Esnaf odasında esnafı dinlemeyen, İşçi Bayramı'nda işçiyi dinlemeyen, Belediye Meclisinde Meclis Üyelerini dinlemeyen Cemil Tugay, Cumhuriyet Halk Partisi İl Başkanvekili Murat Aydın'ın sözlerini duydun mu?
Ne kadar kaçarsan kaç, istersen kulağının üstüne yat, kendin hakkındaki gerçekler gelip seni işte böyle bulur.
CHP İl Başkanvekili de mi haksız Cemil Tugay?
Çıkıp ona da mı sahtekar diyeceksin?
İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Cemil Tugay, seçim döneminde su indirimi vaadinde bulundu; ancak bugün gelinen noktada İzmirliler suya yapılan zamlarla karşı karşıya. Son düzenlemeyle birlikte 1,5 milyon vatandaşın cebinden yaklaşık 2 milyar TL daha çıkacak. Sonda söyleyeceğimizi başta söyleyelim: Karşımızda İzmir’i algılarla ve manipülasyonlarla yönetmeye çalışan bir Cemil Tugay anlayışı var. Ancak şehir böyle yönetilmez.
Daha da vahimi, bugün gerçekleştirilen meclis toplantısında suya zam yapılırken bunun “indirim müjdesi” gibi sunulmaya çalışılmasıdır. İzmirliler algıyla değil, faturayla karşı karşıya kalmaktadır.
Gelelim yapılan tarifedeki ayak oyununa…
Önceki uygulamada tüm aboneler, ilk 0-4 metreküplük tüketim için indirimli tarifeden yararlanıyordu. Yani ister 3 metreküp kullansın ister 10 metreküp, her İzmirli ilk 4 metreküp için yaklaşık 128 TL ödüyor, üzerindeki kullanım ise normal tarifeden hesaplanıyordu.
İZSU’nun yaklaşık 2 milyon 160 bin abonesi bulunuyor. Bunun yalnızca yüzde 30’unun bu sistemden faydalandığını siz söylüyorsunuz. Ancak hangi hesabınız doğru çıktı ki bu da doğru olsun? Diyelim ki sizin hesabınızı doğru kabul edelim; o zaman da ortaya çıkan maliyetin geri kalan kısmı tüm İzmirlilerin sırtına yükleniyor.
Geriye kalan yaklaşık 1 milyon 512 bin abone ise eski sistemde ilk 4 metreküp için indirim hakkından faydalanıyordu.
Şimdi yapılan düzenlemeyle görünürde 0-6 metreküp tarifesi 33 TL’den 25 TL’ye düşürüldü. Ancak kritik detay gizleniyor: İlk 6 metreküpü indirimli kullanma hakkı kaldırıldı. Artık 6 metreküpü geçen herkes, 60 TL’lik tarifeye tabi olacak.
Yani daha önce ilk 4 metreküp için 128 TL ödeyen bir vatandaş, artık aynı bölüm için yaklaşık 240 TL ödeyecek. Bunun anlamı; 1,5 milyondan fazla İzmirli abonenin doğrudan daha fazla fatura ödemesi, yıl sonunda ise İzmirlilerin cebinden yaklaşık 2 milyar TL fazladan para çıkmasıdır.
Ortada gerçek bir indirim değil, vatandaşın gözünü boyamaya dönük bir tarife manipülasyonu vardır.
SABAH YAZDI PARA YATTI
SABAH’ın manşete taşıdığı ‘Muhalefete su faturalı gözdağı’ haberinin ardından İZSU harekete geçti.
AK Partili Hüsnü Boztepe’nin kişisel hesabından hatalı olarak çekilen 415 bin 900 liralık meblağ iade edildi.
https://t.co/CpR65UUiqW
Sayın Özgür Özel; benim siyasi geçmişimde 'hasbelkader' tek bir an yoktur ama senin genel başkanlığın rüşvet ve delege borsasıyla şaibelidir.
Bizi kendinle karıştırma!
Bize iftira atmadan önce; dönüp orada oturan protokole, o büyükşehir ve ilçe belediye başkanlarına destek görüp görmediklerini sor.
Sana gerçeği söylemiyorlarsa, aranızdaki iletişim dağınıklığını biz toparlayacak değiliz.
WhatsApp’tan arkadaşlarına küfürler saydıracağına, git kendi başkanlarından doğru bilgi al.
Onları kendinden ve rüşvetçi arkadaşlarından uzak tut da biraz iş üretsinler.
Senin hezeyanların ve iftiraların yüzünden biz İzmir için çalışmaktan geri durmayız.
Duruşumuz nettir: İzmir için taş üstüne taş koyan herkesin emrindeyiz.
İzmir Büyükşehir Belediyesi’nin asfalttan sorumlu genel müdürü, Hürmüz Boğazı’nın kapalı olması nedeniyle asfalt hizmetlerinde yavaşlama yaşandığını açıklamış.
Peki CHP’li belediyenin son 7 yıldaki performansına baktığımızda, en temel belediyecilik hizmeti olan yol yapımındaki başarısızlığın sebebi gerçekten Şubat 2026’da başlayan savaş mı?
Asıl savaş sizin kendi içinizde.
Asıl savaş sizin İzmir’e hizmet ve eser vermemek için verdiğiniz mücadele.
Yavaşlığın sebebi Hürmüz Boğazı değil CHP’nin bir türlü doymak bilmeyen siyasi kadroları.
Yol yapmayan, bankamatik memuru kadroları açan, şehrine hizmet etmeyen ama eziyet eden bir belediyecilik anlayışı.
Rakamlar ortada:
2019’da 1 milyon 757 bin ton asfalt.
2020’de 929 bin ton.
2021’de 958 bin ton.
2022’de 773 bin ton.
2023’te 662 bin ton.
2024’te 473 bin ton.
2025’te ise sadece 387 bin ton…
Yani her yıl bir öncekinden daha kötü bir tablo… Adım adım dibe vuran bir belediyecilik yönetimi!
Çalışma, üretme ve planlamada sınıfta kaldınız.
2025 yılı için hedef 1 milyon 300 bin ton asfalt dökmekti. Gerçekleşen rakam sadece 387 bin ton. Aradaki fark hüsrandır. İzmir için bu hüsran da CHP’nin ta kendisidir. İzmir'in dört bir yanı neden çukur, rakamlar açıklıyor.
Ortada ne plan var ne icraat var ne de verilen sözlerin karşılığı var.
Beceriksizliklerini örtmek için devamlı her konuda mazeret var.
İZMİR’İN TAŞIYAMADIĞI YÜK: BİR YÖNETİM İFLASI! 🛑
İzmir bugün sadece çöpünü değil; iradesizliğin, plansızlığın ve yönetilemeyen bir kentin enkazını taşıyor.
Ege’nin vizyon lokomotifi, amiral gemisi olması gereken İzmir; ne zamandan beri atığını komşusunun bahçesine bırakan bir "lojistik yük" haline getirildi?
Manisa artık "yeter" diyor, Akhisar "sabrımız bitti" diye haykırıyor! Kendi evini süpürmekten aciz, çöpünü çevre illerin insafına ve merhametine mahkum eden bir yönetim anlayışı; bu şehre vizyon değil, ancak mahcubiyet vaat eder. Manisa’nın bugün ortaya koyduğu direnç ve kapasitenin arkasında geçmişte Cumhur İttifakı ile şekillenen yönetim anlayışı varken, İzmir’in içine düştüğü bu tablo da ne yazık ki Cumhuriyet Halk Partisi’nin yerel yönetim pratiğinin bir sonucudur.
Yamanlar projesi orada bir "ibret vesikası" gibi duruyor. Bilim onayladı, izinler alındı, dosya hazırlandı... Peki, o proje neden belediyenin "tozlu raflarına" kurban edildi? Bu bir engelleme değil, bu bir tercihtir! İzmir’i milyonluk nakliye faturalarına, egzoz dumanına ve vahşi depolamaya hapsetmek kimin tercihi?
İstanbul 90’larda bu defteri kapattı, Ankara 2000’lerde çözdü. Dünya çöpü enerjiye ve ekonomiye dönüştürürken, İzmir neden hala kendi öz kaynağını yönetemeyip kapı kapı "çözüm dileniyor"?
Piriştina’nın vizyonundan, Özfatura’nın iradesinden geriye sadece bu "savrulma" mı kaldı?
Şimdi dürüst olun: Havalar ısındığında, o geniz yakan koku pencerelerden içeri sızdığında İzmirlilere ne anlatacaksınız? "Yine mi engel oldular" masalını mı servis edeceksiniz, yoksa "Beceremedik" mi diyeceksiniz?
En basit belediyecilik görevi olan "çöpü" bile yönetemeyen bir akıl; yarın depremi nasıl yönetecek, kentsel dönüşümü nasıl başaracak, bu şehre nasıl nefes aldıracak?
Açık ve net soruyoruz: İzmir’in yükünü daha kaç şehrin kapısına "emanet" bırakacaksınız? Bu halk, beceriksizliğinizin bedelini daha ne kadar "koklayarak" ödeyecek?
Bu uyarıyı buraya tarihe not düşüyorum: Yazın o koku şehri esir aldığında; mazeret üretenlerin karşısında mağduriyeti değil, bu kentin çalınan yıllarının ve çiğnenen onurunun hesabını soran çelikten bir iradeyi bulacaksınız!
O zaman geldiğinde sakın bizleri "belediyeyi suçlayacak konu aramakla" itham etmeyin.
Yineliyorum, çünkü biz: SİZİ RAHATSIZ ETMEYE, BECERİKSİZLİĞİNİZİ YÜZÜNÜZE VURMAYA DEVAM EDECEĞİZ!
Bugün Büyükşehir Belediyesi Meclis Grubumuzla gerçekleştirdiğimiz istişare toplantısında; İzmir’in "mazeret belediyeciliği" ile kaybedecek bir günü bile olmadığını bir kez daha vurguladık.
Şehrimizin sorunlarını sadece eleştiren değil, her tıkanan noktada "Gerçek Belediyecilik" reçetesini masaya koyan bir kadroyuz.
Sahadaki her tespiti eylem planına dönüştürüyor, İzmirli hemşehrilerimizin hakkını her platformda savunuyoruz.
Algı siyasetine karşı eser siyasetini, bürokrasiye hapsolmuş yönetim anlayışına karşı ise her an sahada olan sosyal belediyecilik modelimizi savunmaya devam edeceğiz.
İzmir’i prangalarından kurtaracak o büyük vizyonun harcını, meclis üyelerimizin sahadaki azmiyle hep birlikte karıyoruz.
Biz İzmir’e hazırız. İzmir’in geleceği için mazeret değil, çözüm üretmeye kararlıyız! 🇹🇷
Sayın Çağatay Güç,
Eğer bir provokatör arıyorsanız, önce iyi niyetle 30 ilçemizden gelerek meclisi takip eden kadın meclis üyelerimize dil uzatma hadsizliğini bir kenara bırakın. Kaldı ki söz konusu program, bir gün öncesinden Başkan Vekiliniz Levent Bey’e, meclis günü de Cemil Tugay’a açıkça bildirilmiştir. Oraya gelen ilçe belediyesi kadın meclis üyelerimizi, 'misafir' adı altında dün yaşanan olayların bir parçası yapmak, sizin gibi bir siyasetçiye yakışırdı!
Öte yandan, asıl provokatörü arıyorsanız, atandığınız Grup Başkan Vekili’nin de içinde bulunduğu Grup Başkan Vekilleri olarak mutabakat sağladığımız program ve işleyişi bozan; meclise girmeden önce Meclis Başkan Vekili Levent Bey’e işleyiş hakkında bilgi verilip sözlü olarak üzerinde uzlaşılan noktaları yok sayan; kimsenin haberi olmadan farklı kişilere önerge verdirip süreleri kısaltan; hatipler kürsüde gayet nizami konuşmalar yaparken oturduğu yerden müdahale eden; daha genç bir kadın meclis üyesinin konuşmasına tahammül edemeyerek ağza alınmayacak ifadeler kullanan ve bir meclis üyemiz konuşurken meclisten çıkıp gitme nezaketsizliğini kendine layık gören kişi, tüm bunlarla birlikte süreci provoke eden Sayın Cemil Tugay’ın bizzat kendisidir.
Siz, kent üzerinde oluşturduğunuz; il başkanı ve belediye başkanı olarak sergilediğiniz bu provokatif eylemlerden vazgeçin de, kentin çamura, çukura ve çöpe dönen sorunlarıyla biraz olsun ilgilenin. Size tavsiyem; gerçekten kentlinin size verdiği görevi yapmanızdır. Yönettiğiniz belediyede ortaya çıkan bu kötü tabloyu, siyasete alet ettiğiniz “bankamatik belediyeciliği” anlayışıyla daha da derinleştirmeyin.
Dün mecliste tek bir provokatör vardır: yapılan anlaşmaya uymayan, siyasi teamülleri yok sayan, konuşan hatiplere müdahale eden CHP Meclis Grubu ve belediye başkanı Cemil Tugay.
İZMİR İÇİN AYDINLIK YARINLAR
Kıymetli İzmirliler, bu kahraman şehrin evlatları, demokrat İzmir’in güzel insanları…
Bugün artık susma değil; şehrimizin kaderini kendi koltuk sevdasına ve sığ hesaplarına kurban edenlere karşı, gerçekleri açık açık konuşma vaktidir!
Bu sözlerimiz; yıllardır Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün arkasına sığınıp bu güzelim şehri hizmetsizliğe ve karanlığa mahkûm eden o köhnemiş CHP zihniyetine karşı, İzmir halkının sokaklardan yükselen haklı isyanıdır.
İş bilmez liyakatsiz CHP yönetimi; şunu iyi bilin ki, İzmir halkının size artık inancı kalmadı!
O içi boş yalanlarınızı her gün milletin önünde yüzünüze vuracağız.
Buradan açıkça söylüyorum: Cemil Tugay, artık söylediğin yalanlar senin de benim de boyumu aştı!
Koskoca İzmir'i nasıl bir hizmet enkazına çevirdiğinizi, yerel yönetimdeki o beceriksizliğinizi tüm Türkiye gördü.
Eskiden bu halinize acıyorduk ama artık tüm İzmirlilerin sabrı taştı.
O kibirli tavırlarınızı ve vatandaştan kopuk siyasi hezeyanlarınızı bir kenara bırakın, haddinizi bilerek oturun!
Siz gerçekleri duydukça panikliyorsunuz; ama ne yaparsanız yapın, ben İzmir’in hakkını ve İzmir'in gerçeklerini sonuna kadar savunacağım.
Millete tepeden bakan, İzmir'in o özgür ve demokrat ruhunu hiç anlamayan o sentetik siyasetçilerinize yalakalık yapmaya devam edin.
Ama kurduğunuz o ucuz kumpaslar ve güvendiğiniz o sırça köşkler, demokrat İzmir'in iradesiyle başınıza yıkılacak.
İşi ehline vermeyen bu halinizle siz sadece İzmir'in yüz karası değil, tarihe geçmiş bir siyaset maskarası oldunuz!
İçine düştüğünüz bu çaresizlikten ve siyasi iflastan sizi hiçbir şey kurtaramaz.
Aklınıza şunu iyi kazıyın: Atatürk'ün mirasını yiyip bitiren bu yapınızla, şu an yaşadığımız bu dönem, İzmir'in katlanacağı son CHP dönemi olacaktır!
Değerli İzmirli Hemşehrilerim;
Bu kavga şahsi değil, tarihi bir kavgadır!
Kendi menfaati için İzmir'i karanlığa hapsedenler ile;
Gazi Mustafa Kemal'in,
Celal Bayar'ın,
Adnan Menderes'in yaktığı meşaleyle
İzmir'i aydınlık yarınlara taşıyanların kavgasıdır!
İzmir; sahtekârlara, liyakatsizlere ve onları var eden bu bozuk siyasi düzene teslim edilemeyecek kadar büyük bir sevdadır.
Bizler, demokrat İzmir'in tüm insanlarıyla omuz omuza verip bu çürümüş zihniyeti yıkacağız.
Biz haklıyız!
Biz kazanacağız,
Demokrat İzmir kazanacak!
Tarih: 13.04.2026
Mikrofonu görünce aslan kesilip 'korkulu rüyan olacağım, ipliğini pazara çıkaracağım' diye şov yapmak işin kolayı.
Benim veremeyecek tek bir hesabım yok.
Öyle uzaktan bağırarak kabadayılık olmaz.
Elinden geleni ardına koyan namerttir.
HODRİ MEYDAN!
İzmir’in ihtiyacı eserler ve hizmetler, CHP’nin sunduğu polemik. İzmir’in gündemi çöp dağları, CHP’nin gündemi algı siyaseti. İzmir’in yükü belediyedeki bankamatik memurları, CHP’nin söylediği laf-ı güzaf.
İzmir’in sorunu altyapı ve trafik, CHP’nin çözümü kavga ve kaos. CHP ve onun siyasi eliti İzmir’i görmezden gelmeye, başını kuma gömmeye ve İzmir’in vaktinden, enerjisinden, cebinden, umut ve hayallerinden çalmaya devam ediyor.
CHP’ye çağrımızdır: #AlgıyıBırakİşineBak
2021 yılında Meslek Fabrikası binasının İstanbul'daki özel bir vakfa devredilmesine engel olmak için dava açtık.
CHP İzmir Milletvekili Tuncay Özkan, bugün TBMM Genel Kurulu'nda açtığımız dava için bizi tebrik etmiş. Lakin o dönem kendisinin de bu karara karşı çıktığını söylemiş.
Maalesef biz o zaman Sn. Özkan'ın herhangi bir muhalefetini duyamamıştık.
O gün susanların bugün konuşmaya hakkı yoktur. @ATuncayOzkan
Bizim siyasetimiz eser, bizim siyasetimiz hizmet siyasetidir!
Hükümetimiz, afetzedelerimizi hiçbir zaman yalnız bırakmadı, bırakmıyor. İzmir’de inşa edilen afet konutlarının aylık taksidi sadece 1.600 TL iken; İZBB’nin Konak Katlı Otoparkı için belirlediği aylık abonman ücreti tam 7.500 TL!