Mustafa Kemal Atatürk, İzmir Suikast Planı’nın açığa çıkmasından 4 gün sonra, tam 100 yıl önce bugün 19 Haziran 1926’da İzmir’de Anadolu Ajansı’na şu demeci vermiştir:
“Alçak teşebbüsün benim şahsımdan çok kutsal Cumhuriyetimize ve onun dayandığı yüksek ilkelere dönük bulunduğuna şüphe yoktur. Bu nedenle genel olarak gösterilen duygularla Cumhuriyetimize ve ilkelerimize olan aşırı bağlılığın ne kadar kopmaz güçte olduğu kanısına bir kez daha vardım. Temeli, büyük Türk milleti ve onun kahraman evlatları olan büyük ordumuzun vicdanında, akıl ve şuurunda kurulmuş bulunan Cumhuriyetimizin ve milletin ruhundan ilham alan ilkelerimizin bir vücudun ortadan kaldırılması ile bozulabileceğini sananlar çok zayıf dimağlı bahtsızlardır. Bu gibi bahtsızların, Cumhuriyet’in adalet ve kudreti pençesinde hak ettikleri işleme uğramaktan başka elde edecekleri bir şey olamaz. Benim naçiz (değersiz) vücudum bir gün elbet toprak olacaktır; fakat Türkiye Cumhuriyeti ilelebet payidar kalacaktır (sonsuza kadar yaşayacaktır) ve Türk milleti güvenliğini ve mutluluğunu sağlayan ve koruyan ilkelerle uygarlık yolunda durmaksızın yürüyecektir. “
Atatürk'ün kurduğu Cumhuriyet Halk Partisi'ni ve Türkiye Cumhuriyeti'ni sonsuza kadar yaşatacağız.
Silvanda bir parka, faili meçhul bir cinayete kurban giden #RojinKabaiş’ in adı verilmişti. Acılı ailesinin çırpınışlarını her gün görürken, parkın tabelasındaki Rojin'in fotoğrafına kurşun sıkılmış.
Bu kurşunları sıkanları bulup kurşuna dizmedikçe psikopatlardan kurtuluşumuz yok.
Atatürk’ün uluslararası ilişkiler konusundaki net tespiti:
“Milletlerin siyasetinde ancak menfaatleri vardır.
Kimsenin kimseye dost olmayacağını bilelim.”
~ Mustafa Kemal ATATÜRK
Parti Sözcümüz Sera Kadıgil, Ankara'da direnen öğretmenlerin grevine katıldı:
"Her yerde şunu diyorlar: 'Biz büyük devletiz, güçlü devletiz'. Bu büyük, güçlü devlet 1600 öğretmene hakkı olan kadroyu veremiyorsa yazıklar olsun hepinize! Terk edin o koltukları! Kalkın oradan!"
Ahmet Türk, Cumhurbaşkanı Yardımcısı’nın Kürt yurttaşı olduğunu bilmiyor mu?
Çok sayıda Kürt bakan ve milletvekili bulunduğunun farkında değil mi?
Farkında olmaz mı?
Amaç, Atatürk’ü ve Cumhuriyet’i Türkiye’den çıkarmak.
Amaç, Mustafa Kemal Paşa’nın çöpe attığı Sevr’e dönmek.
Amaç, Türkiye’yi bölmek.
Nankörlüğün zirvesi neresi diye sorarsanız, budur derim…
Soruyorum, cevap verin!
@adalet_bakanlik
İsmailağa Camii İlim ve Hizmet Vakfı tarafından yapılan açıklamada yer alan "bu kararda emeği geçen yetkililere teşekkür ediyoruz" ifadesiyle kimler kastedilmektedir?
Ahmet Mahmut Ünlü'nün açıklamasında yer alan "Tahliyesinde emeği geçen yetkili, yetkisiz herkese" ifadesiyle kimler kastedilmektedir?
Son üç yıl içerisinde Adli Tıp Kurumu tarafından "cezaevinde kalabilir" raporu verilmesine rağmen kısa süre sonra hayatını kaybeden hasta mahpus sayısı kaçtır?
Gezi Davası hükümlülerinden MS hastası Tayfun Kahraman hakkında yapılan tahliye ve infaz erteleme başvuruları kaç kez değerlendirilmiş, bu başvuruların reddedilme gerekçeleri nelerdir? Gümüşel için uygulanan sağlık kriterleri Kahraman için neden uygulanmamaktadır?
İBB soruşturması kapsamında tutuklu bulunan ve akut lösemi ile lenfoma öyküsü nedeniyle sağlık durumu kamuoyuna yansıyan Mehmet Murat Çalık hakkında yapılan tahliye ve sağlık gerekçeli başvuruların durumu nedir? Gümüşel için uygulanan sağlık kriterleri Çalık için neden uygulanmamaktadır?
BU BİR İÇ DÖKME TWİTİDİR ✍🏼
Bazen dayanamayıp, şayet vaktim de varsa, twitlere gelen o akıl dışı yorumların altına iki kelime yazıyorum ve aldığım cevaplar karşısında kelimenin tam anlamıyla şoka giriyorum. Bu ülkenin kurtuluş mücadelesine inanmayan, Cumhuriyet'in kurulma sürecine "İngilizlerle danışıklı dövüştü" diyen, Yunan'ın yaktığı köyleri bile "Aslında Türkler Rum köylerini kendileri yaktı" diyerek inkâr edecek kadar gözü dönmüş, sistemli bir Atatürk ve Cumhuriyet düşmanlığıyla karşı karşıyayız. Ve ne acı ki, bu cehalet duvarıyla baş etmenin imkânsız olduğunu her gün yeniden anlıyorum.
İşin en korkunç, en trajikomik tarafı ne biliyor musunuz? Biz birbirimiz için tamamen aynı şeyi düşünüyoruz!
Biz onların Batı fonlu ekran maymunları, çakma tarihçiler ve kripto yapılar tarafından fonlanıp zehirlendiğini, cehalet ve ihanet içinde olduklarını biliyoruz. Onlar da tam olarak bizim için aynı şeyi düşünüyor! Onlara göre de biz "beyni yıkanmış, gerçeği göremeyen cahilleriz." Algılar öyle bir tersyüz edilmiş, zihinler öyle bir bulandırılmış ki; iki taraf da karşı tarafa bakınca aynı nefreti, aynı "hainlik" etiketini görüyor. Karşılıklı bir turnusol kâğıdı gibi, herkes kendi yankı odasında birbirini imha etmeye çalışıyor.
Oysa ortada çok net bir gerçek var:
Bu durum, Batı'nın yüz yıldır bu topraklar üzerinde sahnelediği o bayat oyunun ta kendisidir. Bizi cephede, savaş meydanlarında bilek gücüyle yıkamadıkları, o Türk bileğini bükemedikleri için; şimdi zihinlerimizi bulandırarak, algılarımızı yöneterek bizi içeriden çökertmeye, zihinsel bir işgalle emperyal emellerini tamamlamaya çalışıyorlar. Biz bu sinsi tezgahı kabak gibi görürken, içerideki o çok bilmişlerin bunu "görememesine" hayret ediyorum. "Laiklik geldi, din elden gitti" diye sızlanan çakma Osmanlıcılar, "Cumhuriyet bize ne verdi ki" diyerek etnik bölücülük yapanlar ve bugün durup dururken Osmanlı dönemini, o eski imtiyazlarını öve öve bitiremeyen Ermeni lobileri... Hepsi aynı değirmene su taşıyor. Biz bu yapıların aslında neyi hayal ettiğini, el birliğiyle bu ülkeyi nereye çekiştirmek istediğini çok iyi anlıyoruz da; bizim o "yerli ve milli" şakşakçıların bu figüranlığı görememesi tam bir akıl tutulması!
Tarihi gerçekleri, belgeleri, dökülen kanları ve verilen o devasa bekâ mücadelesini bu insanlara anlatamıyoruz, eğitemiyoruz. Çünkü adamlar gerçekle bağını koparmış. Kuruluş, Diriliş masallarıyla, fonlu medyanın ürettiği sahte kahramanlıklarla afyonlanan bu güruh, modern bir Ulus Devletin kıymetini bilmek yerine 100 yıl önceki yıkıma methiyeler düzüyor.
Biz "tarih tekerrür ediyor, uyanın" dedikçe, onlar bizi uykuda sanıyor. Bu kısır döngüden kurtulamıyoruz çünkü cehalet artık sadece bilgisizlik değil; bilinçli, sistemli ve fonlanan bir inanç biçimi haline getirilmiş. Kendi ülkesinin kurucu liderine, kendi halkının verdiği onurlu kurtuluş mücadelesine düşman olan bir zihniyetle ortak bir geleceği nasıl inşa edeceğiz? Vallahi muazzam bir akıl tutulması... Şaşkınlıkla, üzüntüyle, çoğu zaman da tiksintiyle izliyorum!
Mustafa Kemal Paşa, kendisine düzenlenen İzmir suikast girişimiyle ilgili, 18 Haziran 1926’da şunları söyler:
“Benim naçiz vücudum bir gün elbet toprak olacaktır; fakat Türkiye Cumhuriyeti sonsuza dek yaşayacaktır.”
#Atatürk
Beyler,
Atatürk'ten daha zeki değilsiniz.
Daha milliyetçi hiç değilsiniz.
Atatürk'ün "ihanet ocağı" diyerek siyasi ve hukuki yetkilerini söküp attığı yeri, yeniden diriltmeyin.
"Hristiyan FETÖ"ye ve onların ajan okullarına izin vermeyin. Bu hatadan dönün.