Sevmiyorum, zorunda mıyım? Türkü hor gören, kan deposu ve vergi olarak gören, aşşağılayan, saraydan ve ticaretten dışlayan, yerleşik hayata geçireceğim vergi alacağım diye yaylamı, düzenimi bozan bir sitemi niye seveyim. Ne yapmış Anadolu’ya Osmanlı’n, En çok yatırım yaptığı eser bıraktığı bölge neresi? Vergi aldığı bölgeşere bak bakalım kimin donuna kadar göz dikmiş? Ulan Anadolu’dan İstanbul’a pasaportla,şahsi kefaletle girip kendinizi Osmanlı’nın torunu sanmanız da ayrı bir uyuşmuşluk. Araplara ve Avrupalılara tanınan imtiyazlara bak bakalım neymiş?
Ben Osmanlıyı sevmem, bana göre Türk devleti değildir. Cihan imparatorluğudur, büyük bir devlettir. Sistemlidir özüne bakarsan Türk devleti değil Roma devletinin devamıdır.
Malatya’da Ermenice yasak mı? Lan bu kadar Ermeni var memlekette, okuduğu okulundan kilisesine kadar var. Neyin mağdurusun. Yetti artık, herkes mağdur memlekette. Usandık ağlayıp zırlamanızdan. Seni dövdüler diye ben niye barışayım Ermenistan’la. İstiyorlar ki ülke olarak herkese boyun eğelim neden beyim mutlu olacak.
Lan döndük dolaştık suçlu olduk yine iyi mi😂😂😂 dayağı Malatya’da yemedin, sana Malatya’da sövülmedi, Türkiye’de Ermenice konuştun diye dayak yemedin hala dayak yediğin yere değil bize sallıyorsun. Atalar boşa dememiş “ceylan sikildiği çayırda otlar, sikildiği çayırı özler” Bize dediğin gibi bu Ermenilerde ırkçı desene bşr adam diyelim. Çocuğuna ilk okulda nefret öğretiyor desene.
Anayasa değişikliği teklifi için gereken sayı 200 diye hatırlıyorum. Kabul aşamasında ise asıl önemli olan 360 ve 400 oy sınırları.
Eğer teklif Meclis’te 360 ile 399 oy arasında kabul edilirse Cumhurbaşkanına gelir. Bu durumda ya geri gönderir ya da referanduma sunar. Doğrudan onaylayıp yürürlüğe koyamaz. Dolayısıyla bu ihtimalde vatandaşın önüne gitmesi neredeyse kaçınılmazdır.
İkinci ihtimal ise teklifin 400 ve üzeri oy almasıdır. Bu durumda yine Cumhurbaşkanına gelir. Bu kez ister onaylar ve yürürlüğe girer, isterse “Bu kadar önemli bir konuda vatandaş da sözünü söylesin” diyerek referanduma götürür. Yani burada referandum zorunlu değil, tercihe bağlıdır.
Görünen o ki anayasa değişikliği tartışmaları önümüzdeki dönemde devam edecek. Ancak hangi maddelerin değişeceği, nasıl bir metin ortaya çıkacağı ve gerekli çoğunluğun bulunup bulunamayacağı henüz belli değil.
İdamın kaldırılması, zinanın suç olmaktan çıkarılması, halkı silahlı isyana teşvik suçuna ilişkin düzenlemeler, İstanbul Sözleşmesi süreci, başkanlık sistemi gibi geçmişte toplumun tamamını etkileyen büyük değişiklikleri düşündüğümüzde bu konuda dikkatli davranılması gerektiği açık. Bakalım süreç bizi nereye götürecek, göreceğiz. Olmaz dediğimiz herşeyi full-HD izledik şükür.
Anayasa değişikliği teklifi için gereken sayı 200 diye hatırlıyorum. Kabul aşamasında ise asıl önemli olan 360 ve 400 oy sınırları.
Eğer teklif Meclis’te 360 ile 399 oy arasında kabul edilirse Cumhurbaşkanına gelir. Bu durumda ya geri gönderir ya da referanduma sunar. Doğrudan onaylayıp yürürlüğe koyamaz. Dolayısıyla bu ihtimalde vatandaşın önüne gitmesi neredeyse kaçınılmazdır.
İkinci ihtimal ise teklifin 400 ve üzeri oy almasıdır. Bu durumda yine Cumhurbaşkanına gelir. Bu kez ister onaylar ve yürürlüğe girer, isterse “Bu kadar önemli bir konuda vatandaş da sözünü söylesin” diyerek referanduma götürür. Yani burada referandum zorunlu değil, tercihe bağlıdır.
Görünen o ki anayasa değişikliği tartışmaları önümüzdeki dönemde devam edecek. Ancak hangi maddelerin değişeceği, nasıl bir metin ortaya çıkacağı ve gerekli çoğunluğun bulunup bulunamayacağı henüz belli değil.
İdamın kaldırılması, zinanın suç olmaktan çıkarılması, halkı silahlı isyana teşvik suçuna ilişkin düzenlemeler, İstanbul Sözleşmesi süreci, başkanlık sistemi gibi geçmişte toplumun tamamını etkileyen büyük değişiklikleri düşündüğümüzde bu konuda dikkatli davranılması gerektiği açık. Bakalım süreç bizi nereye götürecek, göreceğiz. Olmaz dediğimiz herşeyi full-HD izledik şükür.
@avemreyasar Kanunda açık, kimliğini söyleme, sicil işte bak orada ne diyor. Alsın seni götürsün karakola, oradan parmak izine, uğraş dur. 4/A bu nerede kardeşim?
Bu Kanun ve diğer kanunların verdiği görevlerin yerine getirilmesi sırasında, polis tarafından gerekli işlemler için durdurulan kişiler ve araçlarla ilgili hükümler saklıdır.
Polis, görevini yerine getirirken, kendisinin polis olduğunu belirleyen belgeyi gösterdikten sonra, kişilere kimliğini sorabilir. Bu kişilere kimliğini ispatlamaları hususunda gerekli kolaylık gösterilir.
Belgesinin bulunmaması, açıklamada bulunmaktan kaçınması veya gerçeğe aykırı beyanda bulunması dolayısıyla ya da sair surette kimliği belirlenemeyen kişi tutularak durumdan derhal Cumhuriyet savcısı haberdar edilir. Bu kişi, kimliği açık bir şekilde anlaşılıncaya kadar gözaltına alınır ve gerekirse tutuklanır. Gözaltına ve tutuklamaya karar verme yetkisi ve usûlü bakımından 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu hükümleri uygulanır. https://t.co/soFmRNovFK den alınmıştır. Nerede sicilini sorabilirsin veya alabilirsin yazıyor? Kanun orada hadi göster.
@gokceekatuun Tamam Cem memurdanda alırız onlarda perişan olsun. Cengiz abiciğinin “bu milletin” diye başlayan sözünü yere düşürme. Kötü sözü bile arı, edebi olan hak eder. Tükürsem boşa sövsem boşa…
Oldukça sakin ve soğuk kanlı bir şekilde karşılarım. Şikayetçi olmam. Bırakırım biraz rahatlasın. Kıvama gelince elbet uygun pozisyonda çöker alırım. Öldür diye yalvarır. Öldürmem ama yaşıyorum da diyemez. öldürüp veya yakalanıp itin köpeğin cezası yatılmaz. Ahirete kalacaksa alsın kendi eliyle götürsün bende kalmasın. Adalete kalacaksa benden sonra alsın imam götürsün.
Aman ha gitmeyin, emekli olmayın memleket bir nefes almasın. Bu hırs memleketi yedi bitirdi. En yaşlı siyaset sahnesi bizde. Lafa gelince gençler de gençler. Anlayamıyorum biz çile çektik kavga verdik acı çektik okey. Gençlerde aynısını yaşasın kafası nedir. Soğuk savaş kafası iktidar, iktidar ortağı, muhalefet, terörist parti kim varsa hepsinde aman ölünce koltukla gömelim kalkmayın, yerinize biri yetişmesin.
Birçok insan bugün olaylara kavganın içinden bakıyor. Duygusal bakıyor, duygusal tepki veriyor. Ama gözden kaçan iki büyük mesele var.
Birincisi şu:
Yıllardır süren AKP-CHP kavgası bu ülkenin gerçek sorunlarının üstünü örttü.
Deprem oldu unuttuk.
Yangın oldu unuttuk.
Ekonomi çöktü alıştık.
Yolsuzluk iddiaları geldi geçti.
Yanlış politikalar normalleşti.
Çünkü siyaset sürekli yeni bir kavga üretti. Muhalefet de çoğu zaman iktidarın açtığı gündemin peşinden gitti. Millet ikiye bölündü; yarısı “bizimkiler” diyerek sustu, diğer yarısı “aman karşı taraf kazanmasın” diyerek her şeyi kabullendi.
Böyle böyle birçok şeyi kaybettik.
En çok da normal tepki verme yeteneğimizi.
İkinci mesele ise siyasette tecrübeyi küçümsemek.
Erdoğan yıllarca davalarla, siyasi yasaklarla, parti kapatma süreçleriyle mücadele ederek büyüdü. Kılıçdaroğlu da aynı sistemin içinde yıllarca mücadele etti. Bu insanlar siyasetin acemisi değil.
Asıl soru şu:
Gerçekten bu yapıların önceliği millet mi, yoksa siyasi dengeyi korumak mı?
Bugün yaşanan her büyük kriz dönüp dolaşıp halka patlıyor. Ekonomik yük vatandaşa biniyor, siyasi faturayı da yine millet ödüyor.
Ve insan ister istemez şunu soruyor:
Bu milletin emeği sizin siyasi satranç oyunlarınızdan daha mı değersiz?
İktidar “her şey kontrol altında” diyor. Muhalefet ise yıllardır gerçek bir alternatif olmayı başaramıyor. Her kriz yeni bir başlangıç yerine yeni bir hayal kırıklığına dönüşüyor.
Ama bu millet sanıldığı kadar hissiz değil. Anadolu insanı taraf tutar ama vicdansız değildir. Açık bir haksızlığı sonsuza kadar alkışlamaz.
Çünkü insanlar artık taraf olmak değil, yaşamak istiyor.
Türkiye bu filmi daha önce gördü. Bugün çok güçlü görünen partiler de bir gün siyasetin tozlu raflarına kalkacak. Çünkü halkın sabrı sonsuz değil.
Bu ülkenin yeni bir siyasi dile ihtiyacı var. Daha az slogan atan, daha çok sorumluluk alan bir dile.
Kim milletin vicdanına yaslanırsa, geleceği o kuracak.
Çünkü insanlar artık kavga izlemekten yoruldu.
Türkiye artık sadece iktidar-muhalefet kavgası izlemekten yoruldu. İnsanlar geçim derdiyle, adalet arayışıyla, gelecek kaygısıyla uğraşırken siyaset hâlâ eski hesaplaşmaların içinde dönüp duruyor.
Belki de artık kabul edilmesi gereken gerçek şu:
Soğuk savaş dönemi siyaset dili bu ülkeye nefes olmuyor. Aynı isimler, aynı kavgalar, aynı kutuplaşma yıllardır ülkeyi ileri taşımadı.
CHP içinde gerçekten halkı düşünen, vicdan sahibi insanlar varsa enerjilerini eski yapıyı geri almaya çalışarak tüketmemeli. Sürekli parti içi savaşlarla kan kaybetmek yerine milletin derdini merkeze koyan yeni bir birliktelik oluşturulmalı.
Çünkü mesele artık bir partiyi kurtarma meselesi değil, ülkenin geleceği meselesi.
İnsanlar slogan değil samimiyet arıyor.
Koltuk savaşı değil çözüm görmek istiyor.
Bu yüzden halkı önceleyen muhalif kesimler ortak akılda birleşmeli. Yeni bir siyasi dil kurulmalı. Daha sakin, daha gerçekçi, daha vicdanlı bir yol açılmalı.
Çünkü bu millet artık kavga izlemek istemiyor.
Nefes almak, huzur görmek ve geleceğe güvenmek istiyor.
#ButlanKararı #Ekonomi #CHP #AKP #ÖzgürÖzel #KemalKılıçdaroğlu #MehmetŞimşek #Türkiye