Başından sonuna kadar yalanla dolu bir anlatım! 15 Temmuz’da Genelkurmay 2’ci Başkanı olacaksınız, saatler öncesinden size istihbarat gelecek, ancak yetki ve sorumluluğunuzda olan hiç bir adımı atmayıp, kumpas planı kapsamında derdest edileceğiniz saati bekleyeceksiniz!!!
Genelkurmay Başkanlığı Karargahı’nın güvenliği 2’nci Başkan’ın sorumluluğu arasındadır! Öğle saatlerinde bir girişim ihbarı alındı ise; yapılacak ilk iş karargahın emniyetini sağlamak, yetkili tüm komutanları derhal görevlerinin başına çağırmak ve Genelkurmay Başkanı, Kuvvet Komutanları canlı yayına bağlanarak, komuta kademesinin böyle bir girişimin içinde olmadığını ilan etmektir! Birliklere de harekat yıldırım bir mesaj göndererek, kimsenin böyle bir girişime tevessül etmemesi gerektiğini emretmektir!
Bunların hiçbiri yapılmamıştır! Kimisi düğünde, kimisi makam odasında, kimisi otoparkta rolünü oynayacağı zamanı beklemiştir! Komuta kademesi 15 Temmuz gecesinin bir numaralı sorumlularıdır! Görevlerini yerine getirmemiştir! Ordusunu pusuya çekmişlerdir!
TSK’nin şerefli ve vatansever personeline “terörist” demek alçaklık ve hainliğin en büyüğüdür! Zira o personel canı pahasına ülkemizin menfaat ve çıkarlarını korumuş, terörizmle, haydutlarla, hırsızlarla, mafyalarla, çetelerle mücadele etmiş, şanlı bayrağımızı dünyanın dört bir tarafında dalgalandırmıştır!
Nitekim o personel tasfiye edildikten sonra ülkemizin getirildiği nokta ve her alanda çöküş; kendini kahraman diye tanıtan bu kumpasçıların gerçek yüzünü ortaya koymuştur! Donanım ve liyakatten uzak, tek marifeti kumpas kurmak olan bu ekip, Suriye krizini derinleştirmiş, milyonlarca kaçak göçmenin sınırlardan elini kolunu sallayarak girmesini sağlamış, askeri okulların, hastanelerin kapatılmasına göz yummuş, askeri arazilerin ranta açılmasına sessiz kalmış, yanlış planlamalar ile yüzlerce Mehmetçiğin Irak’ta, Suriye’de şehit düşmesine neden olmuş, daha da hazin olanı, 6 Şubat depreminde onbinlerce vatandaşımız enkaz altında donarak can verirken, askeri günlerce kışlada tutmuştur!
TSK bunların emrinde itibarını ve halkın güvenini kaybetmiş, makam arabasında insan kaçıran general, emrindeki askerlere tecavüz eden birlik komutanı, Kıbrıs’ta kaçakçılık yaparken yakalanan general, uyuşturucu baronları ile iş tutan asker haberleri ile kahraman ordumuza kapkara bir leke çalmışlardır!
O yüzden halkımız artık bunların yalanları ve masallarını bir kenara atıp hakikati dinlemelidir! Vicdanlarının sesi, gözlerinin gördüğü ve ülkemizin bunların eliyle düşürüldüğü enkaz haline bakıp, ona göre kararlarını vermelidir!
Hadi geçmiş olsun!
Sabah akşam sağa sola “fetö” diyen Özgür Özel ve yanındakiler Kılıçdaroğlu tarafından “fetöcü” ilan edildi!
Kanun, nizam, hak hukuk dinlemeden rejimin keyfi öyle istiyor diye birilerine terörist diyenler sonunda birbirlerine “terörist” demeye başladılar.
AİHM, ByLock kullanımı gerekçesiyle verilen cezalarda “kanunilik”, “adil yargılanma” ve “suçun şahsiliği” ilkelerinin ihlal edildiğine hükmetti.
Ağır böbrek hastası KHK’lı Mehmet Parlak ise ByLock kullandığı gerekçesiyle 4 yıldır cezaevinde tutuluyor.
MehmetParlak AcilTahliye
8 yıl önce Atatürk Havalimanı’ndan 45 kişiyi katleden IŞİD’ciler tahliye edildi.
46 kez ağırlaştırılmış müebbet hapis cezası alan katiller serbest bırakıldı;
...ama Silivri, tüm muhaliflerle dolu
Kimsenin yazmaya cesaret edemediği şeyi yazacağım. Kusura bakmayın ama bu ülkede Gökçek’in oğlu bugün hala pazar ziyareti yapıyorken, Bülent Arınç panel panel geziyorken, “dön bu hasret bitsin” diyenler ülkeyi yönetiyorken; beyin kanseri bulunan ve 2 kez ameliyat olmuş eski bir komedyenin tutuklanması hukuk da değildir, adalet de değildir.
100 binlerce Cemaat mensubunu gözaltına aldılar, ne arsızlık, ne hırsızlık çıktı kardeşim.
100 CHP’liyi aldılar neler neler çıktı.
AKP’liler daha beter. Cemaat bu topluma bir kaç gömlek büyükmüş
https://t.co/GVK3KyLb9c
ÜNLÜ KOMEDYEN ATALAY DEMİRCİ, TERS KELEPÇE YAPILARAK TUTUKLANDI
İstanbul Kartal’da 8 Mayıs’ta gözaltına alınan Atalay Demirci tutuklandı.
5 yıl ceza verilen Demirci, ‘terörist’ olmakla ‘suç’lanıyor.
Gerçek teröristlere yapamadıklarını masumlara yapıyorlar.
UTANMAZLAR
AİHM Büyük Dairesi
son kararıyla Türkiye yargısını, ceza yargılamasının temel ilkelerine ve anayasaya uymaya çağırdı.
Doğal ve doğru olan bu çağrıya uymak ve gerçekten
‘Hukuk Devleti’ olmaktır; içerde esenliğe ve dünyada saygınlığa kavuşmanın ön şartı ve güvencesi de budur.
“15 Temmuz darbe girişiminde kullanılan silahlar için; “Kayıp silahlar var, balistik raporları yok”benzeri çok şey söylendi. 10 yıl sonra ise Genelkurmay’da teslim edilen veya toplanan silahların balistik incelemesinin 15 Temmuz’dan 4 ay sonra yapıldığı, ancak bu raporların mahkemelere gönderilmediği ortaya çıktı.”
Başka söze gerek var mı? Balistik raporları saklıyorlar, Meclis Araştırma Komisyonu Raporunu yayınlatmıyorlar, mahkemelere ifade vermiyorlar! Yalan deliller, yalancı şahitler, sahte deliller, iftiralar, hukuksuz kararlar ile milyonlarca insanın hayatını karartıyorlar!
Bir kez daha görüyoruz ki; gerçekler ortaya çıktıkça; kahraman sanılanların hain, “hain” denilenlerin ise gerçek kahramanlar olduğu anlaşılıyor!
AİHM Büyük Dairesi
son kararıyla, AY 38 ve TCK 2’de yer alan “kimseye, işlendiği sırada kanunların suç saymadığı eylemlerden ceza verilemez” hükmünü yargımıza hatırlatmış oldu.
AİHM kararlarının kanun hükmünde olduğunu hatırlatmamıza da umarım artık gerek kalmaz. (AY 90/son).
AİHM’in bugün açıkladığı Şaban Yüksek ile ilgili ihlal kararında Belçikalı avukat Johan Heymans’ın büyük emeği var. Heymans, Strasbourg’ta 7 Mayıs 2025’te görülen ilk duruşmada, AİHM yargıçlarını korkmadan, cesurca eleştirmiş ve bu eleştirilerin dikkate alınacağını, Yasak lehine bir karar çıkacağını düşündüğünü söylemişti.🤲💚
https://t.co/2rerUPWFrI
AİHM Yasak kararı 17/25 Aralık milat saçmalığına da onay vermedi. Suç olmayan ve suç kastı içermeyen bir eylemin ne zaman ifa edildiğinin bir önemi olmadığı gerçeğini hatırlattı ve birilerinin keyfi olarak belirlediği tarihten önce/tarihten sonra ayırımını hukukun çöplüğüne gönderdi.
AİHM noktayı koydu: Yasal faaliyetlerden terör suçu çıkarılamaz.
AİHM, Gülen Hareketi bağlantılı yargılamalar için net bir çerçeve çizmiş.
- Geçmişte yasal olan eylemler sonradan suç sayılamaz!
- Banka, ByLock, iletişim kayıtları tek başına suç delili değildir!
- Kişinin şiddet amacını bilmesi ve isteyerek hareket etmesi somut olarak ispatlanmadan mahkumiyet verilemez!
Özetle binlerce dosya için emsal bir karar!
#AİHM #Hukuk #İnsanHakları
Birisi 15 Temmuz’da dürüst ve liyakatlı askerlerin tasfiyesi sonrası terfiler alıp, emekli edilir edilmez, CHP’de siyasete sokulan, hatta genel başkan yardımcısı yapılan Yankı Bağcıoğlu. Diğeri her cümlesinde “fetö” masalını geveleyen, Ergenekon-Balyoz ekibini öve öve bitiremeyen Barış Terkoğlu! Her ikisi de ülkeyi ve orduyu bu hale sokan zihniyetin önde gidenleri.
Ordu ve ülkeyi enkaza çevirdiler. Şimdi gelmişler, yok orduda liyakat bitmiş, yok kışlaya siyaset girmiş. Balkan Harbi’nden ders çıkarmak lazımmış! Gerçekten bu kadarına da pes! “Kuzuyu kurtla yiyip, çobanla ağlamanın” daniskası! Bu kadar da pişkinlik olmaz! Bu kadar da hem yapıp, hem de zeytinyağı gibi su yüzüne çıkılmaz!
Barış Terkoğlu’nun Mete Kuş rezaletine ilişkin makalesi, ordudaki enkazın, disiplin ve liyakatın nasıl yok olduğunun itirafı niteliğinde! Savunduğu Ergenekon- Balyoz ekininin orduya verdiği zararı tek tek itiraf etmiş.
Unutanlar için hatırlatayım. 15 Temmuz sonrası 50 binden fazla disiplinli, liyakatli, dürüst ve vatansever asker tasfiye edildi. 30-40 yıllık tecrübesi olan, ordunun harbe hazırlık durumunu daima en üst seviyede tutan komuta kademesi, Amiral ve Generaller, tutuklandı!
Ordunun başına da Ergenekon-Balyoz ekibi getirildi. Bu ekip de rütbe ve makam uğruna kışlaya siyaseti soktu! Dünyanın en disiplinli ordusunu dağıttı! 15 Temmuz sonrası zafer sarhoşluğu içinde attıkları bu gazete başlığı da, asla silemeyecekleri, örtbas edemeyecekleri kanıtı! Evet ordunun başına balyoz geldi, bir kaç yıl içinde de orduyu tüketti!
Somali’de bazı yetkililerle anlaşma yapılıyor.
Türkiye’den “hibe” adı altında gönderilen paranın bir kısmı bu kişilere pay olarak kalıyor; kalanıyla Selçuk Bayraktar’ın şirketlerinden büyük alımlar yapılıyor.
Böylece para ülkenin kasasından damadın şirketlerine aktarılıyor.
15 Temmuzdan sonra rütbeli askerlere ağır işkenceler yapıldı.
Avukat Selcen Bayun ifadesine göre, müvekkillerinin yazdığı işkenceler arasında, "kızgın asfalta oturtma", "kafalarının duvara vurulması sebebiyle başlarının yarılması", "atılan tekmeler nedeniyle kaburga kırıkları" bulunmaktadır.
SincanKadın Cezaevi
#FaaliyetRaporu #TaraftarSamandıraya
#AcilYapılandırma
Cübbeyi ve edilen sözleri gören, konuşmacıyı AYM değil, Diyanet İşleri Başkanı konuşuyor sanar! Ancak "kul hakkı" ve "haram lokma" üzerine verilen bu vaaz, bizzat başkanlık ettiği kurumun imza attığı hukuksuzluklarla tezat oluşturuyor. AİHM’in, meali "ülkenizde hukuk değil, orman kanunu uygulanıyor" demek olan ve şimdilik 1808 kişi hakkında verilen 7. madde ihlali ve aralarında en az 1.250’si hakim ve savcı olmak üzere 4 bine yakın kişinin haksız yere tutuklandığı tescillenmişken; bu kararları sanki başkası vermiş gibi hala bu konuşmaları yapması çok ilginçtir. Gerçek kul hakkı, temsil edilen makamın hakkını vererek hukuku düzgün işletmektir. Zira adaletin katledildiği bir yerde süslü cümleler etmek, vicdanlardaki yarayı kapatmaya yetmiyor!