Kocaman harflerle yazalım:
KANDİLLER BİDATTİR!
Resûlullah sav şöyle buyurdu:
“Her sonradan çıkarılan şey bidattir, her bidat dalalettir ve her dalalet ateştedir.”
(Nesâî, 1578)
Mevlid tartışmasında İbn Hacer el-Askalânî’nin en dikkat çekici delili Âşûrâ hadisidir. Hz. Peygamber Mûsâ’nın kurtuluşuna şükür olarak tutulan orucu benimsemiştir. Buradan hareketle İbn Hacer belirli bir nimetin yıldönümünde Allah’a şükrün tekrar edilebileceğini Hz. Peygamber’in doğumunun ise bundan daha büyük bir nimet olduğunu söyler. Ancak mevlidi tilâvet, sadaka, ikram ve hayra teşvik gibi unsurlarla kayıtlar. İbn Teymiyye ise aynı meseleyi selefin yapmamış olması üzerinden eleştirir buna rağmen Hz. Peygamber sevgisiyle mevlid yapan kimsenin güzel niyeti sebebiyle ecir alabileceğini açıkça kabul eder.
1/
Hanefilere göre haberler 3'e ayrılır:
1. Mütevatir: Zaruri (kesin/kati) bilgi ifade eder.
2. Meşhur: Zannın en üst derecesi olan tuma'nîne ifade eder. (Cessâs'a göre nazari kati bilgi ifade eder.)
3. Haber-i Vâhid: Zann-ı galip ifade eder.
1/
Hanefilere göre haberler 3'e ayrılır:
1. Mütevatir: Zaruri (kesin/kati) bilgi ifade eder.
2. Meşhur: Zannın en üst derecesi olan tuma'nîne ifade eder. (Cessâs'a göre nazari kati bilgi ifade eder.)
3. Haber-i Vâhid: Zann-ı galip ifade eder.
1/
Hanefilere göre haberler 3'e ayrılır:
1. Mütevatir: Zaruri (kesin/kati) bilgi ifade eder.
2. Meşhur: Zannın en üst derecesi olan tuma'nîne ifade eder. (Cessâs'a göre nazari kati bilgi ifade eder.)
3. Haber-i Vâhid: Zann-ı galip ifade eder.
Buhari konusunda sanırım 5 yıllık kanaatim sabittir. Yeni bir şey yok. Hadis inkarcılarına belki 50 tane cevap videosu çekerken de aynı kanaati defalarca serdettim.
Kanaatim de Allahualem hem aklen doğru, hem de kesinlikle Hanefi ve Maliki’lerin görüşüdür. Maliki'lerin medine ehlinin amelini tercih etmesi de ahad hadisin zanni oluşuna dayanır.
Şafiilerin dahi görüşü Allahualem budur. Zira usul metinlerindeki mütevatir ahad ayrımı dahi ahadın kati olmamasına dayanır. Ahad ile tekfir ettirici akaid sabit olsa onun mütevatirden farkı kalmaz.
Her sahih haberi vahidin kati addedilmesine gelince İbn Hazm'dan(1040) evvel güçlü şekilde iddia edeni bilmiyorum. Sonrasında da bundan yana sıkça tenkid edilmiştir. Lazım gelirse boca ederiz.
Her Buhari Hadisinin kati delil olduğunu ise İbn Salah'tan(1240) evvel söyleyeni bilmiyorum. O da bununla tenkid edilmiştir. Lazım gelirse onu da boca ederiz.
“Buhari’deki her hadis ayet gibi katidir” anlamına gelen bu sözü reddetmek, ne keyfekeder hadis inkarcılığı yapın demektir ne de Buhari çöpe atılmalı demektir.
Zaten öyle derdim olsa deve idrarı hadisini filan savunmazdım. Hatta ben herhangi bir Buhari rivayetine zayıf demiş bile değilim. Böyle bir şeyi hiç konuşmadım. Buhari övdüğüm videom ise çoktur.
Buharideki her bir hadis tekfir ettirici bir akaid oluşturmaz. Böyle bir katiyyet sağlamaz. Akaid meselesinin akaid meselesi olmadığını söylemek de akaidi korumaktır. Zira insanlar bununla birbirini tekfir eder haricileşir.
Kendi kafanızda kurduğunuz “hadis inkarcılarına yarar” sözü de vehimden ibarettir. Hakikat olanın açığa çıkması İslama yarar. Hakikatı vehimle gizlemek hayır çıkarmaz. Zaten 2010’larda bu söylem yıllarca denendi ve ciddi bir mesafe de katettirmedi. Ehli sünnetin vehmi gerekçelerle şaz bir kaç kişinin görüşüne daraltılması da doğru değil.
He tüm bunları ilim konuştuğumuz varsayımı ile söylüyorum. Herkesi kastetmiyorum fakat bir kısım insan söylemediğim sözleri ağzıma koyuyor. Diğerleri gaza geliyor.
Lazım gelirse bununla ilgili burayı akli ve nakli delile boğarız, ki bence hiç gerek yok.