Sizden bir ricam olabilir mi?! Filistin hakkında konuşmayı bırakmayın lütfen... Algoritmayı bozmak için nokta bırakın.
Destek için takip etmeyi unutmayın. 💔🇵🇸
İsrail askerleri, Batı Şeria'da bir Filistinli genci annesinin yardım çığlıkları arasında bayılana kadar dövdü.🇵🇸💔
Bunu normalleştirmeyin ,
Bunu paylaşmaktan vazgeçmeyin.
🚨 Katil İsrail militanları Filistinli ailenin evini yıktılar ve sonra çocuklarını kaçırdılar.
✍️Gazze'ye Bayram Gelmedi😥
🆘 #LookAtPalestine
🇵🇸(Filistin'e Bakın)
Meu conterrâneo e compatriota, o médico brasileiro Cássio Pellegrini, está compartilhando o raio-x que comprova a fratura de uma de suas costelas após agressões sofridas sob custódia de soldados israelenses.
Chega a ser absurdo que as vítimas tenham de expor exames médicos e documentos pessoais para convencer parte da opinião pública de que a violência ocorreu. Essas provas estavam sendo preservadas para as ações judiciais e procedimentos que vêm sendo preparados contra o Estado de Israel pelas violações cometidas. Ainda assim, diante das tentativas de negar ou minimizar os fatos, muitos sobreviventes estão se vendo obrigados a divulgar evidências que jamais deveriam precisar tornar públicas.
Estamos falando de um médico brasileiro que retornou com uma costela quebrada após ser agredido. Não se trata de boatos, especulações ou relatos anônimos. Trata-se de lesões documentadas, constatadas por exames médicos.
O fato de vítimas precisarem publicar seus próprios raios-x para que suas denúncias sejam levadas a sério já diz muito sobre o nível de desumanização e descrédito que enfrentam. Mas os fatos continuam aparecendo. E as evidências continuam se acumulando.
تم الكشف عن إحدى أكثر المشاهد رعباً في تاريخ البشرية. فيديو يظهر أشخاصًا يحاولون إنقاذ رجل جريح ونقله إلى المستشفى؛ فقصفتهم إسرائيل جميعًا وقتلتهم بصاروخ. فيديو يجب أن لا ينساه العالم أبدًا.
⚠️Sensitive Content ⚠️
🚨BREAKING : Critically injured infants and children continue arriving at hospitals after intense Israeli airstrikes across Gaza last night and into today.
⚠️Sensitive Content ⚠️
🚨BREAKING: A 10 year old Palestinian child is fighting for his life after surviving an Israeli airstrike that killed his father in Gaza, He suffered severe facial injuries and a critical brain injury.
Documented by Dr. Jamal Salha - Gaza
Ben bu bayram kendi çocuklarıma “başka yere gidiyorum” dedim…Oğlum Emre, İstanbul’da.
Zannediyor ki Kurban Bayramı’nı kızımın yanında, Ankara’da geçireceğim.
Kızım Elif ise Ankara’da nöbet listesine takılmış.
O da sanıyor ki ben Emre’ye gidiyorum.
Gerçek?
Bugün bayramın birinci günü. Saat 13.05.
79 yaşında bir adamım…
Ve Denizli’deki eski apartmanımda, tek kişilik bir bayram sofrası kurdum.
Benim adım Hüseyin.
Sümerbank’ta 42 yıl tezgâh başında çalıştım.
Ömrüm iş arasında, ekmek kuyruğunda, çocuk büyütmekte geçti.
Ama en çok…
Bayram sabahlarının o kalabalık, neşeli hâlini özlüyorum.
Hanımım Nermin altı yıldır yok.
Altı yıldır bayramlar eksik.
Reçeli kendi yapar, pideyi fırından getirir, mutfağı komutan gibi yönetirdi.
Ev nefes alırdı.
Şimdi?
Sessizlik duvarlara çarpıp geri dönüyor.
Bayramdan bir hafta önce kendi kendime dedim ki:
“Emre’nin işi yoğun, çocuklar küçük…
Elif nöbette…
Torunlara yol çektirmeyeyim.
Ben giderim işte… bana da hava değişimi olur.”
Ama gerçek cümle şuydu:
“Ben babayım… yük olmam.”
Telefon ettiklerinde hep aynı şeyi söyledim:
“Ben size gelirim ya… bana da gezi olur.”
Onlar da sandı ki ben gerçekten gezmek istiyorum.
Oysa sadece kimseyi yormak istemiyordum…
Bayramdan üç gün önce Emre aradı:
“Baba trafik felaket. Çocuklar kırgın. Elif’te kalırsın değil mi?”
“Elbette oğlum…”
Ardından Elif aradı:
“Baba nöbetteyim… Ama sen zaten Emre’lere gidiyorsun değil mi?”
“Tabii kızım… merak etme.”
İkisinin de içi rahatladı.
Benim içim biraz daha boşaldı.
Bizde babalar “yalnızım” diyemez.
Biz “iyiyim” deriz… kırılırken bile.
Bayram sabahı
Ezanla uyandım.
Çay demledim.
Sessizlik ağırdı.
Nermin’in porselen şekerliği geldi aklıma.
Dolabın en üstünde.
Sandalye çektim…
Artık 30 değilim.
Elimi uzatırken sandalye kaydı.
Sırtüstü yere düştüm.
Nefesim kesildi.
Şekerlik paramparça oldu.
Aklımdan geçen tek şey:
“Ya beni bir iki gün sonra bulurlarsa?”
Yirmi dakika öyle yattım.
Zor kalktım.
Bir tabak pilav, bir parça kavurma koydum.
Tek kişilik bayram sofrası.
Öğleden sonra görüntülü arama:
“Baba! Elif’lerde misin? Masayı göster!”
Kamera tam boş masayı çekti.
Tek tabak.
Tek bardak.
Elif yayına girdi.
“Baba… yalnız mısın?”
Bir şey diyemedim.
Emre’nin sesi geldi arkadan:
“Toplanıyoruz! Babam yalnız bayram yapmış!”
Ekran kapandı.
Ertesi sabah…
Apartmanın önünde iki araba.
Pijamalı torunlar…
Üzerinde hâlâ hastane forması olan gözleri dou Elif…
Kapıyı açtım.
“Baba affet bizi…”
“Nasıl anlamadık…”
Torunlar bacaklarıma sarıldı.
Mutfak bir anda bayrama döndü:
– Elif’in aldığı sıcak pide
– Emre’nin eşinin hazırladığı sarma
– Torunların “babaannemin tarifi” diye getirdiği kurabiyeler
Ev bir anda kalabalık, sıcak, yaşayan bir eve dönüştü.
Bu bayram…
Hayatımın en iyi bayramıydı.
Ve anladım ki:
Biz anne-babalar “yalnızım” demeyiz.
Biz “iyiyim” deriz… dağılırken bile.
Eğer annen-baban “Merak etmeyin, ben iyiyim,” diyorsa:
Bir daha arayın.
Bir daha sorun.
Gidin.
Bir gün…
“Keşke” dememek için.
“Türkiye’de yalnız yaşayan yaşlıların çoğu, reklam veya dolandırıcılık amaçlı telefonla arandığında bile heyecanla açıyor…
‘Evlat arıyor sandım’ diye.
Telefon kapanınca… odanın sessizliği iki kat ağır geliyor.”
“Allah’ım…
Kimseyi bayram günü yalnız sofraya oturtma.
Kapısı çalınmayan evlere bir ses,
Telefonu çalmayan yüreklere bir nefes gönder.
Amin.”
Bu hikayelerin her yıl binlercesi yaşanıyor hepsi mutlu son ile bitmiyor.