Mehmet Amca ve Ayşe Teyze Neden 4 Kat Fazla Hac Parası Ödüyor? Part 2:
Dünkü yazımıza gösterdiğiniz muazzam teveccüh için hepinize yürekten teşekkür ederim. Demek ki bu mesele hepimizin ortak, kanayan yarasıymış.
Rakamlarla deşifre edeceğimiz inanç ekonomisinin kara kutusunu açmadan önce, gelen sorular üzerine birkaç hayati konuya açıklık getirmem gerekiyor:
-DDK vs. Sayıştay Denetimi: Diyanet Vakfı’nın Devlet Denetleme Kurulu (DDK) denetimine tabi olduğu söylenir. Doğrudur ancak DDK bir nevi "iç denetim" gibi çalışır. Raporları kamuoyuna ifşa edilmez, kurum içinde çözülmesi amacıyla kurgulanmıştır. Sayıştay ise devletin yargı erkinin, yani millet adına hesap soran bağımsız sacayağıdır. Raporları şeffaftır, kamusal ifşa içerir. İşte bu yüzden Sayıştay denetimi kritik önemdedir.
-Fahiş Fiyatlar Karar Merci: Bu fahiş fiyatları Diyanet Başkanı şahsen değil, bünyesindeki "Hac ve Umre Kurulu" belirlemektedir.
-Özel Acentelerin Durumu: Özel acenteler bu fiyat belirleme sürecinin tamamen dışındadır. Hacı adayları parayı doğrudan Diyanet’in hesaplarına yatırır, acenteler eline nakit alamaz. Diyanet, götürülen hacı sayısı kadar bir maliyet aktarımı yapar. Üstelik acentelerin başına da yine Diyanet personeli atanır. Yani tüm yönetim ve sorumluluk tekel olarak Diyanet’tedir.
-Hizmet İllüzyonu: Medine’de otel standartları tüm ülkeler için aynıdır, maliyet değişmez. Mekke’de ise kalite faktörü en fazla %20-30 oynar. O halde geriye tek bir maliyet kalemi kalıyor: Personel ordusu.
Gelin şimdi bu personel savunmasını ve toplanan paraları rasyonel, matematiksel bir modellemeyle masaya yatıralım.
Rakamlar asla yalan söylemez.
1. Temel Değişkenler ve Brüt Hasılat
Diyanet’in resmi verileri üzerinden havuzda dönen ana girdiler şunlardır:
Kesin Kayıt Yaptıran Hacı Sayısı : 84.942 kişi.
Kişi Başı Ücret : 9.000 USD (Diyanet’in tarifesinden hareketle topladığı pazar ortalaması alınmıştır)
Brüt Toplam Bütçe: 84.942 kişi× 9.000 USD = 764.478.000 USD
Diyanet, organizasyon başlamadan aylar önce kasasına yaklaşık 764,5 Milyon Dolar tahsilat yapıyor.
2. "Absürt Senaryo" Modellemesi (1 Hacıya 1 Personel)
Diyanet yetkilileri bu fahiş farkı peşindeki rehber, müftü ve idari personel ordusuyla açıklıyor. Şimdi bu kalemi, kurum lehine olabilecek en radikal, en gerçek dışı varsayımla test edelim.
Varsayım: Diyanet'in, her bir hacı adayının yanına özel asistan ve din görevlisi vermek amacıyla 1 Hacıya karşılık tam 1 Personel (1:1 Oranı) götürdüğünü kabul edelim.
(Gerçekte bu oran 20 hacıya 1 personel, yani toplam 4.091 görevlidir).
Uçak, oteller, günde 3 öğün yemek ve transferler dahil lüks-normal karma maliyeti kişi başı 3.500 USD olarak sabitleyelim.
Diyanet sahaya 84 bin hacının yanına tam 84 bin de personel yığsa, harcayacağı operasyonel miktar kişi başı 7.000 USD'yi geçemez. Oysa toplanan para 9.000 USD.
Bu absürt senaryoda bile kişi başı 2.000 USD, toplamda ise 170 Milyon Dolar net bakiye kalmaktadır.
3. Gerçek Rakamlarla Hesaplama Modeli
Şimdi varsayımı bırakıp Diyanet’in resmi olarak görevlendirdiği gerçek personel sayısı olan 4.091 kişi üzerinden reel maliyet analizi yapalım:
Toplam Sahadaki Kişi Sayısı: 84.942 Hacı + 4.091 = 89.033 Kişi
Reel Toplam Gider : 89.033 kişi X 3.500 USD = 311.615.500 USD (Yaklaşık 311,6 Milyon Dolar).
Havuzunda Kalan Net Bakiye :
764.478.000 USD (Brüt Hasılat)-311.615.500 USD (Reel Gider)=452.862.500 USD
Organizasyon kendi masraflarını ve personel ordusunu tamamen fonladıktan sonra bile Türkiye Diyanet Vakfı’nın (TDV) elinde 452,8 Milyon Dolar net fazlası kalmaktadır.
4. Paranın Zaman Değeri ve Erken Tahsilat Kaldıracı
İşin en büyük finansal dehası ve ahlaki çelişkisi tam olarak burada başlamaktadır. Diyanet bu paraları Suudi Arabistan'daki otelcilere veya havayollarına hac zamanı (Zilhicce ayı) parça parça öder. Ancak vatandaştan tam 6 ila 8 ay önce tahsil eder.
KAP bildirimlerinde ortaya çıktığı üzere; aylarca atıl bekleyen 764,5 Milyon Dolar, Aktif Portföy Katılım Fonu (TLK) gibi enstrümanlarda ve katılım bankalarında işletilmeye başlanır.
Ekstra Finansal Getiri (Nema): Bu büyüklükteki bir milyarlık nakit havuzunun kısa vadeli katılım pazarlarında (gecelik/aylık vaadli işlemler ve sukuk) 6-8 ay boyunca döndürülmesi, döviz bazında muhafazakar bir tahminle %5-6'lık bir net getiri üretir.
Ekstra Kâr Denklemi: 764.478.000 USD X %6 = 45.868.680 USD
Sadece parayı erkenden toplayıp finansal holdinglerin operasyonlarına likidite can suyu olarak park etmek suretiyle, oturdukları yerden yaklaşık 45,8 Milyon Dolar (günümüz kuruyla 1,5 Milyar TL'nin üzerinde) "ekstra nema geliri" elde edilmektedir.
5. Çifte Çelişki: Vatandaşa Fetva, Vakfa Nemalandırma
Buradaki asıl trajik durum dini kurallar ile kurumsal uygulamalar arasındaki uçurumdur.
Vatandaşa Verilen Fetva: Diyanet Din İşleri Yüksek Kurulu’nun resmi fetvalarına göre, vatandaşın ibadet amacıyla ayırdığı zekat ve hayır paralarının hak sahiplerine ulaşmadan önce fonlarda işletilmesi, vadeli hesaplarda nemalandırılması caiz değildir.
Vakfın Uygulaması: Konu Türkiye Diyanet Vakfı'nın milyarlık nakit akış yönetimine geldiğinde, hacı adaylarının paraları 6-8 ay önceden toplanmakta, katılım fonlarında yandaş holdinglerin finansal operasyonlarına sıcak para olarak sunulmaktadır.
Net Finansal Bilanço:
Vatandaştan Toplanan Para: 764,5 Milyon Dolar
Hac İçin Harcanan Gerçek Maliyet: 311,6 Milyon Dolar
6 Aylık Erken Tahsilatın Getirdiği Ekstra Nema: +45,8 Milyon Dolar
Diyanet Vakfı'nın Kasasında Kalan Toplam Artı Değer: 498,7 Milyon Dolar (Yaklaşık Yarım Milyar Dolar!)
Özetle; Mehmet Amca ve Ayşe Teyze sadece ibadet edebilmek için dünyanın en pahalı biletini satın almakla kalmıyor; aynı zamanda paralarını aylarca Diyanet Vakfı’na "sıfır faizli/bedava kredi" olarak kullandırarak kurumun finans piyasalarında devasa ekstra kârlar elde etmesini sağlayan birer zorunlu finansöre dönüştürülüyor.
Fiyatların Endonezya ve Pakistan'ın katbekat üstünde olmasının sebebi hizmet kalitesi değildir.
Kamu yararı adına tekrar çağrı yap��yoruz: TDV bütçesi acilen Sayıştay denetimine açılmalıdır!
Not:
-Hesaplamalarda hacı sayısı resmi rakamdır.
-Kişi başı ücret ortalama olarak hesaplanmıştır.
-Giderler ve nemalandırma tahminleme olarak yapılmıştır.
Mesele netleşiyor; millet resmi görmeye başladı. Görünen o ki, hükümet bu dolandırıcıların isimlerini
kamuoyuna açıklayamayacak. Hükümet adamları bilsinler ki, bu kriz öyle bildikleri krizlerden değildir.
Millet ay sonunu getiremezken milyarları vuran o dolandırıcıların listesini açıklamazsanız bu cenaze kalkmaz.