Herkes emin olsun, rahat olsun…
Türkiye Cumhuriyeti ne ilkelerinden ne de ulusal çıkarlarından taviz verir. Biz, bize güvenen hiçbir dostumuzu, hiçbir kardeşimizi yarı yolda bırakmayız.
Muhterem Cumhurbaşkanımız @RTErdogan'ın ortaya koyduğu hakikatlerden rahatsız olan soykırımcı Netanyahu ve hükümetinin peş peşe yaptığı açıklamalar, aslında söylenen sözlerin ne kadar yerini bulduğunu göstermektedir.
Gazze’de çocukları, kadınları ve masum sivilleri katleden, açlığı ve susuzluğu bir silah olarak kullanan, tüm dünyanın gözleri önünde insanlık suçu işleyen bir hükümetin ahlaktan, hukuktan ve insan haklarından söz etmesi tam anlamıyla ibretliktir.
Kudüs sevdasını işgalcilik olarak göstermeye çalışanlar önce kendi sicillerine baksınlar. İşgalin, yayılmacılığın, zorla yerinden etmenin ve toprak gaspının bugün dünyadaki en açık temsilcisi Netanyahu hükümetidir. Gazze’deki katliamların, Batı Şeria’daki gasp politikalarının ve bölgeyi istikrarsızlaştıran saldırıların sorumlusu da yine aynı zihniyettir.
Kudüs, bizim inancımızın, tarihimizin ve vicdanımızın ayrılmaz bir parçasıdır. Bu sevgiyi çarpıtmaya çalışanlar da, bundan işgalcilik ve yayılmacılık anlamı çıkarmaya çalışanlar da hakikati değiştiremeyecektir.
Türkiye, Muhterem Cumhurbaşkanımızın liderliğinde; mazlumun yanında, zalimin karşısında durmaya, Filistin davasını ve Kudüs emanetini kararlılıkla savunmaya devam edecektir.
Şam ve Beyrut, İstanbul’un iki kardeş şehridir.
Türkiye’nin güvenliği sadece Hatay’dan değil; Halep’ten başlar, Şam’dan başlar, Beyrut’tan başlar.
Kardeşlerimizin ülkelerinde hiçbir emrivakiye müsamaha göstermeyiz, kardeşlerimize yönelik hiçbir saldırıya göz yummayız.
Tablo yapılsın.
Her sabah andımız gibi okunsun.
Metrolarda,
Billboardlar’da ne kadar reklam panosu varsa asılsın.
İstiklal marşı, gençliğe hitabenin yanına konsun.
Bir toplumun
başına gelebilecek en büyük felâket,
başına ne geldiğini bilememesidir.
*
Daha da kötüsü
bilemediğini de bilememesidir.
*
En kötüsü
celladına âşık olması, zihnen köleleşmesidir.
Bir toplumun
başına gelebilecek en büyük felâket,
başına ne geldiğini bilememesidir.
*
Daha da kötüsü
bilemediğini de bilememesidir.
*
En kötüsü
celladına âşık olması, zihnen köleleşmesidir.