Çiğdem susadım deyip su istedi. Bir yudum aldıktan sonra Gökçe de susamış deyip yarım bardak suyu Gökçe’nin suratına boca etti 😂 ablası olanlar her zaman daha şanslı bence ☺️
Türkiye Cumhuriyeti Hazinesi’nde 2008’den bu yılın Temmuz ayına kadar tam 17 yılım geçti.
Gündemdeki maaş d��zenlemesi tartışmalarıyla ilgili olarak ben de birkaç satır yazma ihtiyacı hissettim. 2018’e kadar Hazine Müsteşarlığı olarak bilinen, içinden BDDK ve SEDEK gibi kurumların çıktığı, 2018’deki birleşmeyle bugünkü Hazine ve Maliye Bakanlığı’na dönüşen bu kurumda çok şeye şahit oldum. Fakat konu ile ilgili olarak şahit olduklarımdan ziyade şahit olmadığım bazı şeyleri yazmak istiyorum.
Bu kurumda bir kişinin bile 2011 yılında “Neden diğer kurumların maaşı yükseltilip bizimle eşitlendi? Biz hiç zam almadık, hatta uzman yardımcılarımızın maaşı düştü.” diyerek başka kurumları hedef aldığına şahit olmadım. Bu kararın üst kurullar gibi bizden yüksek maaş alan kurumlardaki etkisi çok daha yıkıcı oldu.
"Eşit işe eşit ücret" söylemiyle hazırlanan 666 sayılı KHK, eşit olmayan işlerin ücretlerini eşitlerken gerçekten eşit olan işlerin ücretlerinin farklılaşmasına sebep oldu.
Şahit olmadığım hususlara dönecek olursam, akademisyenlere maaş zammı yapıldığında üzülüp neden akademisyenlere zam yapılıyor da bize zam yapılmıyor diyen kimseyi görmedim. Aksine bütün arkadaşlarımız zammı yetersiz bulmuş, daha çok yapılmalıydı demişti. Bence akademisyenlerin hala bir düzeltmeye, hatta büyük bir reforma ihtiyacı var.
Yine doktorlarımızın 2019–2021 dönemindeki şikayetlerini haklı bulmuştuk. Uzun yıllar kariyer uzmanlarından daha düşük maaş alan hekimlerin, yapılan düzenlemelerle hak ettikleri seviyeye yaklaşmasına aramızda içerleyen olmadı.
Sayıştay’a, hakim ve savcılara yapılan iyileştirmelerde de kimsenin bir rahatsızlık ifade ettiğini duymadım.
Tüm bu gelişmeler yaşanırken birçok başka sebebin de etkisiyle kurumda sessiz sedasız yaprak dökümü yaşandı, kıdemli kıdemsiz birçok kişi kurumdan ayrıldı, 10-15 yıllık personelin yerini 1-2 yıllık uzman yardımcıları doldurmaya çalıştı. Kıdemli Daire Başkanları başka Dairelere vekalet etti. Yeri geldi kurum dışından Başkanlar, ihtiyaç sebebiyle kurumda istihdam edildi.
Bu durum yalnızca Hazine'de değil, BDDK, SPK başta olmak üzere birçok üst kurulda yaşandı, bugün de yaşanmaya devam ediyor.
Buna karşılık bir iki istisna hariç kimse çıkıp ne oluyor demedi. Buna geçmiş dönemlerdeki Bakan ve Müsteşar seviyesindeki birçok yöneticimiz dahildir.
Bu kurumlarda çalışan insanların tek ihtiyacı maaş değildir, bunu her zaman vurguluyorum. Ancak maaş aç��sından 15 yıldır kesintisiz biçimde pasif olarak geriye düşen bu grubu bir nebze olsun desteklemeyi amaçlayan bir düzenleme meclise geldiğinde, bir anda herkesin ayaklanması kurumda büyük bir şaşkınlık ve üzüntü yarattı.
Bu platformda her zaman çok aktif olmasam da özellikle öğretmenlerin ve polislerin taleplerine destek olmaya çalışır, bir şey yazamasam bile etkileşim veririm. Birçok hak mücadelesi yürüten hesapla karşılıklı takipleşmekteyim. Bununla birlikte bazı paylaşımların bu mücadelelerin ruhuna yakışmadığını üzülerek görüyorum.
Kapsam yeniden görüşülebilir, adil olmayan noktalar düzeltilebilir, bunlara yönelik eleştirileri de anlayışla karşılamak mümkündür.
Ancak en önemli noktanın gözden kaçmaması lazım. Düzenlemenin ana öznesi olan kariyer memurlarının piyasada ciddi bir karşılığı bulunuyor. Bu değer, kamuoyunun büyük kısmı fark etmiyor diye yok olmuyor. Bu kurumlar, hem mevcut personelin kaybı hem de nitelikli insanları çekmekte zorlanmaları nedeniyle günlük işlerini yürütmekte güçlük yaşıyor.
Bugün bu düzenlemeden şikayet ederek geri çekilmesini isteyenler tüm ülkeye kötülük ediyorlar ancak farkında değiller.
Devlet aklı oy hesabı yapmaz. İkı defa geri çekilen bir kanun üçüncü defa gelip oy birliğiyle komisyonda kabul görmüş ise bu hesaplanıp onaylanmıştır demektir. Burdan geri dönüş olursa yarın başka noktalarda daha büyük tepkiler olur. Bu durumda da ciddiyet kalmaz #kararlıdurus
Mesele olmaması değil zaten bilen biliyor kimsenin ümidi kalmadı artık ama bu nefretin izahı yok kendimi bu vatanın üvey evladı gibi hissettim, bunu da şu an eşimden ailemden 1.000 km uzakta devletim için görevimi ifa ederken yaşadım #kararlıdurus
Kaybedilen Hakların Telafisi İçin Atılan Adımı Destekliyoruz!!!
Özellikle dikkat çekmek isterim ki komisyonda görev alan tüm milletvekillerinin imzasıyla, oy birliği ile karar alınması tesadüf değildir.
14 yıldır bekliyoruz.Bu sürede iyilestirme alan kesimler oldu.Sabrettik. Biz yazılan yorumları hak etmiyoruz ve artık kararlı duruş bekliyoruz. Ne lojmanı ne makam aracı olan 30-35 bin kadroyuz. "Haram olsunlar" "zehir zıkkım olsunlar" bedduaları havada uçuşuyor. Ayıp ediyorsunuz