyla karşı karşıyayız. Kontenjanlar düşürülmeli, kamuya verilen kadro sayıları ise hakkaniyetli seviyeye çekilmelidir. #DişEczaYeterliAtama@saglikbakanligi@RTErdogan@drmemisoglu
Afişteki etiket detayları ile 20 Eylül 2026 Pazar günü Saat 19.00 da X deyiz. Tüm meslektaşlarımızın ve eczacıların katılımlarını ve desteğini bekliyoruz