Bugün yayınlanan Resmi Gazete ile kamu malı olan köprü ve otoyolların işletmesi 30 yıllığına satışa çıkarıldı. Bu özelleştirme adeta para basan bu kamu işletmelerinin gelecekte elde edecekleri gelirlerin bugün peşin olarak, daha ucuza tahsil edilmesini sağlayacak. Satılan şey vatandaşların geleceği. Bu düzenlemenin geri çekilmesini talep ediyor, tüm vatandaşları buna karşı ses çıkartmaya davet ediyoruz. #KöprülereDokunma
Türkiye’de hukuk güvenliği tümüyle ortadan kalktı. Ortada bir fiyat karteli varsa Rekabet Kurumu baskınını yapar, soruşturmasını yürütür, cezasını keser. Savcılık eliyle soruşturma açıp şirketlere el koymak sahra altı afrika ülkelerinde bile görülmeyecek bir uygulama.
Dünyada paradigma değişiyor, doğru. Değişen paradigma, ABD'nin yegane hegemon olduğu tek kutuplu bir düzenden başta Çin olmak üzere yeni bölgesel ve küresel hegemonların ortaya çıktığı çok kutuplu bir düzene geçişi gösteriyor.
Ve bu süreçte ulus devletler güçleniyor. 1990'lı yılların "Ulus devlet çağı sona eriyor" hülyası sona erdi. Ulus devletin ne kadar hayati öneme sahip olduğu daha da iyi anlaşılır oldu.
Bütün bu paradigma değişiminin Tayyip Erdoğan'ın bugün yapmaya çalıştığı Türkiye'yi lübnanlaştırma ve bir cumhuriyet olmaktan çıkarma haliyle bağlantısı nedir? Yanıt verelim, hiçbir bağlantısı yoktur. Tam aksine, paradigma Tayyip Erdoğan'ın yıkmaya çalıştığı güçlü ulus devlet kavramını dayatıyor. Paradigma iç barışı dayatıyor.
Değişen paradigma tek adam rejimini, demokrasinin rafa kaldırılmasını, hele hele bir saltanat rejimini asla dayatmıyor. AKPliler geçtiğimiz hükümetin PKK ile masaya oturmasını "Konjonktür" diye gerekçelendirmeye çalıştılar. En sonunda Suriye Ordusu eliyle Suriye'nin kuzeyindeki YPG "zor kullanılarak" dize getirildi. "Konjonktür" PKK ile masaya oturmayı değil, YPG'yi silah zoruyla dizginlemeyi gerektiriyordu. Zaten netice de bu oldu. Şimdi de paradigma tek adam rejimini değil, tam aksine güçlü bir ulus devlet demokrasisini gerektiriyor.
Hürriyet Partisi ana muhalefet partisi olsa ve partimize kayyum atanmış olsa değil Koç Grubu, allame-i cihan olsa fark etmez bu darbeye ses çıkarmayan kimsenin davetine icabet etmeyiz, darbenin mensuplarıyla bir araya gelmeyiz. Vaktimizi darbeyle mücadeleye ayırırız. Bizi kendinizle karıştırmayın.
Güney Kore'de muhalefet askerlerin kuşattığı meclise 15 metrelik çitlere tırmanarak girdi, halkı da askerlere karşı meclise çağırdı. Muhalefet bunun yerine K-Pop açıp dans ederek "Sonraki seçimler bizde" deseydi şu an G. Kore sıkıyönetimle yönetiliyordu.
Mahkeme aracılığıyla YSK’nın 2,5 yıl önce tasdiklediği kongrenin iptal edilmesi ve ana muhalefet partisine karşı mutlak butlan ataması yapılması, idari hukukumuzda ve siyasi tarihimizde emsali olmayan bir gelişmedir. Bu karar geçerli olursa artık her partinin yönetimini mahkemeler belirleyebilir. 1946’dan beri kör topal devam eden seçimli sistemimizde bunun bir örneği yok.
Karardan bu yana bazı gazeteci, yorumcu ve siyasetçilerin CHP’nin meşru genel başkanı Özgür Özel’e iki yanlış öneri sunduğunu görüyorum:
1) CHP’den ayrılıp yeni parti kurarak İYİP gibi mücadele edin.
2) Kılıçdaroğlu ile uzlaşıp ya da imza toplayıp olağanüstü kurultaya gidin.
Bu iki yoldan hangisi seçilirse seçilsin CHP, muhalefet ve ülkedeki seçimli sistem kaybeder. Mevziyi kaybeden bu demokratik mücadeleyi de kaybeder.
Ana muhalefet partisinin yargı eliyle dizayn edilmesi kararını tanımıyoruz. Hürriyet Partisi olarak Kemal Kılıçdaroğlu yönetimini hiçbir koşulda meşru görmüyoruz, bu yönetimi tanımıyoruz, bu yönetimle hiçbir ilişki kurmayacağız.
CHP Kurultayı hakkında verilen "mutlak butlan" kararı, Türk siyasi tarihine geçecek kara bir lekedir. Ana muhalefet partisinin yönetimini yargı eliyle değiştirme teşebbüsü, en baskıcı rejimlerde dahi görülmeyen bir uygulamadır. İktidara gelirken meydanları "milli irade" nidalarıyla inletenler, vesayete karşı mücadele edeceklerini söyleyenler bugün demokrasiyi rafa kaldırmaya teşebbüs ediyorlar.
Bu hazin manzara karşısında elimizdeki tüm imkanlarla demokrasimizi ve cumhuriyetimizi savunmak her Türk vatandaşının vazifesidir.
Hürriyet Partisi olarak bu mücadeleyi vereceğimizi, CHP'ye kayyum olarak atanan Kemal Kılıçdaroğlu yönetimini meşru görmediğimizi, Kılıçdaroğlu yönetimini hiçbir koşulda tanımayacağımızı, bu yönetimle hiçbir ilişki kurmayacağımızı ilan ediyoruz. Tüm siyasi partileri bu yönetimi tanımamaya ve bunu ilan etmeye davet ediyoruz.