Müdürenin hangi üniversite mezunu olduğunu, ataması ne zaman yapıldı, formasyon aldı mı? Öğrenemedik. Bir şekilde konu hızla gündemden düştü.
Paylaşın dostlar lütfen
Bırakın şimdi Kemal Kılıçdaroğlu’nu falan! Bu olayın yeri yerinden oynatması lazımdı! Görün bakın atılan iftiralar, insanların hayatını nasıl karartıyor:
— Şimdi arkadaşlar İBB davasında bir tane parayı yakalayamadılar ya yolsuzlukla ilgili yani hiçbir delil yok para yoksa delil yok zaten. Milyar dolar bunlar yolsuzluk yaptı diyorsunuz para nerede? Buharlaşmaz ki para yani ya da böyle yakılmaz ki bir yerde bulursunuz onu.
— Şimdi bunun olmadığına bazıları da ikna olmuş demişler ki “ya bu para olmalı yani” demişler ve Erhan Karaal'ı kaçırmışlar.
— Meğer bundan kaçırılmış adam. Adamı alıp götürmüşler kafasını kapatmışlar. En son bir yere götürmüşler, bir yere kapatmışlar adamı.
Ve adama sürekli şunu söylemişler.
"Sen Kültür AŞ’desin sizde 300 kilo altın varmış, 300 kilo altını ver…" (Timur Soykan)
Arkadaşlar iddianame boş olunca efsaneler de böyle büyüyor o ülkedeki yeraltı dünyası da bunları gerçek zannediyor!
Kılıçdaroğlu, Sözcü TV'deki yayında "Bir parti bir belediyeden para isteyemez. Para istediğiniz anda o belediye başkanına ‘git rüşvet al’ demektir bu" ifadelerini kullanmıştı.
Kılıçdaroğlu'nun genel başkan yardımcısı olarak atadığı Cemal Canpolat'ın CHP İstanbul İl Başkanı iken belediye başkanlarından 8,5 milyon TL istediğini anlattığı görüntüler ortaya çıktı.
Kılıçdaroğlu'nun yardımcısı Cemal Canpolat'ın 2023'te yaptığı konuşmada "10 milyon TL'lik bilet bastık ve dağıttık, bunun 8,5 milyon TL'sini bu belediye başkanları vermedi, bunlardan bir tanesi de Sevgili Ekrem Başkan'dı, 1,5 milyon TL borcu var, biletin parasını vermeyenlerden birisi" dediği görüldü.
Kemal Kılıçdaroğlu, SÖZCÜ TV'deki yayında, "Bir parti bir belediyeden para isteyemez. Para istediğiniz anda o belediye başkanına 'git rüşvet al' demektir bu" ifadelerini kullanmıştı.
Bu açıklamanın ardından, Kılıçdaroğlu'nun genel başkan yardımcısı olarak görevlendirdiği Cemal Canpolat'ın, CHP İstanbul İl Başkanı olduğu dönemde belediye başkanlarından para talep edildiğini anlattığı görüntüler yeniden gündeme geldi.
Canpolat'ın 2023 yılında yaptığı konuşmada, "10 milyon TL'lik bilet bastık ve dağıttık. Bunun 8,5 milyon TL'sini belediye başkanları vermedi. Bunlardan biri de sevgili Ekrem Başkan'dı. 1,5 milyon TL borcu var, biletin parasını vermeyenlerden birisi" ifadelerini kullandığı görüldü.
Biliyorum, çok kızgın ve öfkelisiniz. Öfkenin diri tutulması mücadele açısından bir yere kadar önemlidir. Ancak öfkenin de kontrol altına alınması ve mücadeleye asla zarar vermemesi gereklidir. Bu nedenle Genel Başkanımız Özgür Özel'den bir çağrı gelmedikçe Parti üyeliklerinizi asla sonlandırmayın. Kağıt üstünde de olsa Parti üyeliğinizin devam etmesi önemli. Siyaset her zaman tek yollu ve tek seçenekli yürümez. Bu süreçten hep birlikte yan yana, omuz omuza durarak çıkacağız ve iktidar olacağız.
Deniz Zeyrek (Kemal Kılıçdaroğlu'nun "Bir parti belediyeden para isteyemez. Para alınıyorsa bu rüşvettir." sözleri hk):
"Siz, 'Aldım diyene inanacaksın. Karşı taraf istediği kadar almadım, desin' diyorsun."
"Başkaları için hukuksuzca cümleler kurarken farkında olmadan kendinizi kendi ayağınızdan vuruyorsunuz."
"Siz 'Verdim, diyenin ifadesi benim için yeterlidir' diyorsunuz ya... Biz de o zaman Ünal Erzen'in söylediklerine yeterli mi diyeceğiz?"
"Ne yaptınız bugünün 270 milyon lirasını?"
"Televizyon falan da kurulmadı."
Nerede okuduğu belli olmayan , nasıl öğretmen ve nasıl müdür olduğu şüpheli olan, uyguladığı mobbing, baskı, hatta tokat atmaya kadar varan eylemleriyle densizleşen sözde okul müdürünün, babası intihar eden kızın ailesine söylediği söze bakın:
"Kızınıza sahip çıksaydınız!"
Arkadaşlar, bu kadını sürekli ifşa edelim, gündemden düşürmeyelim!
Deniz Zeyrek'ten şok iddia:
"Kılıçdaroğlu, TV kurmak için Erdoğan Toprak ile birlikte CHP'li belediye başkanlarından para toplamış.
Eski Belediye Başkanı Ünal Erzen, oğlunun düğün takılarını bozdurup vermiş. Sizin mantığınıza göre, adam verdim diyor."
Fatih Altaylı, milli takıma villa vereceğini söyleyen İbrahim Hacıosmanoğlu’na seslendi:
▪️ “Bodrum’da 4000 tane villa yapıyorum. Milli takım oyuncularına birer tane hediye edeceğim.” demek kolay ama insanın aklına bazı sorular geliyor.
▪️ Bodrum’da 4000 villayı nereye yapıyor, bunu merak ettim.
▪️ Birine villa hediye edecek kadar büyük bir servetin varsa, o serveti elde ederken ne kadar vergi ödediğini de açıklayabilmen gerekir.
▪️ Sayın Hacıosmanoğlu çıkıp, “Ben şu işleri yaptım, geçen sene şu kadar vergi ödedim, kazancım budur.” desin.
▪️ Çünkü milli takımdaki 22 futbolcuya villa hediye etmek ciddi bir maliyet demektir; bunun arkasında da ciddi bir kazanç ve ciddi bir vergi yükümlülüğü olması gerekir.
▪️ Bir anlatsın bana.
CHP’nin seçilmiş lideri Özgür Özel, yurttaşları BirGün’e abone olmaya çağırdı
“BirGün gazetesi ülkenin en zor zamanında demokrasiden yana taraf oldu”
“BirGün’e abone olun, gördüğünüz her yerde destek verin”
“BirGün, bir gün demokraside de yayınlanacak”
https://t.co/FI1S5jnOw7
BABAMA...
“14 yaşında düştüm yola, gurbete, köyde anne yok, baba yok ne yapacaktım? Köyden Zara'ya yürüdük" der, anlatırdı babam.
"Kulaksız Çöpçüler Koğuşu’nun orada 20 kişi bir evde kalırdık. Gündüzcüler kalkar, gececiler yatardı ama yataklar hiç boş kalmazdı. Araba falan nerede, koşarak giderdik işe… Sonra, Maksim'de bulaşıkçılık yaptım, taksicilik yaptım, sonra askere gittim" derdi.
Askerlik anıları hem babam için hem Türkiye siyasi tarihi için bir tanıklıktı. Şöyle anlatırdı: “Deniz'i, Yusuf'u, Hüseyin'i idam eden mahkeme hakiminin şoförüydüm. Komutanı bırakır kapı arasından dinlerdim duruşmaları. Gelir giderken Deniz'i izlerdim. Koç yiğitti, boylu posluydu, aslan gibiydi. Annesiyle babası gelir tel örgülerin orada otururdu, izler üzülürdüm. Bir gün yanlarına gittim gizlice, ellerini öptüm, ‘Ben hakimin şoförüyüm’ dedim. Ana, 'Hakim ne diyor evladım bizim çocuklar için?' diye sordu. Ben de, ‘Bir şey der mi bana anacığım’ dedim ve boynum bükük ayrıldım yanlarından’ der, titreyen sesiyle anlatırdı o günleri.
Askerden gelip, Beyoğlu Belediyesi'nde şoför olarak işe girmiş babam. Çöp kamyonu kullanır, sokak sokak gezermiş Beyoğlu'nda. Her gün gittiği sokaklardan birinde çöpünü aldıkları evlerden birinde bir kız görmüş, sevmiş ve böyle evlenmişler annemle...
Üç kardeştik, çocuktuk, babamız evde olmazdı çoğunlukla, sabah 5'te kalkar belediye işine gider, öğleden sonra 3’te taksiye çıkar, gece 12’de eve gelir yatardı. Yatmadan teybe bir kaset koyar; ya Papur, ya Aşık Gülabi dinler, öyle yatardı. Belki de tek keyfiydi o.
Sadece Pazar günleri görürdük babamı. Öyle yoğun çalıştı yıllarca, ekmek aslanın ağzında derdi.
Ablam, abim, ben okuyalım diye her fedakarlığı yapardı, yemez yedirir, giymez giydirir derler ya, o fedakarlıkla, 'Yeter ki okusun çocuklar' derdi. Belki de yaşamadığı çocukluğunu, görmediği mevkileri, çalışarak geçen gençliğinin, yitip giden yıllarının, ezilmişliğinin bedeli olarak çocukları, bizler, güzel yerlerde olalım, okuyalım istiyordu.
Babam; artık büyüdük, evlendik, gelinlerin, damadın oldu, 7 torunun oldu.
Oğlun, o çöp kamyonunun direksiyonunda ter döktüğün, sokaklarını arşınladığın, Beyoğlu'na başkan oldu sayende. Her işçiye baktığımda sen aklıma geldin, seni gördüm gözlerinde, evlidirler, evlerinde onlar da evlat sahibidirler, belki de geleceğin başkanlarını yetiştiriyorlar diye düşünür, sana duyduğum saygıyı, sevgiyi gösterirdim tüm işçi kardeşlerime.
Senden öğrendim ben, “Emek en yüce değerdir” demeyi.
Başkan oldum, çok çalıştım baba, şimdi yolum düştü mahpusa. Cezaevine girdiğimde dimdik ayaktaydın, arabanı kullanır, Örnektepe’ye kahveye giderdin. Ama ilk açık görüşümde tekerlekli sandalyeyle getirdiler ya seni, o an dünya başıma yıkıldı. Sen bizim dağımızdın, kaç yaşında olursak olalım, mevkimiz ne olursa olsun gölgene sığındığımız çınardın.
O an sen beni mahpus, ben seni hasta görünce ağladık, sarıldık ya gitmiyor aklımdan. Erkekler ağlamaz derler, oysa bal gibi ağlarmış işte...
Bu Babalar Günü kapını çalamayacağım, elini öpüp sarılamayacağım ama biliyorum ki yol arkadaşlarım, dostlarım, eşim ve kızlarım çalacak kapını, onlarca İnan Güney öpecek elini.
Üzülme dayan babam, elbet bu günler geçecek ve ben kapını çalıp elini öpeceğim, gölgene sığınacak, sarılacağım ve mutluluk gözyaşları dökeceğiz.
O güne kadar, özgür günlerde kucaklaşana kadar kal sağlıcakla babam. Hani bir türkü dinlerdin ya hep; "Ben yanarım yavrum sana, yavrum yanar yavrusuna" derdi; biliyorum sen bana, ben yavrularıma yanarım hücrede.
Bu Babalar Günü sen evladından, ben evlatlarımdan ayrıyım baba…
Ne sana ne bana kutlu olmayacak ama kutlayacağımız, güleceğimiz, sarılacağımız daha nice Babalar Günü’ne olan inancım tam. Ellerinden öpüyorum, elbet bugünler geçer, zulüm son bulur, yeter ki sen sağlıklı ol, var ol babam.
Sağlıcakla kal… Oğlun İnan Güney Silivri Zindanı
Kayyum Kemal’in kaybettiği seçimler; sıralı tam liste. Paylaşın, paylaştırın. Butlancıların gözüne sokun ki bir seçim daha kaybettirme gafletine düşmesin!
Vay vay vay şuna bakın.
Atanmış CHP Genel Başkan Yardımcısı Berhan Şimşek skandal açıklamalarda bulunuyor:
“— Ne ben, ne Barış bey, ne Gürsel bey ne de bir başkası hain.
— Ekrem İmamoğlu’nu ve bu adamları 13-15 yıl kendi yanında tutan Kemal bey kendisine hainlik yapmıştır!..”
Alenen Kılıçdaroğlu’na “hain” diyorlar ve bunu Gürsel Tekin de alkışlıyor.
Size bir şey söyleyeyim mi? Sabah akşam yağcılık yapan bu herifler var ya Kılıçdaroğlu’nu zerre kadar sevmiyorlar!
Ve göreceksiniz ilk fırsatta Kılıçdaroğlu’nu yine bunlar satacaklar!
Eyy Butlancılar!
2017 Referandumu iptali için açtığım davada dedi ki Ankara 33. As Hk. Mhk.
"Anayasanın, Yasama bölümünün "Seçimlerin genel yönetim ve denetimi" başlıklı 79. maddesinde; Yüksek Seçim Kurulunun kararları aleyhine başka bir mercie başvurulamaz.".
Hadi bakalım!
açıkçası bu durum oldukça şaşırtıcı ve açıklama gerektirir.
sözcü tv’deki programda kılıçdaroğlu, merdan yanardağ’a isnat edilen suçlamanın neye dayandığını ve akabinde tutuklandığını bilmediğini söyledi.
üstelik buna inanmamızı bekliyor, anlaşılan o ki!
oysa dosyamızda yer alan unsurlar ve özellikle tele1’deki kılıçdaroğlu’nun konuk olduğu o programın iddianameye nasıl dahil edildiği kamuya açık biçimde ortadayken, bunu yok sayarak farklı bir anlatım kurması ciddi bir çarpıtma izlenimi doğurmaktadır.
aylardır konuşulan ve ilk celsesi mayıs ayında yapılmış olan dosyamızda; kılıçdaroğlu’nun tele1’de konuk olduğu o programının “casusluk” iddiasına yegane dayanak yapılması ve bunun iddianamede ayrıntılı şekilde yer bulması, basit bir yorum farkıyla açıklanabilecek bir durum değildir.
bu noktada mesele şüphesiz bilgi eksikliği değil, bilinen olguların görmezden gelinerek kamuoyuna farklı bir çerçeve sunulmasıdır.
bunun da siyasi bir tercih olarak okunmaması mümkün değildir.
insan merak ediyor, tele1’e neden çöküldüğünü biliyor mu acaba kılıçdaroğlu?
ve 7 ay 24 gündür tutuklu olan #merdanyanardagaozgurluk