Murat Ağırel: "İzmit Belediyesi'nde işe alınan AKP’li yakını sahte diplomayla girmiş işe, sahte diplomayla...
Fatma Hürriyet Kaplan bununla ilgili dava açıyor. O alacakların tahsiline uğraşıyor. Kim tutuklanıyor? Fatma Hürriyet Kaplan tutuklanıyor.
Peki bu operasyonlar siyasi değil diyoruz, değil mi? Bu kişilere de soruşturma açıldı mı? Bir operasyon duydunuz mu?"
Dayanışmayla Başlıyoruz!
YENİ Parti'yi milletimiz kurdu, büyütecek olan da iktidar yapacak olan da milletimizdir.
Yeni nesil parti-millet dayanışmasıyla bağış kampanyamızı başlatıyoruz.
https://t.co/j7JSlJAsAT
#YeniDayanışma
CHP Kocaeli İl Başkanı Erdem Arcan, gizli tanık ifadesiyle 20 Temmuz’da tutuklanan İzmit Belediye Başkanı Fatma Kaplan Hürriyet’in AKPli belediye meclis üyeleri ile tartışmasını yayınladı.
YENİ Parti’yi kuran, milletimizdir.
İşçinin YENİ Partisi
Emeklinin YENİ Partisi
Memurun YENİ Partisi
Esnafın YENİ Partisi
Çiftçinin YENİ Partisi
Kadınların YENİ Partisi
Gençlerin YENİ Partisi
Türkiye’nin YENİ Partisi…
Hayırlı, uğurlu olsun.
Liderimiz Özgür Özel, ‘YENİ Parti’mizin kuruluş evraklarını imzalayarak Cumhuriyet Halk Partisi’nden istifa etti. 91 milletvekilimiz YENİ Parti Kurucular Kurulu’na katıldı.
Başlıyoruz!
Sadece son birkaç günde yaşanan hukuksuzluklar, hak ihlalleriyle dolu operasyonlar ve masumiyet karinesinin yerle bir edilmesi maalesef bizim için gayet tanıdıktır.
Bir buçuk yıldır sürdürülen yöntemlerle, kişiye göre ayarlanmış tutuklamalarla, insanların sebepsiz yere veya millete “gözdağı vermek için” hapse atılmalarına, işkenceye dönüşecek kararların alınmasına milletçe şahitlik etmeye devam ediyoruz.
Silivri İlçe Başkanımız Doruk Bulut’un tutuklanmasını, gazetecilerin gözdağı verilerek mesleklerini yapmalarının sınırlandırılmasını, Silivri’deki tutuklu arkadaşlarımızın, mahkemede söz verilmesine rağmen 25 günlüğüne tekrar daha önceki cezaevlerine gönderilmesini ve Gezi davası hükümlülerinin Bakırköy’den İzmir’e nakledilmesini kınıyorum.
Hukuk, bunları yapanların gözünde bitmiştir. Bütün hamleleri siyasidir.
Siyasetten anladıkları ise tarihimizde görülmemiş bu acziyettir.
Aziz İhsan Aktaş "Ortağım aracılığıyla rüşvet verdim" diyor.
Ama rüşveti verdiğini söylediği ortağı "Vermedim yalan" diyor.
Aracılık yaptığını iddia ettiği çalışanı, "Öyle bir şey olmadı" diyor.
Buna rağmen 13 ay sonra savunma yapan Hakan Bahçetepe tahliye edilmedi!
Bugün ülkenin adalet tarihinde en utanç verici günlerden birini yaşıyoruz.
Yer utandı, gök utandı, biz utandık olanlardan… Bir tek onlar utanmadı yaptıklarından!
Sabah 08.10’da, hapishanede, mahkeme heyetinin İBB duruşmasına katılmamı engelleyen keyfî kararı tarafıma bildirildi.
Benim ismimle kurulan iddianamenin görüşüldüğü mahkemeye katılmamın engellenmesi çok ağır bir hak ihlalidir, düşman hukukunun zirvesidir.
Mahkeme iddianamede en fazla suç isnat edilen kişilerin ve avukatlarının savunmalarını kısıtlamakta, yok saymaktadır.
Bu durum, “asrın hukuksuzluğu” İBB davasının tümüyle çökmüş, bir yargısız infaz yığınına döndüğünün ispatıdır.
Dava açıldıktan sonra doğal yargıç ilkesi hiçe sayılarak dizayn edilen, bu sebeple bağımsızlığı ve tarafsızlığından asla söz edilemeyecek mahkeme heyeti, bugün itibarıyla görünürde bile olsa yargılama faaliyetinden tümden vazgeçmiştir.
Bu hukuksuzluğu ifşa ediyorum. Milletimiz duysun.
"3 savcı sohbet adı altında "etkin pişmanlık" önerdi. Aynı şekilde bir avukat beni cezaevinde ziyaret ederek savcıların önerisini kabul etmemi istedi."
Akrabalarımın da risk altında bulunduğu, etkin pişmanlıktan yararlanmamın hem benim hem de ailem açısından doğru olacağı ifade edildi."
#İBBDavası'nda 62.gün
İBB Spor Kulübü Başkanı #FatihKeleş beyanda bulunuyor
"Adalet mücadelesine cesaretle tutunmak istiyorum.
Bu uğurda ne kadar ağır bedeller ödesem de onurumdan asla taviz vermeyeceğim.
En başta kadim dostlarımı, arkadaşlarımı ve burada beni destekleyen herkesi saygıyla selamlıyor, yürekten teşekkür ediyorum.
13 Mart 2025 günü evimden gözaltına alındım.
Dört gün boyunca insan onuruna yakışmayan bir nezarethanede kaldım.
Emniyet ve savcılık aşamasında neyle suçlandığımı dahi tam olarak anlayamadım. Tutarlı olmayan sorularla karşı karşıya kaldım.
23 Mart 2025 günü tutuklandım ve Marmara Cezaevi'ne gönderildim.
Tutuklandıktan bir süre sonra bana İstanbul Adliyesi'ne götürüleceğim söylendi.
🔴 Apar topar İstanbul Adliyesi'ne getirildim. Ne için getirildiğimi bilmiyordum.
🔴 Savcılık makamına çıkarıldığımda avukatımı görmek istediğimi söyledim. Ancak bana, "Avukata gerek yok, ifade almayacağız, sadece sohbet edeceğiz." denilerek avukatıma haber verilmedi.
Ben de, "Aslında sohbetim iyi değildir" demek istedim ama bunun gerçek bir sohbet olmadığını biliyorum." diye düşündüm.
🔴 Ardından üç soruşturma savcısı benimle "sohbet" adı altında görüştü.
Bu görüşmede bana etkin pişmanlıktan yararlanmam önerildi.
🔺️Akrabalarımın da risk altında bulunduğu, etkin pişmanlıktan yararlanmamın hem benim hem de ailem açısından doğru olacağı ifade edildi.
🔺️Ben ise kimse hakkında iftirada bulunmayacağımı, kimsenin günahını alamayacağımı söyledim.
⚫️ İstedikleri cevabı alamayınca beni yeniden cezaevine gönderdiler.
🔺️Bunun hemen ardından, 21 Mayıs 2025'te 65 yaşındaki ağabeyim Zafer Bey gözaltına alındı.
🔺️Bununla da yetinilmedi; 20 Haziran 2025'te oğlum Mustafa ve yeğenim Murat da aynı gün gözaltına alındı.
Bugün önümüzde bulunan dosyada aynı aileden dört kişi yer almaktadır.
🔴 Daha sonra, 23 Temmuz 2025 tarihinde, bu dosyada etkin pişmanlıktan yararlanmak isteyen başka bir şüphelinin avukatı beni cezaevinde ziyaret etti.
🔺️Savcıların istediği şekilde ifade vermem hâlinde serbest kalabileceğimi, ardından aile bireylerimin de serbest bırakılabileceğini; aksi takdirde hakkımdaki suçlamaların ağırlaşacağını söyledi.
⚫️ Ben yine kimseye iftira atmayacağımı açıkça ifade ettim.
🔺️5 Ağustos 2025 tarihinde bu avukat, yanında başka bir avukatla birlikte tekrar ziyaretime geldi. Hakkımda bazı garip iddialar ortaya atıldığını, başka bir dosyanın şüphelisinin, "Mahkeme insanı adam etmek için birilerine suç atmamı istedi." şeklinde beyanda bulunduğunu söyleyerek üzerimde yeniden baskı kurmaya çalıştılar.
🔺️Ben ise bu girişimi de kabul etmedim ve kendilerini geri çevirdim.
⚫️ Aradan on bir gün geçtikten sonra bir gazetede, manşetten "Suikast planına karıştı" şeklinde haberler yayımlandı.
Bu haber nedeniyle ifade vermek zorunda kaldım.
Hakkımdaki tek dayanak, gazetede yayımlanan bu haberdi.
🔴 Hem bu olaylarla ilgili hem de söz konusu haberi yapanlar hakkında avukatım aracılığıyla suç duyurusunda bulundum.
⚫️Bana karşı yürütüldüğünü düşündüğüm bu organize süreçle ilgili bugüne kadar ne yazık ki tek bir kişinin dahi ifadesi alınmadı."
MAKAM ARACI DAVASI AÇMIŞLAR
Ekrem İmamoğlu:
Hakkımda bir de makam aracı davası açıldı. Ben 12 yıl boyunca kendi aracımı kullandım. Belediye ile protokol yaptım kendi aracımı kullanacağım masraflarını da ben karşılayacağım diye. Şöyle bir aksilik olmuş arabama 2 kere benzin alınmış bir de lastik alınmış bunu tespit edip dava açmışlar. Ne ben ne de aileme araç tahsis etmedim. Ama bununla yargılanacağım. Eylül ayında dava.
Ben, bu ülkenin 15,5 milyon insanının oy verdiği, 25,5 milyon insanının imzası ile destek olduğu Cumhurbaşkanı Adayıyım.
Bunu zihinlerine kazıyacaklar.
NATO toplanıyor yarın Ankara’da.
Ne anlatacak bu ülkenin başındaki misafirlerine? “Bak, rakibimi hapse attım, 20 tane de dava açtım mı” diyecek?
Sen o cezaevinde ki bazı belediye başkanlarına kurban ol aytun. Onların seviyesi ve etkisi sadece sen değil tüm sülalenden fazladır..Yıllarca koltuk işgal eden,iktidarın isteyip aradığı gereksiz ve etkisiz ılık muhalefetsiniz siz.
Ali Bey,
Muhammed Yakut'un söylediklerini ben söylemişim gibi yorum yapmışsınız.
Siz kendi programınıza sahip çıkın.
Ancak...
Ben nerede İmamoğlu CHP'li olamaz demişim?
Bunu hiçbir zaman hiçbir yerde söylemedim.
Siz zaten parti üyeliği konusunda gerekli cevabı Yakut'a vermişsiniz.
Hatta ben daha ileri gideyim...
Baykal söylemişti...
İsmet Paşa "Benden bir saat önce @herkesicinCHP'ye giren, benimle aynı haklara sahiptir" dermiş.
Sizin sıkıntınızı anlıyorum.
Yakut'un Ekrem Bey'e ve babasına yaptığı ağır hırsızlık ithamlarına sessiz kalmış olmanızın hatırlanmasından rahatsız olmalısınız. Bir konuya daha dikkatinizi çekeyim; Bekâroğlu ile ilgili Sn Uğur Dündar'la Sözcü'de yaptığım mülâkatı bulun lütfen.
Sayın Tarakçı,
Bir gazeteci sizin gibi davranmamalı.
Bilmeden ve araştırmadan bir şey yazmamalı.
Özgeçmişimi bile okumamışsınız.
Bürokratik özgeçmişim hakkında tek bir cümle yazayım:
Yeşil Kartı geliştiren..
ALO 112 Acil'i kuran ekibin başıydım.
(https://t.co/QCqroTrvOJ….)
Sizin için asıl siyasi bölümünü tekrar yazayım:
1995 yılında DYP‘den milletvekili aday adayı oldum.
İzmir İli DYP Önseçim Üçüncüsü seçildim.
Ancak merkez kararı ile 5. sıraya indirildim.
O dönemde DYP dört milletvekili kazandı.
1999 Genel Seçimlerinde İzmir İli Önseçim Birincisi oldum. Bu defa Çillerler tarafından Merkez kararı ile listeden tamamen çıkarıldım.
1999 DYP genel Kongresi'nde Sn Köksal Toptan'ı destekledim ve kaybedince DYP‘den tasfiye edildim.
Daha sonra 2002 yılı seçimlerine kadar Sn Başbakan Mesut Yılmaz'la başbakanlık danışmanı olarak çalıştım.
Bana iadei itibarda bulunan Mesut Bey, "Sana görev veriyorum. İzmir 2. Bölge 2.sıradan aday yapıyorum" dediğinde danışmanı olarak anketleri bilmeme rağmen, terbiyem ve vefam gereği gittim çalıştım.
Bu defa parti tasfiye oldu.
DP'yi AKP'nin elinden almak için Hüsamettin Cindoruk'la hareket ettim.
Başardıktan sonra kendi isteğimle ayrıldım.
Cindoruk'tan çok şey öğrendim.
O sırada Sn Kılıçdaroğlu @herkesicinCHP Genel Başkanı oldu.
Kalan tek muhalif parti CHP'yi büyütmek istiyordu.
Birlikte siyaset önerdi, "Tek kırmızı çizgim Atatürk" dedi.
Bilgi arz edince Demirel bana, "Bizim partimiz yok. Git Atatürk'ün mücadelesini CHP'de yap" dedi.
CHP'ye katıldım ve o dönemi gururla hatırlıyorum.
Daha sonra Cumhur İttifakı'na karşı İYİ Parti'nin kuruluşuna yardım ederek (Sn Temizel'İn yaratıcı fikirleri ile) Millet İttifakı projesini gerçekleştirmek için CHP'den ayrılmak zorunda kaldım.
(İzinle)
Eğer o projeyi Kemal Bey'in büyük destekleri ile gerçekleştirmeseydik bugün Ekrem Bey diye siyasi bir aktör olmazdı.
(Ekrem Bey'in camide mevlüt okuması fikri de benimdir.)
Yani bilmediğiniz bir konuda, beni şu anda "cezaevindeki bazı CHP belediye başkanları" seviyesinde göstermeye çalışmanızı da mesleğinize saygısızlık olarak değerlendiriyorum.
Saygılarımla.