TURGUT KOÇ, İZMİT BELEDİYESİ SORUŞTURMASINDAN DEĞİL, AYLAR ÖNCE GERÇEKLEŞEN FUHUŞ VE FUHŞA ARACILIK ETMEK SUÇUNDAN DOLAYI TUTUKLANMIŞTI
Bugün o tahliye edilirken, Fatma Başkanımız ise hâlâ o ismin ifadeleriyle Silivri’de tutuluyor.
Genel Başkanımız Özgür Özel:
“Talimatı milletten aldık, ismi milletten aldık, bütçeyi milletten aldık. Ak Parti’nin kara düzenine karşı yepyeni bir düzen kurmak için hep beraber yürüyoruz.
Pusulamız millet, rotamız iktidar, YENİ Partililer, yürüyelim arkadaşlar.”
Erdoğan’ın ilan ettiği “yeni nesil teşkilatlanma!”
Ruhunu satın alarak, bedeni ile zafer ilan etmek…
Hapisle, tutsaklıkla tehdit etmek…
Seçilmişi diz çöktürmek, boyun eğdirmek, el öptürmek!
Sonra da bu fotoğrafı kapalı salonlarda alkışlatmak!
Böylesi dönemi milletimiz hiç yaşamadı. Haysiyet, onur, namus hisleri hiç bu kadar aşağılanmadı. Milli iradeye hiç bir zaman bu kadar büyük zarar verilmedi.
Türk milletine, bile isteye, iktidarını korumak adına, sandıkta kazanamadığında, yargı kollarıyla devletin gücünü kullanarak, kazandım naraları atmak…
Bir iktidarın, saray rejiminin sonudur, bitişidir.
Bu eylemin bir parçası olmuş, yüzü gözü birbirine girmiş zavallıları ise nedamet gözyaşları da kurtaramayacak.
Bu millet onları hiç affetmeyecek!
Çünkü söz de makamlar da milletindir!
Senin olmayanı kime satıyorsun!
FATMA BAŞKAN NE Mİ YAPMIŞTI?
TÜGVA’ya 25 yıllığına tahsis edilen yurdun protokolünü iptal etti.
Ensar protokollerini sonlandırdı.
Araç kiralama saltanatına son vererek İzmit’e 400 araçlık hizmet filosu kazandırdı.
Yok pahasına kiralanan alanları tek tek halka geri verdi.
Belediyeyi müteahhitlere, kiralama şirketlerine ve çıkar çevrelerine bağımlılıktan kurtardı.
Yedi yılda dışa bağımlılığı yüzde 60 azalttı.
İzmit’in kaynaklarını bir avuç çevreye değil, İzmit halkına kazandırdı.
📌Üsküdar Belediyesi'ne yönelik operasyona YENİ Parti'den ilk tepki...
YENİ Parti İstanbul Milletvekili Gökan Zeybek, Üsküdar Belediye Başkanı Sinem Dedetaş'ın gözaltına alınmasına şu sözlerle tepki gösterdi:
"Sinem Dedetaş’ın tek “suçu” Üsküdar gibi iktidarın en önemli ilçesini kazanmış olmasıdır.
Sinem başkanımız defahetle sordu… Üsküdar Belediyesi, AK Parti döneminde 1,3 milyar TL borcu nasıl yaptı? Bu soru hala ayakta!
Tek “suçu” İBB ile birlikte Üsküdar sahilinde yıllarca kamu alanlarını işgal eden düzeni sonlandırmasıdır.
Vakıflara akan paraları kesti. 30 yıl sonra Üsküdar’ı halkçı, sosyal belediyecilikle buluşturdu, tüm zorluklara rağmen başarıyla çalıştı. Bugün yaşananların ardındaki gerçek sebepler bunlardır."
https://t.co/IWeYyLL2ji
Ekrem İmamoğlu'ndan 'Fatma Kaplan Hürriyet' tepkisi
"Seçilmiş belediye başkanlarını peş peşe adliye koridorlarına taşıyan bu tablo, artık istisna değil; bir yöntem haline getirildi. Ama unutulan bir şey var: Milletin iradesi, hiçbir koridorda tutuklu kalmaz"
https://t.co/T0hycfad7y
Her hafta yeni bir operasyon.
Her hafta yeni bir belediye başkanı.
Bu kez İzmit’in oylarıyla seçilen Belediye Başkanımız Fatma Kaplan Hürriyet.
Seçilmiş belediye başkanlarını peş peşe adliye koridorlarına taşıyan bu tablo, artık istisna değil; bir yöntem haline getirildi.
Ama unutulan bir şey var: Milletin iradesi, hiçbir koridorda tutuklu kalmaz.
Ne yaparlarsa yapsınlar...
Eninde sonunda kazanan, yine milletin iradesi olacak.
2018’de büyük vaatlerle ve mühürsüz oylarla geçilen Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi, Türkiye için bir sıçrama tahtası değil; tarihimizin en büyük kurumsal, ekonomik ve demokratik yıkım projesi oldu.
Merkez Bankası, TÜİK gibi devletin kolonları olan kurumların bağımsızlığı tek bir imzanın tahakkümüne girdi.
Ortak akıldan uzak, liyakatsiz ekonomi politikaları ve deneme-yanılma yöntemleriyle paramız pul edildi, halkımız derin bir yoksulluğa terk edildi.
Piyasalar öngörülebilirliğini, yatırımcı güvenini, vatandaş ise alım gücünü kaybetti.
Kuvvetler ayrılığı fiilen yok edildi; yargı, yürütmenin gölgesine hapsedildi. Türkiye, Hukukun Üstünlüğü Endeksi’nde serbest düşüşe geçerek lig küme düştü.
Yargı mensupları bir gecede siyasetçi, siyasetçiler yargı mensuplarına dönüştü. Siyasi rakiplerin yargı eliyle tasfiye edilmesi için çabalar hız kazandı.
İhalelerdeki şeffaflık, Sayıştay denetimi ve devlette hesap verebilirlik ortadan kalktı.
Bu sistemin en ağır faturası, milletin iradesinin tecelligahı olan Gazi Meclis’e kesildi. Kararnamelerle yasama yetkisi by-pass edilirken, bakanları denetleme yolu olan gensoru elimizden alındı.
Artık seçilmişlerin yerine atanmış bürokratların muktedir olduğu, hesap vermeyen bir döneme girdik.
Özellikle iktidar cephesinde seçilmiş vekiller, sadece "vitrindeki isimler" haline getirildi.
Milletten hiçbir yetki ve onay almamış atanmışlar, kapalı kapılar ardında ülkenin kaderini belirliyor, halkın oylarıyla seçilmişleri adeta figüranlaştırıyor.
Devletin, liyakatin ve millet iradesinin atanmışlara teslim edildiği bu ucube düzeni mutlaka değiştireceğiz. Meclis’in yeniden güçlü, hukukun yeniden üstün olduğu, kararların saray koridorlarında değil, milletin kürsüsünde alındığı demokratik bir Türkiye’yi hep birlikte inşa edeceğiz.
Thank you, @ekrem_imamoglu . Your fight is a fight for democracy itself. We stand with you, with the people of Türkiye, and with everyone defending freedom and the rule of law. No prison can imprison the democratic will. Democracy will prevail.
İstanbul Büyükşehir Belediyesi davasında bugün yaşananlar, ceza yargılamasındaki usuli güvencelerin yok sayıldığı hukuka aykırı uygulamalar olup adil yargılanma hakkının açık ihlalidir.
Sanığın yargılamaya etkin biçimde katılması, müdafilerin savunma görevlerini bağımsız ve özgür biçimde yerine getirmesi, çelişmeli yargı ve silahların eşitliği ilkesinin ön şartıdır.
Ceza yargılamalarında bu usul güvenceleri vazgeçilmez olup, keyfi uygulamalarla esnetilemez ve zayıflatılamaz. İlgili mahkeme savunma hakkını sınırlayan ve adil yargılanma hakkını ihlal eden uygulamalarına hemen son vermeli, duruşma düzenini sağlamaya dönük yetkisini hukuk devleti ilkesiyle uyumlu kullanmalıdır.
Sabah 08.10’da, hapishanede, mahkeme heyetinin İBB duruşmasına katılmamı engelleyen keyfî kararı tarafıma bildirildi.
Benim ismimle kurulan iddianamenin görüşüldüğü mahkemeye katılmamın engellenmesi çok ağır bir hak ihlalidir, düşman hukukunun zirvesidir.
Mahkeme iddianamede en fazla suç isnat edilen kişilerin ve avukatlarının savunmalarını kısıtlamakta, yok saymaktadır.
Bu durum, “asrın hukuksuzluğu” İBB davasının tümüyle çökmüş, bir yargısız infaz yığınına döndüğünün ispatıdır.
Dava açıldıktan sonra doğal yargıç ilkesi hiçe sayılarak dizayn edilen, bu sebeple bağımsızlığı ve tarafsızlığından asla söz edilemeyecek mahkeme heyeti, bugün itibarıyla görünürde bile olsa yargılama faaliyetinden tümden vazgeçmiştir.
Bu hukuksuzluğu ifşa ediyorum. Milletimiz duysun.