"Bir insan seni seviyorsa seni yormaz. Seni çözmek zorunda bırakmaz. Mesajlarıyla kafanı karıştırmaz, davranışlarıyla seni küçültmez.
Ama insanlar şunu yapıyor; seni sevdiğini söylerken sana kendini değersiz hissettiriyor. Ve sen hala şunu diyorsun: 'Belki de ben abartıyorum.'
Hayır, sen abartmıyorsan. Sen sadece ilk defa gerçeği görüyorsun."
Bardağı taşıran son damla öfke değil, yorgunluktur. Çünkü insan yorulduğunda bakış açısı değişir. Artık açıklamaz, peşinden koşmaz, yalvarmaz, beklemez, çabalamaz. Eskisi kadar önemsemez. Sadece kitabı kapatır, ışığı söndürür, perdeyi indirir ve hikâyeyi olduğu yerde bırakır. Nokta.
Sana değer vermeyenlere üzülmenin bir süresi vardır. O süre bittiğinde kendine saygı duyman gerektiğini öğrenirsin, mantığın konuşur. Kendine saygı duydukça, hak etmediğine inandığın, değersiz hissettiğin yerden kalkıp gitmeyi öğrenirsin.Yürümeyi öğrenmek böyle bir şey.
Hiçbir kadın bir erkeği parası olmadığı için terk etmez. Kadın; saygı görmediğinde, değer verilmediğinde ve sevilmediğini hissettiğinde gider. Bir kadını para tutmaz. Onu tutan saygı, emek ve sevgidir.
İnsan, bağı onarmak istediğinde tartışır. Bazen kavga eder, bazen uzun uzun anlatmaya çalışır. Sonra bir gün tükenir ve susar. Susmak derin bir vedadır aslında. Anlayana.
Maskeli depresyon çok yorucudur. çalışırsınız, şakalaşırsınız, ailenizle ilgilenirsiniz ancak zihinsel olarak çökmüşsünüzdür, bir boşluk hissi vardır ve bunu pek kimse bilmez.
Mi amigo llevaba semanas actuando como si nada después de terminar con su novia.
Seguía yendo al trabajo.
Seguía saliendo con nosotros.
Incluso hacía chistes como siempre.
Pero una madrugada me llamó borracho y me dijo algo que nunca olvidé:
—Lo peor no fue perderla. Lo peor fue darme cuenta de que ella me avisó mil veces que se estaba apagando… y yo siempre pensé que exageraba.
Después hubo silencio.
Y entendí algo doloroso:
Muchas personas no pierden al amor de su vida de un día para otro.
Lo pierden lentamente,
cada vez que minimizan lo que el otro siente.