Türkiye genelindeki medreselerimizin katılımıyla Diyarbakır'da gerçekleştireceğimiz; ilmi, kültürel ve sosyal müsabakaların yer alacağı 'Talebeler Buluşması' programı genel merkezimizde başladı.
İlim yolunda bizlere rehberlik eden seydalarımızı, bayram vesilesiyle evlerinde ziyaret ettik. Tecrübelerini dinleyip, hayırlı dualarını aldık. Allah onlardan razı olsun, bizleri de yollarından ayırmasın.
Tüm Müslümanların düşmanları ABD ve siyonizm tarafından bu mübarek Ramazan ayında çocuklarıyla birlikte şehid edilen İran İslam İnkılabı Rehberi Seyyid Ali Hamaney’e ve vahşice şehid edilen 150 kız çocuğuna Allah’tan rahmet diliyor, İran halkına sabr-ı cemil niyaz ediyorum.
Son dönemde sosyal medyada, bazı gençlerin etkileşim uğruna namazla bağdaşmayan alaycı tutumlar sergilediği görülmektedir. Oysa namaz, İslam dininin direği, müminin Rabbiyle kurduğu en güçlü bağ ve imanı ayakta tutan temel bir esastır.
Nitekim Resûlullah ﷺ, “Kişi ile şirk ve küfür arasında namazı terk etmek vardır”
buyurarak namazın dinimizdeki yerini açıkça ortaya koymuştur. Bu yönüyle namaz, mümin için yalnızca bir ibadet değil; inancın sınırlarını belirleyen kırmızı bir çizgidir. Dolayısıyla onu alay konusu hâline getirmek ya da dijital mecralarda basit bir mizah unsuru gibi sunmak, iman bilinciyle bağdaşmaz.
Kur’an-ı Kerim, dinî değerlerle alay edilmesi hususunda son derece net bir tavır ortaya koymaktadır. Yüce Allah Tevbe Suresi’nin 65. ayetinde şöyle buyurur:
“Eğer onlara sorarsan: ‘Biz sadece lafa dalmış, şakalaşıyorduk’ derler. De ki: Allah ile, O’nun ayetleriyle ve O’nun peygamberiyle mi alay ediyordunuz?”
Bu ilahî ikaz, dinî sembollerin hafife alınmasının masum bir davranış olmadığını açıkça göstermektedir.
Ortaya çıkan bu tablo, yalnızca bireysel hatalardan ibaret değildir; aynı zamanda ciddi bir toplumsal değer aşınmasının göstergesidir. Geleceğimiz olan çocuklarımızın ve gençlerimizin dinî değerlerle alay edebilecek bir duruma gelmesi; başta anne babalar olmak üzere, idarecilerin, eğitimcilerin ve ilim ehlinin ihmallerinin bir sonucudur. Bu hâlin dünyevî ve uhrevî mesuliyetini hep birlikte taşımaktayız. Dijital çağın geçici alkışları uğruna inançların geri plana itilmesi, gençliğin kimlik ve istikamet kaybına sürüklenmesine yol açmaktadır.
Bu sebeple insanın varoluş gayesinin Allah’a kulluk olduğu bilincini yeniden idrak etmek ve bu bilinci hayatın her alanına taşımak zorundayız. Eğitimde, işte, sosyal hayatta ve dijital mecralarda Rabbine karşı sorumluluklarının farkında olan bir toplum inşa etmeli; kimliğini tanıyan, değerlerine sahip çıkan ve inancıyla barışık bir gençlik yetiştirmeliyiz. Zira Yüce Allah Kur’an-ı Kerim’de bizlere açık bir hakikati şöyle bildirmektedir:
“Bir toplum kendisindekini değiştirmedikçe Allah onlarda bulunanı değiştirmez. Allah herhangi bir toplumun başına bir kötülük gelmesini diledi mi, artık onun geri çevrilmesi mümkün değildir. Onların Allah’tan başka yardımcıları da bulunmaz.” (Ra‘d, 11)
Gazze’ye ses olduk diye, mazlumların çığlığını duyurduk diye, âlimleri bir araya getirdik diye, medreseleri anlattık diye *kanalımız YouTube tarafından kapatıldı.*
Yeni kanalımızla tekrardan buradayız.
Abone olun, paylaşın, destek olun.
https://t.co/FZNLswpsI1
Herkesin özlem duyduğu düğünlerden..
Enstrümansız, sade.. sözlerin daha iyi anlaşıldığı, müziğin mana dolu sözleri gölgede bırakmadığı bir tarzda.
Diyarbakır’da eski zamanlara götüren bir düğün..
Li gorî usulê medresê zemawend a muderris u muderrise hat li darxistin, ji bo kesê pey van ezîzê dilan ji ehlê medresê re wê xizmet daîma amade be bi îzna Xweda