"...
Şimdi tekrar ne yapsam dedirtme bana yarabbi
taşınacak suyu göster, kırılacak odunu
kaldı bu silinmez yaşamak suçu üzerimde
bileyim hangi suyun sakasıyım ya rabbelalemin
tütmesi gereken ocak nerde?".
Münacaat
gündüz için kalbin genişliği denmiştir, gece için kalbin ağırlığı. Varlık gündüzle,gece ise yoklukla özdeşerek konuşur. ama her ikisi aynı secdegahta birleşir.Gündüzün ışığı yoklukla eğrilir,gecenin karanlığı varlığa yüzünü sürer
(alıntı)
şule gürbüz diyor ya, ‘her şeye yaklaşmak, her şeyi bilmek ve herkesle hemhâl olmak zorunda değiliz. bazı şeylerin uzakta ve kendi renginde kalması, hem onlara hem de bize hürmettir.’ çünkü sınır, ruhun zırhıdır. herkesi içeri alan, en çok da kendi içindeki evi talan eder.
Cehri zikirde Kelime-i Tevhid söylenirken yapılan baş hareketleri, zikrin manasını bedene ve kalbe mühürlemeyi amaçlayan bir disiplindir. "Lâ" diyerek başın sağa çevrilmesi, Allah dışındaki tüm dünyevi bağları ve geçici arzuları zihinden uzaklaştırmayı temsil eder.
"İllallah" derken başın sert ve kararlı bir hareketle göğsün sol tarafına, yani kalbin üzerine indirilmesi ise tek gerçek olan Allah inancını manevi merkeze yerleştirmeyi simgeler.