Yavuz Çetin’in Bodrum Beyaz Ev Kayıtları Yayımlandı!
Yavuz Çetin’in Bodrum kayıtları Groovie Studio London etiketiyle yayımlandı. Söz konusu albüm Yavuz Çetin’in bir dönem Bodrum Beyaz Ev’de çaldığı şarkılardan oluşuyor. 7 şarkıdan oluşan albüm toplamda 27 dakika uzunluğunda ve tüm dijital platformlarda yayında.
https://t.co/XSDc3w7wo8
yaşadığım hüznü tarif etmem mümkün değil. sohbetine tanık olmak, yaşantımın en harika anılarından biri olacak hep. bıraktığım tüm hazineler için sonsuz teşekkürler Bela Tarr💙
“Ben film yıldızı değilim, ben bir aktrisim.”
Vivien Leigh
Kazandığı Oscar heykelciklerinden birini, banyo kapısında durdurucu (stopper) olarak kullanırdı.😊
En büyük sinema oyuncularından biri kabul edilmesine rağmen sadece 19 filmde oynamıştır.
Vivien Leigh aslında bir tiyatro deviydi. RADA (Royal Academy of Dramatic Art) mezunudur, daha ilk oyunuyla dikkatleri üstüne topladı.
Laurence Olivier, Peter Brook ve Noël Coward gibi efsane tiyatro yönetmenleriyle çalıştı.
Kariyeri boyunca oynadığı 20 küsur oyunun çoğu 50 kezden fazla sahnelendi, 100’den fazla sahnelenen 5 oyunu var.
Kleopatra, Leydi Macbeth, Tatiana ve Blanche DuBois yorumları, bazı uzmanlarca 20. yüzyılın en iyi sahne performansları arasında gösterilir.
Ama onu benim gözümde devleştiren başka bir özelliğidir.
Vivien Leigh 1937-38 yıllarından ölene dek bipolar bozukluk (o zamanki tanı adı “manik depresif”) hastasıydı. 1940’larda başka bir sağlık sorunu ortaya çıktı, o zaman anlamadılar ama yıllar sonra tüberküloz (verem) tanısını konacaktı. Akciğerleri yavaş yavaş çöküyordu, yıllarca ilaç kullandı, hayatı boyunca yorgun ve bitkin bir hâldeydi. Sonunda veremden ölecekti.
Leigh 1944’te düşük yaptıktan sonra ilk ciddi manik atağını geçirdi ve bipolar bozukluğu ilerledi, 1948 ve ‘50’de iki büyük kriz daha geçirdi.
1950 sonunda durum vahim bir hâl aldı. Henüz lityum tedavisi ve antipiskotikler bilinmediği için 1951’den itibaren ara ara Şok Tedavisi (Electroconvulsive Therapy, ECT) uygulandı, hani şu Guguk Kuşu filminde Jack Nicholson’a zorla yapılan işkencevari uygulama.
Vivien Leigh ilk başlarda şok tedavisini aşağılayıcı ve korkunç bulduğu için kocası Laurence Olivier’e yalvarıyordu, beni o tedaviye götürme diye.
Yıllar sonra kendi isteğiyle ECT alacaktı, çünkü başından beri ona iyi geliyordu.
1953-58 arası krizler sıklaştı, 1956’da ikinci düşüğünü yapmıştı. 1961’e kadar ECT’ye devam etti.
Dikkat buyurun, her şok tedavisi birkaç haftaya yayılan 6 ila 12 kürden oluşuyor ve anestezi gerektiriyordu. Vivien Leigh bazen sabah uyutulup tedavi aldığı günün akşamında sahneye çıkıyordu ve iki sayfa tutan (40-60 satır) monologları vardı.
Olivier, Coward ve Gielgud gibi tanıklar, bu süreçte Leigh’in repliklerinde tek bir kez bile hata yapmadığını söylerler. Hep mükemmel oynamış. Yıllarca!
Sık sık şok terapisi uygulanan ilaç bağımlısı bir veremli için insanüstü bir dirayet, olağanüstü bir gövde gösterisi.
Leigh’in mücadelesi bence hayranlık uyandırıcı.
Vivien Leigh 31 yıl içinde 2.000’den fazla kez sahneye çıktı, yurt içi ve yurt dışında turnelere katıldı.
1963’te TONY ödülüne layık görüldü, 20’yi aşkın tiyatro ödülü vardır.
Vivien Leigh’in ilk aşkı her zaman tiyatroydu ama sinemada da harikalar yarattı. Oyunculuk dalında Oscar kazanan ilk İngiliz aktristir, BAFTA kazanan ilk aktristir. İki Oscar kazanan ilk İngiliz aktris de odur.
Filmlerinin çoğu harikadır.
Üstelik bunları başarırken günden güne kötüleşen veremle ve hayatını cehenneme çeviren bipolar bozuklukla mücadele ediyordu. Vivien Leigh 1967 yılında öldüğünde sadece 53 yaşındaydı.
Sevdiğim filmleri:
• Gone with the Wind (Rüzgâr Gibi Geçti, 1940)
Leigh’in ilk Oscarı’nı kazandığı film.
• Waterloo Bridge (1940)
Vivien Leigh’in tüm filmleri içinde en sevdiği buymuş.
• That Hamilton Woman (1941)
Winston Churchill’in favori filmi buymuş.
• Caesar and Cleopatra (1945)
Çekimler sırasında hamile olduğunu öğrenen Vivien Leigh rol icabı zor bir hareket yaparken maalesef çocuğunu düşürdü, sağlık açısından çöküşünü başlatan filmdir.
• Anna Karenina (1948)
• A Streetcar Named Desire (Arzu Tramvayı, 1953)
Leigh’in bu filmdeki Blanche DuBois performansı için “gelmiş geçmiş en iyi aktris performansı budur” diyen olursa itiraz etmem.
• The Roman Spring of Mrs. Stone (1961)
Tennesse Williams, oyunlarından uyarlanan filmler içinde en çok bunu beğeniyormuş.
• Ship of Fools (Aptallar Gemisi, 1965)
Ordu’da çöplükten kuş cennetine dönüşen alanı korumak ve sesimizi duyurmak için desteklerinizi bekliyoruz.
Daha çok insana ulaşmak ve kamuoyu oluşturmak gerçekten çok mühim.
Artık Boğaziçi Üniversitesi yurtlarında çamaşırlarımızı para vererek yıkamak zorundayız.Bu utanç @MNaciinci'nindir. İnsanca koşullar altında yaşamak istiyoruz bu kabul edilebilir bir uygulama değildir!
Robert Redford'ın ölümü vesilesiyle şu bilgiyi paylaşayım, bilmeyenler vardır belki:
Redford, meşhur Butch Cassidy and the Sundance Kid filminde oynadığı Sundance karakterinin isminden esinle seksenlerin başında Sundance Enstitüsü'nü kuruyor.
Enstitünün hedefi genç ve bağımsız yönetmenlere, senaristlere ve sanatçılara destek vermek.
Ünlü Sundance Film Festivali de bu enstitünün eseri ve şimdi filmlerine bayilarak izlediğimiz birçok yönetmen çıkışlarını bu festival ve dolaylı yoldan Redford sayesinde yapmış.
Toprağı bol olsun. Sadece -hep anıldığı üzere- yetenekli ve yakışıklı bir oyuncu değil ABD'de bağımsız sinemanın en büyük destekçilerindendi.