Bir ara espri yapılırdı:
"Kanaat önderi mı etkilidir yoksa kanat önderi mı" diye. Tavuk sektörüne yapılan operasyon gösterdi ki kanat önderi önemli imiş!
Bizim gençliğimizde elden ele Muammer Kaddafi'nin 'Yeşil Kitap'ı, dilden dile 'İslam Sosyalizmi' dolaşırdı. İkisinden de aklımda kalan bir şey yok. Ancak bu dönemde çok fazla ön plana çıkan devletçilik anlayışı o günlerin çağrışımını yapıyor. O dönemden etkilenenler var mıdır?
Ekonomist değilim, rakamlarla da aram pek iyi değildir, piyasadan anlamam. Hiç bir işe yaramayacağını bildiğim halde bazen fikrimi yazıyorum. Belki de söylediklerim gerçeği tam olarak yansıtmıyor. Bildiğim şu: İktidar müdahalesiyle fiyatlar bir noktaya kadar düşer.
Haberlerde görüyoruz: elindeki sepetiyle üç beş kilo incir, üzüm, çilek veya yumurta satmaya çalışan köylülere anında müdahale ediliyor, ürünlerine el konuluyor. Oysa bunlar için mekanlar hazırlanabilir. Hem denetlenir, hem tüketiciye alternatif imkanlar sağlanır.
İmkânım olsaydı köye gidip arıcılık ve tavukçuluk yapmak isterdim. Fakat belli bir yaştan sonra yeni işlere girmek kolay değil. Sadece bilgi birikimi, sermaye değil cesaret de istiyor. Önünde bürokrasi çarkları dönüyor. Bunlar yol gösterme yerine ceza kesiyor.
Tavuk firmalarına operasyon konusunda da ikiye bölündük; bir kısmı coşkuyla alkışlıyor ve hızını alamayıp piyasadaki bazı marketleri hedef gösteriyor. Bir kısmı da kayyım atamanın sorunu çözmeyeceğini izah etmeye çalışıyor.
Otomatik hale geldi neredeyse; her meselede toplum ortadan ikiye, bazen üçe bölünüyor ve kimse kimseyi dinlemeden konuşuyor. Herkes kendi mezhebine, anlayışına göre hüküm veriyor; mahkum ediyor, infaz ediyor, linç ediyor. Sokakta ergenler, sanal alemde neredeyse herkes bu modda.
Kişilerin malını müsadere etmenin İslam hukukunda yeri varmış. Fakat her el koymada tek tek fetva alınıyor mu bilmiyorum. Böyle olsa bile "Müftü fetva verse de sen kalbine danış" hadisi şerifi var. İnce ve hassas konular elbette. Bilenlerin konuşması lazım.
@senolgokner Bunlar büyük iddialar; en azından resmi raporlar veya mahkeme kararı filan olması lazım. Yoksa herkes önüne gelene bu tür iddialarda bulunabilir.
@alibabacan Görebildiğim kadarıyla toplumun büyük bir bölümü, zararı kendine dokunmadıkça yapılan eylemin hukuki veya İslâmî usullere uyup uymadığına bakmıyor. Kendine, çevresine, tarikatına, cemaatine veya partisine faydası varsa sonuna kadar destekliyor.
İki şeyden bıktım:
Birincisi, emekli maaşının bulunduğu bankanın kredi teklifi. Başka bütün banka hesaplarını kapattım. Ben kredi alsam o borcu nasıl ödeyeceğim?
İkincisi de, eski adıyla Twitter, yeni adıyla X'in 'Mavi Tık' teklifinden. X'in bana ne faydası var? Vaktini harcıyor.
Bir vatandaş teklif ediyor: Madem bütün tavuk firmalarına kayyım atandı; hepsi AK Tavuk adı altında birleştirilsin, sonra da Et Balık Kurumuna bağlansın! Bana saçma bir fikir gibi geldi ama bakarsınız benzeri bir uygulama gelebilir.
Önceki gün İstanbul'da Bahçelievler Belediye Başkanının Suriye uyruklu bir esnafa yaptığı denetim gündem oldu ve Başkanın tavrı hayli tartışıldı. Bugün neredeyse bütün tavuk şirketlerine kayyım atanmış. Yurtdışı sermayenin davet edildiği bir dönemde bu da ilginç olmuş!
Siyasetten herhangi bir beklentim olmadığını ve ümidimi kestiğimi belirtmiştim. Fakat acımasız mücadelenin ülkenin geleceğine zarar vereceğine dair kanaatim var. İktidar hırsı tarihte kardeşi kardeşe düşman etmiş, baba ile oğulun arasını açmıştır. Zararı çevrelerine dokunmuştur.
Ömer Muhtar'la Şeyh Senusi'nin arası açılsa da çok şiddetli bir mücadele olmamıştır. İki taraf da birbirine gönül koymakla sınırlı kalmıştır. Fakat Şeyh Şamil'le yardımcısı Hacı Murad'ın fikir ayrılığı düşmanlık derecesine varmıştır. Hacı Murad kaçmış fakat iş bitmemiştir.