Ani zenginleşme bu nerde görsem tanırım. Zaaart diye zenginleşen anadolu köylüsünün parası bol estetik algısı ise sıfır olur. Ondan böyle camış camış şeyleri çeker getirirler en pahalısı neyse o iyi zannederler.
Türkiye Cumhuriyeti haritasını 5'e bölseler "vardır bir bildikleri" diyecek kadar cahil, bağnaz veya kanını ve ruhunu 1 aylık maaşa satmış bir kitleyle karşı karşıyayız.
✏️Ak parti grup başkan vekili Abdullah Güler’in az önce açıkladığı 12 maddelik SÜREÇ YASA TEKLİFİ’nin en önemli maddesi; “bu süreçte görev alanların ileride kanuni hiçbir takibata uğratılmayacakların” ifade eden 10. Maddedir.
📌Bu kadar korkuyorsanız niye bu işlere giriştiniz?
Sabah akşam “CHP’li belediyeler hırsız” diye bağırıyorsunuz. Madem hırsızlar, neden partinize katınca alkışlıyorsunuz? Yok hırsız değillerse, o zaman yıllardır attığınız iftiraların hesabını kim verecek?
Düşkün. Fırıldak. Adından utan.
Oy isterken, çarşı pazar gezip Ekrem İmamoğlu'nun yol arkadaşıyım diyordun.
Tuzla Halkı yüzüne tükürecek Eren Ali Bingöl.
Üsküdar Belediye Başkanımız Sinem Dedetaş hakkında yürütülen süreci üzüntüyle takip ediyoruz.
Davet edilse ifade vermeye gidecek bir belediye başkanının, sabaha karşı gerçekleştirilen bir operasyonla gözaltına alınması; hukuk devleti anlayışı, ölçülülük ilkesi ve kamu vicdanı açısından ciddi soru işaretleri doğurmaktadır.
Temennimiz; sürecin hukuk devleti ilkelerine uygun, adil ve şeffaf şekilde yürütülmesi, Sinem Dedetaş'ın en kısa sürede görevine ve hemşehrilerine kavuşmasıdır.
@sdedetas
Yıllar geçecek. Kitaplar yazılacak. Tv programları yapılacak. Arka arkaya itiraflar, utanç beyanları, ispiyonlamalar gelecek.
Dönemin kişileri; belgesel tadındaki programlarda, siyah bir fonun önünde, bel çekim planlarda anlatacaklar “gerçekte” olanı, biteni.
Anlatıcı eski muktedirin gözleri sahte gözyaşlarıyla dolmaya başlayınca, yakın çekime geçecek yönetmen.
Onlar pişmanlıklarını bir bir sıralayacaklar; en yakınlarını bile sanki gazozuna ilaç atmışlar gibi suçlayacaklar.
“Ben aslında karşı çıkmak istedim ama… Dinletemedim. Beni şöyle tehdit etti. O var ya O…
Çocuklarım var benim… Öyle zorladılar ki…”
Bunlardan bazıları yurtdışından yazacak, konuşacak. “Kandırılmış (!)” olacaklar.
Utanmadıklarını unuttukları için büyük olasılıkla yine utanmayacaklar.
Bugünün güçlüleri, yarının acizleri olabilir. Güçlüler ile acizler hep yer değiştirir.
O yüzden “adalet” şimdi, hemen, herkes için gerekli!
Melih Gökçek hakkında, örneğin.
20 tane evi olan, bu evlerle yeni ev almaya devam edip fiyatları yukarı fırlatarak canını dişine takarak çalışan insanların 1 tane bile daire alamamasını sağlayan bir düzen çünkü bu.
Kanser ilacı stoklayabilir misin kar için? Stoklayamazsın, yasa var buna karşı. Barınmada? Yok.
Ekliyorum, mevzu utanmazlıkta. Bu hayatı devamlı kendinden utanarak, elalem ne der diye düşünerek geçirirsen hayatı kendine zehir edersin. O utangaçlık bi kırılsın, yaşam adeta level atlıyor.
@varank Nasıl işine gelir değil mi varank , bu harami düzen ,hesapsız , sorgusuz ,sualsiz devam etse , hiçbiriniz yargılanmadan, hesap vermeden çocuklarınız için gözünüz arkada kalmadan vadeniz keyif içinde dolsa ,yağma yok varank . Ekrem de, siz de , hepiniz için hesap var.
Machiavelli, Prens'te insanların doğası gereği nankör, dönek ve çıkarcı olduğunu yazar. Böyle bir dünyada eski bir borcu herkesin gözü önünde ödemek saf iyilik değil, akıllıca bir hamledir. Nankör damgası yemezsin, itibarın büyür.
Bu tip jestler iki işi birden görür. Sadık bir adamı yanında tutar ve herkese "bu adama yapılan iyilik karşılıksız kalmaz" mesajını verir.
Hikayeyi duyan herkes, ona yardım etmenin iyi bir yatırım olduğunu farkında bile olmadan zihnine kaydeder. Machiavelli'ye göre erdemli görünmek, çoğu zaman erdemli olmaktan daha işlevseldir.
Hikayede herkesin atladığı bir de ilk cümle var. "Çocukken maddi zorluk yaşayan bir kişi." Adler'e göre insanı geçmişin nedenleri itmez, geleceğin amacı çeker.
Kirasını ustasının ödediği o çocuk, o günden beri bir aşağılık duygusunun içindeydi ve o borcu kapatarak o duygudan kurtuldu. "Artık o eski fakir çocuk yok, artık veren el benim.". Bu bir teşekkür değildi, bir ilandı.
Aşağılık duygusuyla başlayan yay, üstünlük çabasıyla tamamlandı. Çocukken ustasından gördüğü cömertliği, büyüyünce ustasına iade etti.
"Peki samimiyet mi, hesapçılık mı?" Adler'e göre bu soru yanlış kurulmuş. İnsan bölünmez bir bütündür; bilinç de bilinçdışı da aynı amaca hizmet eder.
İçten gelen minnet ile akıllıca yapılan itibar yatırımı, aynı hedefe doğru tek bir harekettir.
Peki o zaman amaçsız iyilik yok mu? Hayır, amaçsız davranış yoktur, sadece amacın farkında olunmaz. Öyle gösterilir, itiraf edilmez, bazen insan kendi bile bilmez aslında bir amacının olduğunu.
Peki iyilik veya borç ödemek bile bir amaçtan beslenmeye ihtiyaç duyuyorsa sağlıklı mıdır yoksa sağlıksız mı?
Adler bu çabaya amaç başkalarını da kapsıyorsa sağlıklıdır der. Burada kapsıyor, usta kazandı, hikayeyi duyanlar "iyilik ödüllendirilir" dersini aldı. Çocuk aşağılık duygusundan kurtuldu.
Kişilik psikolojisindeki "Makyavelizm" (manipülasyon, ahlaka kayıtsızlık, duygusuzluk) ise Machiavelli'nin adına yapıştırılmış bir karikatürdür.
Machiavelli kötülüğü öğütlemedi; herkesin yaşadığı ama kimsenin söylemediği gerçeği yazdı. Adler de aynı gerçeğin öbür yüzünü ekledi, insan amaçsız hiçbir şey yapmaz.