Bu arada bir şey diyeyim mi, misal köy yapımı diye yediğiniz pekmezler falan inanılmaz HMF (Hidroksimetilfurfural) içerir. Evde yaptığınız reçeller de ciddi sıkıntılı.
Bu işler için instagramda paylaşım yapayım yakın zamanda burada da atarım çünkü orada manipüle edilen milyonlarca insan var.
Kısa bilgi gece uzatmayayım. Evde şekeri çok yoğun koyduğunuz ve kaynattığınız yüksek ısı verdiğiniz çoğu şey ciddi anlamda zararlıdır. Şeker özellikle proteinlerle birlikte yüksek ısıda beklerse ciddi sitotoksik maddeler salgılıyor. HMF (Hidroksimetilfurfural) konusuna dikkat edin.
Bekmez yi diyen, ev yapımı çiftlik yapımı reçel bu diye size şekerli mal satan organikçi dayılar söylemez bunları. Çoğunun balı da aşırı kaynamış şerbetten HMF doludur.
Evinin temizliği konusunda saplantı derecesinde hassas olan bir milletin çevreyi kirletmek konusunda hiçbir endişesinin olmamasını nasıl açıklamak lazım
Tiktokta Melisa ile aynı sınıfa gitmiş ve gösterilen fotoğraflarda da olan bir sınıf arkadaşı da konuyla ilgili bir TikTok videosu atmış melisanın dediklerini doğruluyor bakalım neler görücez daha
KAMUOYUNA...
Hakkımda başlatılan soruşturma ve gözaltı sürecinde stres, zihin ve beden yorgunluğu altında sarfettiğim bazı sözlerin ciddi bir yanlış anlaşılmaya yol açtığını ve bunun da her zaman olduğu gibi birtakım art niyetli kişiler tarafından çarpıtılarak istismar edildiğini üzülerek ve esefle takip ediyorum.
Hakkımda kamuoyunda dolaştırılan birtakım ağır suçlamalar, özellikle uyuşturucu kullanma gibi itibarsızlaştırıcı ithamlar (ki hayatımın büyük bir kısmı uyuşturucu ile mücadeleyle geçtiği; özellikle de üniversiteli gençlerimizi bu beladan korumak için bütün çabaları sürdürmeme rağmen) diğer yandan incitici gelişmelerin ağır etkisi altında sinirle sarfettiğim sözlerden sanki terörist Apo'yu savunduğum gibi tamamen aksi bir anlaşılma çıkması benim açımdan kabul edilemez bir durumdur.
Böyle bir durum benim 50 yıllık geçmişime, inanç ve değerlerime, herkesin yakından bildiği şahsiyetim ve değişmez duruşuma tamamen zıt bir durum olur ki, bundan da Allah'a sığınırım.
Böylesi yanlış anlaşılmaya yol açan ifadelerimden dolayı öncelikle şehit ve gazi ailelerimizden, kamuoyundan ve bütün dost ve kardeşlerimden özür dilediğimi belirtmek istiyorum.
Ülkemizin ve milletimizin huzuru, barış, güvenlik ve terörsüz Türkiye geleceği adına tüm partilerimiz tarafından atılan bütün adımları desteklemekle birlikte, milletimizin tertemiz vicdanında terörist başı olan katil bir kişiye ömrüm boyunca asla olumlu bakmadığımı ve onların hepsini İlahi adalete havale ettiğimi bir kez daha bütün kamuoyuna beyan ediyor, onurlu bir şekilde adalet ve hakkaniyetin yanında duran tüm dostlara, milli duruş sahibi herkese selam, saygı ve sevgilerimi sunuyorum.
Hep söyledik hep söylüyoruz;
BİRLİK VE BERABERLİK İÇERİSİNDE TEK TÜRKİYE!
Çocuk bakılmıyordu. Çocuk kendi kendine büyüyen bir şeydi. Çocuğa çocuk emanet ediliyordu. Benim dayım emekleme çağındayken teyzeme bırakılıyor. Teyzem de ondan birkaç yaş büyük. Anneannem dediğiniz gibi iş peşinde. Teyzemi biri çağırıyor gidiyor çocuk. Dayım emekleyerek çıkıp dışarıdaki su oluğunun içine giriyor. Mevsim kış, su buz gibi . Ne kadar kaldı belli değil. Bir adam görüp çıkarıyor. Sonra ateşli hastalık geçiriyor dayım. O günden beri işitme engelli. Şimdi karın işe dalıp çocuğunun başına bir iş getirse naparsın? Eski analar gibi yaptı oysa.
Anlatır köydeki yaşlı kadınlar, bulamaç deriz un şeker su karışımından mama yapıyorlarmış. Beşiğin üstüne tülbentin içine asıyorlar. Çocuk akşama kadar emiyor oradan. O çocuk ağlar, ağlamayı geçtim mesela boğazına kaçıp ölebilir. Şimdi farkediyorlar bunu. Ne yapacaksın kızım iş vardı, gitmezsen ne yiyeceksin diyorlar. Hiçbir anne memnun değil bundan.
Eskiden köyde çocukluk mu var? 5-6 yaşında hayvan peşine koşuluyor. Çocuklar geçimin devamı için araç.
Eskiden çocuk değeri yok. İnsan değeri yok. Ölmüşsün kalmışsın, sakat kalmışsın yok. Benim babam 12 yaşında İstanbul'a gelip çalışmaya başlıyor. Göndersene oğlunu 12 yaşında başka şehre? Babannem çok doğurmuş ama böyle doğrulur. 12 yaşında büyüyor çocuk. Doğrulur yani ne var.
Akşam işten geldiğinde 2 yaşında çocuğunu sokakta yalnız gör bakalım eşine ne diyorsun? 6 yaşında kızına iş yaptırsın kızarak bakalım ne tepki veriyorsun?
Şimdi çocuklar çok önemli. Kırk tane endişeyle yaşıyoruz. İyi bir hayat yaşasın istiyoruz. Anne babasını iyi bilsin istiyoruz. Bu yüzden kaygılarımız var ve işimiz zorlaşıyor. Bir komşumuz vardı. Bir sürü çocuğu vardı. Hiçbirini 3.sınıftsn sonra okutmamış. Hepsi girmiş işe para getiriyor. Adam 40 yaşında emekli etmişti kendini, boş boş geziyordu. Çocuklar çalışıp getiriyor nasılsa. Bu rahatlıkta olsak herkes doğurur.
İyi anne olalım, çocuğa iyi bakalım, yara açmayalım, iyi çocukluğu iyi geleceği olsun diye düşünüyoruz. Bu kadar düşününce de zor bazı şeyler.
Bir de eklemek isterim ki kadınların seçme hakkı yoktu. Korunma vs yoktu. Beşiği sırtıma bağlar tarlaya giderdim diyor. Durup dinlenme yok. Kendi canının değeri de yok. Hangisi seçerdi bunu?
Şimdi siz hiç eski anaları dinlemediğiniz için sevgili Musa atıp tutmak kolay. O analar hep kızlarına dert yandı ve travmalarının acısını daha çok kızları çekti. Bizler hem yaralarımızı sarmak, hem çocukta yara açmamak hem de içimizdeki yetersizlik hissiyle boğuşmak zorunda kalıyoruz. Bu da tüketiyor. O çocuğu hiç bırakamamak tüketiyor.
Eleştirilecek şeyler vardır ama eskilerin anneliğini överek değil.
Okul yönetimini tebrik ediyorum. Üniversiteler etçil hayvan besleme barınağı, öğrencilerimiz kedi köpek çobanı değildir. Seven kamuya açık alanda değil, çipletip tertemiz evinde bakacak, medeniyete alışacak.
#sosyalçürüme#kampüstebaşıboşolmaz
This is free advice from an expensive psychologist.
If you're an anxious person, do everything for fun. Go to a job interview for fun. Submit documents for fun. Start a blog for fun. Anxiety feeds on importance. Don't make everything a matter of life and death.