Cezaevi mi işkencehane mi idare ediyorsunuz?
Bugün cezaevine giden sendikamızın avukatı, Genel Başkanımız Mehmet Türkmen’in hücreye kapatıldığını öğrenmiştir.
Türkmen, içerde aylardır tedaviye erişemeyen, ilaçlarını alamayan, tek başına tuvalete dahi gidemeyen bir tutuklunun durumunu sabah koğuşa gelen başgardiyan ve diğer memurlara anlatmak istediği esnada bağırıp çağırmaya maruz kalmış, neden bağırıyorsun dediğinde ‘sen kimsin’ denilerek yaka paça ve keyfi bir şekilde hücreye atılmış, üstelik hücreye götürülürken tüm koridor boyunca kollarını arkaya alıp yukarıya doğru çekerek askı tekniğiyle onur kırıcı ve kötü muameleye maruz bırakmışlardır.
20-25 kişilik koğuşlarda 60’tan fazla kişiyi kalmaya zorlayan, hijyene erişimin neredeyse imkansız olduğu, sağlıklı insanın dahi hasta çıktığı hastaların ise iyileşemediği bu koşullar başlı başına insan onuruna aykırıyken bir de sırf tutuklu bir hasta tedaviye erişsin dedi diye Mehmet Türkmen’in kolları arkadan çekilerek hücreye kapatılması kabul edilemez.
Keyfi muamele uygulayan, insan onurunu ayaklar altına alan, genel başkanımıza işkenceye varan muamelede bulanan tüm sorumlular hakkında suç duyurusunda bulunacağız.
Hesap vereceksiniz.
Genel Başkanımız Mehmet Türkmen 46 gündür tutuklu!
Mehmet Türkmen derhal serbest bırakılsın!
Sendikal faaliyet suç değildir!
#MehmetTürkmenSerbestBırakılsın
Bir vahşet rejimi var; işçiler işyerlerinde çalışırken ölüyor, kadınlar sokakta evde her yerde öldürülüyor, çocuklar öğretmenler ABD tipi okul katliamlarında öldürülüyor, ekonomik nedenlerden ötürü yüzlerce insan canına kıyıyor. Okul katliamları, yaşamın diğer alanındaki toplumsal şiddet örüntülerinden (iş cinayetleri, kadın cinayetleri, ekonomik nedenlerden ötürü özkıyımlar) bağımsız değilken, çok katmanlı bir sorun olduğu için politik bağlamda düşünülmesi gereken bir konuyken, direkt güvenlik düşüncesine sığınmak ve teknik müdahalelerle çözüleceğini varsaymak, politika yapamamanın ifadesidir. zaten iktidar da bu tip bir formül bulacaktır. Örneğin, sağlıkta şiddet, Beyaz Kod sistemi kurulduğu andan bugüne 140 bini aşmışken hastane kapılarına konan X-ray cihazlarının, kurumlarda güvenlik personeli sayılarını arttırmanın bir çözüm sağlamadığı aşikardır. Bireysel silahlanmanın ve silaha erişimin olağanlaşması, ülkede suçun ve çeteleşmenin yoğunlaşmasına paralel herkesin rüştünü ispatlamak için suç işlemekten çekinmemesi, suç kültürünün medya aracılığıyla sıradanlaştırılması, sosyal ve psikososyal onlarca boyutu olan bir sorunun güvenliğe havale edilmesi, bir şeyi çözmez, erteler. Böyle bir saldırı yapmak isteyen her koşulda planlar ve yapar zaten. Şiddeti de idealize ve mistifiye etmeden, bireylerin öznelliğine yapıştırmadan ele almak gerekiyor. Çünkü toplumsal şiddet, gelir ve servet eşitsizliğinin derinleşmesinden toplumu bir arada tutan etik-politik bağların zayıflamasına dek zincirleme bir reaksiyonun ürünüdür. Geleceksizlik düşüncesinin neden olduğu mental çalkantı, ne eğitimde ne istihdamda nüfusun artışı, sosyal statüde hızlı sıçrama için kriminal personaların daha hızlı inşası, vd. hepsi bağlantılı haldedir. Politika önermek/yapmak gereklidir.
akp’nin paramiliter güçlerine tepki gösterdiği için arkadaşımız altı aydır tutuklu. baştan sona hukuksuz, sadece gözdağı vermeyi amaçlayan bir işkence süreci.
● LeMan Dergisi'ne saldırıya tepki gösterdi
● 4 Temmuz'da tutuklandı
● İddianamesi ikinci kez iade edildi
● Savcı değişti
🎙️ Barış Akademisyeni, Psikolog Dr. Aslı Aydemir'i arkadaşı Dr. @odmanasli anlattı.
"Aslı üzerinden çoklu mesaj yollanıyor"
🎥 https://t.co/MtlM0mA76y
Onur Yaser Can’ı intihara sürükleyen failler hakkında 6 ACM’nin 2019 yılında verdiği cezayı hafifletmeye ve fail polisleri korumaya yönelik yargıtay kararını kabul etmiyoruz. Tüm dostları 11 Aralık’ta 6 AÇM’de görülecek duruşmaya, desteğe çağırıyoruz.
#OnurumuzicinAdalet
#HakanTosunaNeOldu
Gazeteci Hakan Tosun’un dövülerek öldürülmesinin üzerinden kırk gün geçti. Hakan’ın ailesi, dostları ve avukatları adalet arayışı sürdüyor.
Hakan Tosun’un Avukatları, Onur Cingil (@onurcingil) Hakan Bozyurt (@hakanbozyurt), Sevim Dönmez ve Seher Dursun, İstanbul Barosu'nda basın toplantısı düzenledi.
Hakan Tosun’un Avukatları, savcılık soruşturmasında tespit ettikleri eksiklik ve çarpıklıkları belgeleriyle açıkladı.
Avukat Onur Cingil, 25 talepte bulunduklarını ancak savcılığın sadece 3 talebi karşıladığını açıkladı.
🔴"Bizim iki kapsamlı dilekçemizde toplam 25 talep bulunuyor. Ancak bu taleplerden yalnızca 3–4 tanesi yerine getirildi.
🔴 Bildirdiğimiz 17 farklı kamera kaydı adresine ilişkin hiçbir işlem yapılmadı.
⚫️Bu durum, delillerin karartılması ve kamera kayıtlarının silinmesi riskini doğuruyor.
🔴 3'üncü Şüpheli Tutuklanmadı!
"İlk olayda bizzat bulunan ve ikinci olayda da faillerden birini getiren kişinin hâlâ tutuklanmamış olması ciddi bir sorundur. Bu kişinin tutuklanması yönündeki ısrarımız devam ediyor."
🔴 Olayın Organize Şekilde İşlenmesi
"Olay başlangıçta “kasten yaralama” olarak ele alınmıştı. Ancak: İlk ve ikinci olay arasında 10–12 dakikalık kısa bir süre var.
İlk olayda 8 dakika boyunca ölümcül sonuç oluşturamayan şüpheliler, ikinci olayda eylemlerine devam etti.
Bu durum, fail grubunun planlı ve canice hareket ettiğini açıkça gösteriyor."
@Hakananeoldu
Bugün görülen 19-22 Aralık Katliamı Bayrampaşa dosyasının karar duruşmasında mahkeme tüm sanıklar hakkında zamanaşımı nedeniyle düşme kararı verdi.
Verilen bu hukuksuz kararı kabul etmiyoruz.
19-22 Aralık katliamı kimyasal silahların kullanıldığı bir katliamdır.
+++
Adaletin -hukukla değilse bile- siyasetle, estetikle ve belki etikle ilişkisi bende hâlâ gayet canlı; kapatılarak yıldırılmam veya susturulmam söz konusu olamaz. Nefes almaya devam ettikçe direneceğim.
Herkesi sevgiyle kucaklıyorum.
Biz Kazanacağız!
Bu kişiyi kim, neden koruyor?
Gazeteci Hakan Tosun'u döverek öldürenlerden birisini taşıyan ve olay boyunca yanlarında olan motosikletli Yusuf Özakdağ, neden 'sanık' olarak değil 'tanık' olarak soruşturmada yer aldı.
Gazeteciler Yadigar Aygün ve Zeynep Kuray'ın ortaya çıkardığı yeni bilgiler ve fotoğraflar büyük soru işareti yarattı.
Özakdağ'ın sosyal medyadaki paylaşımları, çete üyesi olduğu şüphesini güçlendiriyor.
Tosun'u öldürenleri ve Özakdağ'ı polis tanıyor. Zaten ifadeye telefonla çağrılmışlardı.
Bu yıl şu ana kadar tespit edebildiğimiz kadarıyla
76 çocuk işçi hayatını kaybetti..
Kayıtlarımıza geçen en çok ölüm ise 71 çocuk işçi ile 2024 yılıydı..
İSİG Meclisi
Kocaeli Dilovası’nda parfüm dolum atölyesinde meydana gelen patlamada hayatını kaybeden altı kadın işçiden iki kız kardeş..
18 yaşındaki Tuğba Taşdemir..
15 yaşındaki Nisa Taşdemir..
Fotoğraflarını daha önce burada çalışmış olan 17 yaşındaki Zeynep ulaştırdı. Üç çocuk ve üç kadına mezar olan bu binada ne bir yangın çıkışı ne de bir yangın merdiveni var. Tek çıkış küçük bir kapı..
v/@izelgozdemeydan
Kocaeli Dilovası'nda bir parfüm dolum atölyesinde çıkan yangın ve sonrasındaki patlamada 6 işçi hayatını kaybetti..
Esma Dikan, üç çocuk annesi..
Hanım Gülek, 65 yaşında, üç çocuk annesi..
Şengül Yılmaz, 55 yaşında..
Tuğba Taşdemir, 18 yaşında..
Nisa Taşdemir, 17 yaşında,..
Cansu Esatoğlu, 16 yaşında..
v/Süriye Çatak Tek-Kocaeli Gündem
Bizlerle yan yana okulda olması gereken 3 kız kardeşimiz merdiven altı bir fabrikada yanarak can verdi:
Cansu Esatoğlu (16)
Nisa Taşdemir (17)
Tuğba Taşdemir (18)
Neden? Çünkü hiçbir halta yaramayacak bir paraya çalışmak ve Türkiye’de hayatta kalmak zorundalar, tıpkı binlerce çocuk ve öğrenci gibi. Bir grup patron milyonlar kazanıyor; çocuk, genç, yaşlı hepimiz ise sadece hayatta kalmak için güvencesiz çalışıyor, yarını çıkarmaya çalışıyoruz.
İşçilerin yanarak can verdiği atölye, daha önce CİMER'e şikayet edilmiş ama kimsenin umrunda olmamış çünkü milyonları kazananlar zaten iktidardalar.
Kim bunlar?
Üniversitelerde çok faşist saldırı görüldü ama Latin Amerika'da sivil halka saldıran kontra/kartel yapılanmalarını andıran bu tür organize 'maskeli ekipler' neredeyse hiç görülmedi.
Öyleyse Hacettepe Üniversitesi'nde öğrencilere saldıran bu maskeli kişiler kim?
* Kampüse uyuşturucu çetelerinin üyeleri mi sokuldu ?
* Bir kurumda, kuruluşta mı görevliler?
* Yeni bir tür örgüt yapılanması mı?
* Polis sorusturma başlattı mı?
Bu yıl şu ana kadar öğrenebildiğimiz 68.çocuk işçi ölümü..
Mustafa Eti..
16 yaşında..
Tekirdağ’da çalıştığı tuğla fabrikasında gece sularında ısınmak için tenekede yaktığı ateşe tiner dökmesi sonucu yanarak yaralandı..
On gündür tedavi gördüğü hastanede hayatını kaybetti..
Van Özalpli..
v/Yerel Haberler
#ÇocukİşçiliğiİleMücadeleye