Goebbels bugün yaşasaydı, propaganda literatürüne yeni bir bölüm eklemesine gerek kalmazdı. Televizyonu açar, Fenerbahçe medyasını izler ve muhtemelen tek bir cümleyle yetinirdi:
“Biz amatörmüşüz.”
Çünkü burada yapılan şey gazetecilik değil; sistemli bir algı mühendisliği. Gerçeği aramak zahmetli, iftira ise zahmetsiz. Hele bir de arkanızda köpürtmeye hazır kalemler varsa…
Mert Hakan Yandaş, şike ve bahis suçlarından cezaevindeyken Fenerbahçe kaptanıydı. TFF mi? Derin bir sessizlik. Sportif ceza? Yok. Öte yandan Eren Elmalı bahis oynadı, ceza aldı. Peki manşetler ne dedi? Sanki bahis bataklığının merkezi Galatasaray’mış gibi bir kurgu servis edildi. Gerçekler küçük ayrıntılardı; algı ise manşetlikti.
Eski ikinci başkanları ve mevcut başkanları yasa dışı bahis nedeniyle ceza almışken, Galatasaray’ın tek kuruş bile almadığı, üstelik TFF onayıyla yaptığı sponsorluk sözleşmesi “yasa dışı bahis” yaftasıyla sunuldu. Hukuk mu? Onay mı? Önemsiz detaylar. Önemli olan çamurun tutması.
Bir ara “sarı saçla doping yapılıyor” gibi akıl ve bilimle bağını koparmış iddialar ortalıkta dolaşıyordu. Aynı çevreler, eski oyuncularının kendi ağızlarıyla yaptığı doping itirafları karşısında ise üç maymunu oynadı. Görmedik, duymadık, yazmadık. Çünkü gerçekleri yazmaktansa, hayalleri satmak daha çok para ediyor.
Zaha transferi üzerinden “çift sözleşme” diye ortalık ayağa kaldırıldı. Fakat Kerem Aktürkoğlu’nun 40–50 milyon avroluk maliyetinin Dubai’deki bir şirkete havale edilerek finansal limitlerin esnetildiği haberi ise buhar oldu, konuşan kimse yok. Demek ki bazı dosyalar, bakılınca yok oluyordu.
TFF başkanının açık tehditleri hiç yaşanmamış gibi davranıldı. Ama Galatasaray’a gelince, saldırıların “haklı gerekçeleri” olduğuna dair uzun uzun nutuklar atıldı. Hukuk terazisi, nedense hep aynı yöne eğildi.
İşin zirvesi ise dün Fenerbahçe Başkanı Steven Saadettin Saran’ın, Türkiye gündemindeki bir soruşturma kapsamında gözaltına alınması. Olay, gerçek bağlamından koparıldı; sanki perde arkasında Galatasaray varmış gibi sunuldu. Çünkü her hikâyenin hazır bir günah keçisi olmalıydı.
Yöntem basit, ezberlenmiş ve defalarca uygulanmış:
Önce iftira at.
Sonra manşetle köpürt.
Ardından, gerçeği eğip bükmeye gönüllü gazetecilerle savun.
Bu kadar kötü niyetli pratiği bir arada tutmak zordur. Ama belli ki bu adamlar yıllar içinde bunu kurumsal refleks hâline getirmiştir. Adına da hâlâ “spor medyası” demekte ısrar ediyorlar.
Ama şundan emin olun saltanatınızın bitmesine az kaldı. Baronlarınız, krallarınız, müdürleriniz yavaş yavaş yerlerini kaybedecekler ve siz yok olacaksınız.
@1907_Plus Aziz Yıldırım öncesi ve Aziz Yıldırım. Döneminde ne diye transfer etmeye uğraştınız o zaman? Hemde kaç kere. Sizi tercih etseydi ne yazacaktın?
@ahmetercanlar Yapıyı da iliştirmiş sona :) Gs'yi rezil edecek dediniz. Mourinho ikinci sezonda açılıyor,başarılı oluyor dediniz Eylül olmadı adamı gönderdiniz. Fb ekonomisi 20 milyondan 6 ya Şikrinyarı düşürüyor peki Kerem de nerede bu ekonomi? 60 Milyon Fb ye maliyeti.
@Fenereditor Yıllardır mabadınızdan uydurdugunuz hikayelere kendinizi inandırıp ondan sonra bu durumdan kendinize mağduriyet çıkarıyorsunuz. Gercekten iflah olmaz bir pronoya :)
@ahmetkonanc Yahu buradan Osimhene teklif yapalım, alalım diye bastıran sen değil misin? Fb teklif yapmadı mı Napoli'ye? Fb hangi parayla yaptı? Hangi parayla 15 verdin maximene? Hangi parayla 100 küsür topcuya gömdün paraları? Üstelik 7 yılda sadece 1 Türkiye Kupası varken.
@Alkolikyorumlar Geriye donup bakildiginda olacak olan o haksiz yere ittirmeyle oldugunuz ikincilikleriniz olur anca. :) yazik camianin sozde kanaat onderi dedikleri bu iste